(The Turkish Post) – MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin grup toplantısında dile getirdiği “kayyum” çıkışıyla yeni bir dönemece girdi. Görevden uzaklaştırılan Esenyurt Belediye Başkanı Ahmet Özer ve Mardin Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Türk’ün makamlarına iade edilmesi gerektiğini savunan Bahçeli’ye, Ahmet Özer’den yanıt gecikmedi. 377 günlük tutukluluk sürecinin ardından tahliye olan ancak henüz görevine iade edilmeyen Özer, Bahçeli’nin açıklamalarını “halk iradesinin teslimi” olarak yorumladı.
BAHÇELİ: İKİ AHMET MAKAMLARINA OTURMALI
MHP lideri dün gerçekleştirdiği grup toplantısında, kayyum uygulamalarının demokratik teamüller çerçevesinde yeniden ele alınması gerektiğini vurgulayarak şu ifadeleri kullanmıştı:
“Kayyum meselesi herhangi bir kaygıya kapılmadan tekrar değerlendirilmeli, iki Ahmet’in (Türk ve Özer) makamlarına oturması sağlanmalıdır.” Bahçeli ayrıca, Özer hakkında verilen cezanın “maşeri vicdanda karşılığı olmadığını” belirterek evrensel hukuk ilkelerine vurgu yapmıştı.
“SÖZLERİN MUHATABI İKTİDARDIR”
Sosyal medya hesabı üzerinden kapsamlı bir açıklama yapan Ahmet Özer, Bahçeli’nin barış süreci ve demokratikleşme konusundaki tutarlılığını takdir ettiğini belirtti. Özer’in açıklaması şöyle:
Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkanı Sayın Devlet Bahçeli barış sürecini başlatan siyasi zemini oluşturmuş ve tamama ermesinin önemini büyük bir tutarlılıkla vurgulamaktadır. Bu bağlamda birçok kez kayyım uygulamasına son verilmesi talebini “Ahmetler görevlerine dönsün” diyerek de ısrarla yinelemektedir.
Sn. Bahçeli’nin kayyım garabeti ile halk iradesinin gaspının ortadan kalkmasına ilişkin çağrıları değerlidir. Bu çağrıları için kendisine Esenyurt halkı adına teşekkürlerimi sunuyor, barış sürecinde bu adımların demokratikleşme açısından çok kıymetli olacağını tekrar belirtmek istiyorum. Kayyım meselesinin son bulmasını sadece bir kişinin meselesi olarak değil, ilkesel olarak demokrasinin vazgeçilmezi olan halk iradesinin tecellisi olarak okumak gerekir.
Ayrıca Sn. Bahçeli, 23 Ocak tarihinde düzmece ve içi boş bir dosya üzerinden kayyım telaşı ile tarafıma verilen haksız cezanın “evrensel hukuk ilkeleriyle çeliştiğini” ve “maşeri vicdanda hiçbir karşılığı ve makul bir gerekçesi olmadığını” da açıkça dile getirmiştir. Bu hakkı teslim eden tespit, çağrı ve öneriler hukuk güvenliği açısından son derece kıymetlidir.
Biliyoruz ki bu sözlerin muhatabı iktidardır. Gelinen noktada komisyonda ortaklaşılan ve özellikle yasal düzenleme bile gerektirmeyen bu adımların bir an evvel atılması barışın toplumsallaşması ve demokratikleşme yolunda kamuoyunun en büyük beklentisidir.























