(The Turkish Post) – Hürriyet yazarı Abdulkadir Selvi, yatırım fonlarında yaşanan krizin yalnızca tasfiye işlemleri ve yatırımcılara yapılacak ödemelerle kapatılamayacağını belirterek sorumluların hesap vermesi gerektiğini söyledi. Selvi, fon işlemlerine imza atanların yanı sıra onlara destek verenlerin, göz yumanların ve zamanında önlem almayanların da araştırılmasını istedi. Selvi’nin aktardığı anket sonuçlarında, fon krizinde en büyük sorumluluğun denetim ve gözetim kurumlarında olduğunu düşünenlerin oranı yüzde 45,6 olarak açıklandı.
“Fonların tasfiye edilmesi ve paraların ödenmesi yeterli değil”
Fon soruşturmasına ilişkin değerlendirmelerini sürdüren Abdulkadir Selvi, kamuoyunun beklentisinin yalnızca yatırımcıların kayıplarının karşılanmasıyla sınırlı olmadığını savundu. Selvi’ye göre krizin nasıl ortaya çıktığının, hangi aşamalarda önlem alınmadığının ve varsa sorumluluğu bulunan kişilerin kimler olduğunun açıklığa kavuşturulması gerekiyor.
Selvi, değerlendirmesinde muhalif belediye başkanlarının tutuklanmasıyla fon soruşturmasında sorumluluğu bulunduğu öne sürülen kişilere yönelik yaklaşım arasında bir adalet ve eşitlik tartışması yaşandığını belirtti.
“Millet, muhalif belediye başkanları ellerine kelepçe vurulup cezaevine atılırken, fon rezaletine imza atanların korunmamasını istiyor” diyen Selvi, fon işlemlerinin arkasındaki isimlerin yanı sıra bu kişilere destek verenlerin ve iddialara göre gerekli önlemleri zamanında almayanların da hesap vermesi gerektiğini ifade etti.
Selvi, “Fon rezaletinin mimarları, onlara destek verenler, göz yumanlar, zamanında tedbir almayanlar hesap versin istiyor” sözleriyle sorumluluğun yalnızca doğrudan işlemleri gerçekleştirenlerle sınırlı tutulmaması gerektiğini savundu.
Selvi’nin gündeminde denetim kurumlarının sorumluluğu var
Fon soruşturmasıyla ilgili tartışmaların önemli başlıklarından biri, sermaye piyasasını denetlemekle görevli kurumların süreci zamanında tespit edip edemediği ve gerekli önlemleri alıp almadığı.
Selvi, 13 Ekim’de yayımlanan değerlendirmesinde yaşananları yalnızca bir fon krizi olarak görmediğini belirterek borsa işlemlerinin gözetimi ve denetimindeki olası aksaklıklara dikkat çekti. TERA ve Pusula fonlarıyla ilgili şüpheli işlemlerin, ilgili kurumların müdahale kapasitesinin ve denetim süreçlerinin araştırılması gerektiğini savundu.
Selvi’nin değerlendirmesinde öne çıkan sorular arasında, şüpheli işlemlerin hangi aşamada fark edildiği, denetim mekanizmalarının nasıl çalıştığı ve olası ihlallere karşı neden daha önce müdahale edilmediği yer aldı.
Anket sonuçlarında ilk sırada denetim ve gözetim kurumları var
Selvi, fon krizinin kamuoyundaki karşılığını değerlendirirken ASAL Araştırma tarafından yapılan bir çalışmanın sonuçlarını da aktardı.
Selvi’nin paylaştığı verilere göre, “Fon krizinden en çok kim sorumlu?” sorusuna katılımcıların yüzde 45,6’sı “Denetim ve gözetim yapması gereken kuruluşlar” yanıtını verdi. Ekonomi yönetimini sorumlu görenlerin oranı yüzde 24,7 olurken, yüksek getiri elde etmek için risk alan yatırımcıları sorumlu tutanların oranı yüzde 19,9 olarak açıklandı.
Anket sonuçları, Selvi’nin yorumuna göre, kamuoyundaki tartışmanın yalnızca yatırımcıların risk tercihlerine odaklanmadığını; denetim mekanizmaları ve ekonomi yönetiminin rolünün de sorgulandığını gösteriyor.
Selvi, aynı değerlendirmesinde fon krizinin AK Parti’nin oylarında 3 ila 3,5 puanlık gerilemeye yol açtığını ileri sürdü. Bu oran da Selvi’nin aktardığı siyasi değerlendirme kapsamında yer alıyor; söz konusu değişimin hangi araştırma ve karşılaştırmaya dayandığına ilişkin ayrıntılar ayrıca değerlendirilmek durumunda.
“Kimsenin korunmadığı duygusu verilmeli”
Selvi, fon krizinde yalnızca mali sonuçların değil, sürecin nasıl yönetildiğinin de belirleyici olduğunu savundu. Yatırımcıların parasının geri ödenmesinin önemli olduğunu ancak bunun tek başına kamuoyundaki güven sorununu gidermeye yetmeyeceğini belirtti.
Selvi’ye göre kamuoyunun beklediği, sorumluluğu bulunan kişilerin siyasi yakınlıklarına veya makamlarına bakılmaksızın incelenmesi ve hukuka aykırılık tespit edilmesi hâlinde gerekli işlemlerin yapılması.
Selvi, değerlendirmesinde şu ifadeleri kullandı:
“Bu tür krizlerde süreç yönetimi sürecin kendisinden önemli hale geliyor. O nedenle sadece fonların tasfiye edilmesi ve paraların ödenmesi yeterli değil. Bu rezaleti yaşatanlardan hesap sorulduğu ve kimsenin korunmadığı duygusunun verilmesi gerekiyor.”
Selvi’nin çağrısı, fon soruşturmasında bundan sonraki aşamada yalnızca yatırımcıların parasının nasıl geri ödeneceğine değil, denetim süreçlerinin nasıl işlediğine ve olası sorumlulukların nasıl belirleneceğine de odaklanılması gerektiği yönünde.





















