(The Turkish Post) – MEHMET EREN
Röportajın ikinci bölümü:
Eski Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay, Turkishpost.net’e gündemi sarsacak önemli açıklamalarda bulundu. Dün ilk bölümünü yayınladığımız röportajda Günay, ülkenin içinde bulunduğu tabloyu değerlendirdi. İşte röportajın ikinci bölümü:

– İsrail Dışişleri Bakanı’nın Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı hedef aldığı sosyal medya paylaşımına İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu’nu etiketlemesini nasıl değerlendiriyorsunuz? İmamoğlu’nun sert cevabı sonrası, hem iktidar yandaşı hem de İmamoğlu destekçileri arasında tartışmalar yaşandı. İki taraf da bu mesajın ve ona verilen cevabın ‘danışıklı dövüş’ olduğunu öne sürdü. İsrailli bakanın amacı neydi, İmamoğlu yanıtsız bıraksaydı ne olurdu?
– İsrail dışişlerinin yaptığı tam bir terbiyesizlik; Erdoğan’a saldırısı da, bu kaba saldırıya İmamoğlu’nu eklemesi de çirkin ve küçük siyasi hesapların ürünü. Sanırım her kesimden hak ettiği cevabı aldı.
– Sokak hayvanlarının öldürülmesini de içeren yasa tasarısı Meclis’ten geçti, Resmi Gazete’de yayımlandı. Siz tüm bu tartışma süreçlerini ve yasanın getireceği belirtilen hayvan katliamını olası görüyor musunuz?
– Bu konuda uygulama belediyelere göre farklı sonuçlara yol açabilir. Şahsen, çeyrek yüzyılı aşkın köpek ve kedi gibi evcil hayvanları olan bir yurttaş olarak, bu konuda sadece yasal değil, aynı zamanda insani ve vicdani sorumlulukla davranılması gerektiğini düşünüyor ve belediyelere öneriyorum.
AK PARTİ, ESKİ ERGENEKONCU ÇEVRELERİN TUTSAĞI HALİNE GELDİ
– AKP iktidarının MHP ve Mehmet Uçum’un şahsında ulusalcıların kontrolü altına girmesini nasıl yorumluyorsunuz?
– AK Parti iktidarı son on yılda karşılaştığı zorlukları, kendi kuruluş ilkelerine özenle sarılarak aşmaya çalışmak yerine, bazı eski karşıtlarıyla işbirliği yaparak, hatta onlara teslim olarak aşma yanlışını yaptı.
Bu yöntemle belki bazı badireleri aştı. Ancak büyük ölçüde kimliğini yitirdi ve ‘eski ergenekoncu-milliyetçi-derin çevrelerin’ tutsağı haline geldi. Kazandığı seçimler Pirus zaferi gibi; yüzde 45’lerden 35’lere düştü. Düşmeye devam edecek.
– Bu siyasi belirsizlik ve karmaşada size de bir siyasi misyon ve görev düştüğünü düşünüyor musunuz? Tecrübeli bir siyasetçi hem solda hem sağda siyaset yapmış biri olarak…
– Ben CHP’de de, AK Parti’de de inandığım doğrularla siyaset yaptım. Ayrımsız, eşitlikçi, demokrat ve sosyal adaletçi bir anlayışla. Ne yazık ki, siyasetin sağı da, solu da, ilkeli bir tutarlıktan, doğru sözlülükten ve yanlışlarına itirazdan hoşlanmıyor. O nedenle her iki kesimde de sonuçta hep dışarıda ve bağımsız kaldım. Şimdi ‘fikri hür, vicdanı hür’ bir yurttaş olarak yine doğru bildiklerimi yazıp söylemeye çalışıyorum.
– Din-siyaset ilişkileri AK Parti iktidarında sınandı ve din zararlı çıktı. Bundan sonra siyaset-din ilişkilerinin daha sağlıklı zemine oturmasını bekliyor musunuz?
– Dinin siyasetin konusu ve aracı yapılması, topluma da, dine de büyük zarar verdi, veriyor. Din, bir inançlar bütünüdür. Oysa siyaset sürekli bir sorgulama ve tartışma ortamıdır. Bu açıdan iki alan çok farklıdır. Umarım ve dilerim, samimi dindarlar da, dinin bu kadar görünür ve siyasi-ticari istismar metaı yapılmasının zararlarını görmüştür ve bundan sonra ona göre saf ve taraf tutarlar.

MÜSLÜMANLIK, DÜNYEVİ İKTİDARIN DAYANAĞI HALİNE GETİRİLDİ
– Muhafazakâr ve dindar kitlelerin vicdan sınavından başarıyla çıktıklarını söylemek zor. Onca hukuksuzluk, haksızlık, ahlaksızlık yaşanırken AK Parti iktidarına destek vermeye devam ettiler. Bu Anadolu irfanı muhafazakârların vicdanı konusunda ne düşünüyorsunuz?
– Üzüntüyle söylemek gerekirse, Müslüman topluluklar tarih boyunca bu sınavda başarısız oldular. Müslümanlık, Peygamber’den hemen sonra, bir ahlaki inanç öğretisi olmak yerine, dünyevi iktidarın muhkem bir dayanağı haline getirildi. Emevilik bunun en bilinen ve çarpıcı örneğidir ama yozlaşma ondan bile eskidir. Ebu Zer örneği çok öğreticidir. Anadolu irfanı kavramıyla bağdaşmayan eski ve yeni nice tarihi olayı da hüzünle hatırlıyorum. O nedenle yaşadıklarımız beni şaşırtmıyor, ancak üzüyor.
– AK Parti’nin alternatifi sol olabilir mi yoksa yeni siyasi arayışlar ya da siyasetteki sancı yepyeni bir siyasi parti ve kadrolar mı doğuracak?
– Sol ve sağ kavramlarının, bizim düşünce dünyamızı tanımlamaya yetmediğini, çeyrek yüzyıla yakındır yazıp söylüyorum. O nedenle bugün AKP’nin karşısına, klasik anlamda ‘sol’ değil, bilgiye, emeğe, insan haklarına saygılı, çevreci, eşitlikçi, gelişmeci ve dayanışmacı yepyeni anlayışlarla çıkmanın gerekli ve daha etkili olacağını düşünüyorum.
– AKP’nin siyasete, dine, devlete verdiği zararlar kolayca tamir edilebilir mi?
– Kolay değil, bilgili, tutarlı, kararlı, cesur, özverili ve sabırlı bir süreç gerekecek.
– 31 Mart’tan sonra siyasi arayışların ve yeni siyasi parti çalışmalarının arttığını duyuyoruz. Bu arayışları ve Türkiye’nin siyasi geleceğini nasıl değerlendiriyorsunuz? Siz siyasete devam etmeyi düşünüyor musunuz?
– 31 Mart 2024’de insanlar geleni karşılamaktan çok, gitmesi gerekeni ‘göndermek’ kararlılığıyla oy kullandılar. Yerel yönetimlerden yeni iktidar umutları da çıkabilir, yıkımları da. Türkiye bunların örneklerini yaşadı.
Şu anda yerelde iktidar olan partiden bağımsız olarak, eşitlikçi, özgürlükçü, gelişmeci yeni siyasal arayışların gerekli ve yararlı olduğunu düşünüyorum. Kendi payıma bilgi ve deneyimlerimle bu tür arayışlara -kişisel bir beklentim olmadan- katkı yapmayı yurttaşlık görev ve sorumluluğu sayarım.





















