(The Turkish Post) – TUNA CEVHER
Türkiye’de yurttaşın cebine girmeden eriyen maaşlarının en büyük kaybı artık vergiler. Gıda alışverişinde, elektrik faturasını öderken, benzine zam geldiğinde, hatta ekmek alırken bile vergi ödeyen vatandaş, her gün biraz daha fakirleşiyor. Hazine raporları, vergi gelirlerinin neredeyse üçte ikisinin dolaylı vergilerden toplandığını gösteriyor. Yani, ekmeğinden ödediği vergiyi de otomobilinden ödediği vergiyi de aynı oranda ödemek zorunda kalan halk, sisteme adaletsizlikten başka bir şey bulamıyor.
EMLAK VERGİSİ: KİRACIYA YENİ ZAM KAPISI
Zaten yıllardır süren konut krizi, emlak vergileriyle daha da ağırlaşıyor. Ev sahipleri ödedikleri vergiyi kiracılara yansıtırken, milyonlarca insan zaten karşılayamadığı kira bedellerinin altında eziliyor. Asgari ücretlinin maaşı daha eline geçmeden kira ve faturalarla yok oluyor. Devletin konut sorununu çözmesi gerekirken, vergi politikalarıyla bizzat krizi derinleştirmesi büyük bir çelişki yaratıyor.
OTOMOBİL SAHİBİ OLMAK ARTIK HAYAL
Türkiye’de otomobil almak artık orta sınıf için bile neredeyse imkânsız. ÖTV ve KDV yüküyle fiyatı iki katına çıkan araçlar, Avrupa’da sıradan bir ihtiyaçken Türkiye’de yalnızca zenginlerin erişebileceği bir lüks haline gelmiş durumda. Devlet, her arabadan adeta kasasını doldururken, yurttaşın yaşam kalitesi göz göre göre yok oluyor.
DOLAYLI VERGİLER
Akaryakıttan elektriğe, doğalgazdan iletişim hizmetlerine kadar neredeyse her şeyde alınan yüksek dolaylı vergiler, dar gelirliyle zengini aynı kefeye koyuyor. Yoksulun maaşından kopardığı son kuruşla aldığı ekmekteki KDV, milyonluk otomobil alan kişinin ödediği vergiyle aynı. Bu tablo, vergi sisteminin adalet yerine eşitsizliği büyüttüğünün en çıplak göstergesi.
VERGİLER NEREYE GİDİYOR?
İşte en can alıcı soru: Halkın boğazından kesilerek toplanan vergiler nereye gidiyor? Eğitim ve sağlık yatırımlarına mı, sosyal yardımlara mı, işsizliği azaltacak projelere mi? Hayır. Büyük bir kısmı lüks kamu binalarına, itibardan tasarruf etmeyen projelere harcanıyor.
Isparta’nın 15 bin nüfuslu Keçiborlu ilçesinde yapılan ve 71 milyon TL’ye mal olan hükümet konağı bunun en çarpıcı örneklerinden biri. Sarayı andıran bu yapı, halk sefaletle mücadele ederken bürokratların konforuna milyarlarca lira aktarıldığını kanıtlıyor. Üstelik sadece Keçiborlu değil; birçok il ve ilçede hükümet konağı projeleri için toplamda 1,9 milyar TL bütçe ayrılmış durumda.
KESK MYK Üyesi Bahadır Berdicioğlu’nun sözleri aslında durumu özetliyor: “İtibardan tasarruf edilmiyor.” Halkın vergileriyle bürokratlara saraylar yapılırken, milyonlarca kişi geçim derdiyle boğuşuyor.
İTİBAR MI, İHTİYAÇ MI?
Türkiye’de vergi sistemi artık bir sosyal devlet aracından çok, yoksulu ezen bir tahsilat mekanizmasına dönüşmüş durumda. Halkın sırtına bindirilen yük her geçen gün artarken, bu kaynakların gösterişli binalara harcanması büyük bir çelişki yaratıyor. Devlet kimin için çalışıyor halk için mi, yoksa bürokrasinin ihtişamı için mi?























