(The Turkish Post) – TÜSİAD Başkanı Orhan Turan ve TÜSİAD Yüksek İstişare Konseyi Başkanı Ömer Aras’ın ‘yanıltıcı bilgiyi alenen yayma’ suçlamasıyla yargılandığı davanın ikinci duruşması bugün İstanbul 28. Asliye Ceza Mahkemesi’nde görüldü.
HAKİM DEĞİŞTİ, KARAR ÇIKMADI
Savcı bir önceki esas hakkındaki mütalaayı tekrarladı. Dosyaya yeni atanan hakim, eksik hususlar nedeniyle bu celsede karar vermeyeceğini söyledi. Sanık avukatları, bu duruşmada karar verilmeyeceğinin baştan söylenmesi üzerine itiraz etti.
‘ÜLKENİN GELİŞİMİNE, REFAHINA KATKI SAĞLAMAK İÇİN ÇALIŞIYORUM’
Duruşmada savunma yapan TÜSİAD Başkanı Turan, “Bu ülkede Anadolu’nun kalbinde doğmuş, yetişmiş biri olarak her daim bu ülkenin gelişimine, ekonomisine refahına katkı sağlamak için çalışıyorum. Savunma yapmama sebebiyet veren konuşma da yine benim gözlemlerimden ibarettir. Konuşmamın tamamı da, özü de ekonomik kalkınma hedefinin güvenilir öngörülebilir hukuk sistemiyle olabileceğine ilişkindir. İçinde doğup yetiştiğim halkımızın arasında endişe korku panik yaratma saiki olamaz. Hiçbir teknik hukuki değerlendirmede bulunmadım. Beraatimi talep ediyorum” dedi.
‘CEZA TALEBİ HUKUK DEVLETİNDE KABUL GÖRMEZ’
TÜSİAD Yüksek İstişare Konseyi Başkanı Ömer Aras da savunmasında “Savcılığın cezalandırma talebini kesinlikle kabul etmiyorum. Bu talebine özgürlükleri esas alan bir hukuk devletinde asla ve katiyen kabul görmemesi gerektiğini düşünüyorum. Cezalandırılmamam için ileri sürülen gerekçelere bakıldığında savunmalarına değer verilmediğini, iddianamede olduğu gibi cümlelerimin tamamı alınmayarak konuşmamın bağlamından koparıldığını görmekteyim. Ayrıca ikna edici bir gerekçesi olmaksızın soyut ifade ve varsayımlarla cezalandırılmamın talep edildiğine de tanıklık etmekteyim. Bu durumun hukuka ve dürüst bir yargılamaya aykırı olduğunu değerlendiriyorum. İddianame ile başlayıp esas hakkında mütalaa ile devam eden bir gerekçesizlik halinin suçsuzluğumu ortaya koyduğuna inanıyorum” diye konuştu.
‘EKONOMİ İLE HUKUK ARASINDA ÇOK SIKI BİR BAĞ VAR’
Aras, şöyle devam etti:
“Değindiğim konuların tümü ekonomi ile ilgilidir. Ekonomi ile hukuk arasında çok sıkı bir ilişki olduğu kabul görmüş bilimsel bir gerçekliktir. Bu nedenle toplumda yoğun ilgi çeken hukuk güvenliği bağlamında tartışılan, ekonomik etkilerin bulunduğu anlaşılan hususlara olgusal olarak değinmiş olmam ve etkileri üzerinde kişisel kanaatimi belirtmiş olmam derneğin amacına aykırı değildir. Konuşmamın yargıya konu edilen bölümü kişisel değerlendirmelerden ibarettir. Hukuka aykırı amacı ya da kötü niyeti asla barındırmamaktadır.”
‘ÜLKEMİZİN GELECEĞİ İLE İLGİLİ UMUDUMU KAYBETMEDİĞİMİ BELİRTTİM’
İfade özgürlüğü vurgusu yapan Aras, “Yargıyı etkilemek amacıyla hareket etmediğim gibi toplumda endişe ve panik oluşmasını da amaçlamadım. Ülkemizin geleceği ile ilgili umudumuzu kaybetmediğimi belirttim. Savcının esas hakkındaki mütalaasında iddia ettiği gibi hukukun üstünlüğünün bulunmadığını asla ifade etmedim. Konuşmamda suçlamaya konu olaylar hakkında ‘Bu olaylarda suç vardır, yoktur diyemeyiz’ dedim. Bu ifadem yargı kararlarının doğruluğu veya yanlışlığı konusunda hiçbir yorum yapmadığımın açık kanıtıdır. Diğer taraftan konuşmamın hiçbir yerinde gerçeğe aykırı bilgi de paylaşmış değilim. Gerek iddianamede gerekse de esas hakkında mütalaada hangi bilginin gerçeğe aykırı olduğunun gösterilmediğinin de altını çizmek isterim. Konuşmam ister kendi bağlamında ele alınsın isterse de bu yargılamada yapıldığı gibi bağlamından koparılsın, sonuç değişmeyecektir. Cümlelerimin tümü ifade özgürlüğü kapsamındadır. Beraatimi talep ediyorum” dedi.
Savunmaların ardından bir sonraki duruşmanın 20 Ocak 2026’da yapılmasına karar verildi.























