(The Turkish Post) – TUNA CEVHER
Türkiye’de 2025 üniversite tercih dönemi, yükseköğretimde yaşanan kontenjan azalması ve ekonomik engeller nedeniyle öğrenciler için kritik bir sınav haline geldi. Yükseköğretim Kurulu (YÖK) tarafından açıklanan rakamlar, devlet üniversitelerindeki kontenjanların son yılların en büyük düşüşünü yaşadığını ortaya koyarken, gençlerin tercih yaparken yaşadığı ikilemler ve belirsizlikler giderek artıyor.
TARİHİ DÜŞÜŞ: 184 BİN KONTENJAN AZALDI
YÖK verilerine göre, 2024 yılında toplam 1 milyon 21 bin 986 olan yükseköğretim kontenjanı, 2025’te 837 bin 884’e geriledi. Yaklaşık 184 bin kişilik bu azalma, binlerce adayın eğitim hayatına başlayamama riskiyle karşı karşıya olduğunu gösteriyor. Daralmanın ağırlıklı olarak devlet üniversitelerinde yaşanması ise dikkat çekici: Devlet üniversitelerindeki kontenjanlar 190 bine yakın azaldı. Özel vakıf üniversitelerinin ise kısıtlı da olsa kontenjan artışı yaşaması, bu kısıtlamaların temelinde kamu ile özel sektör arasındaki dinamiklerin olduğunu düşündürüyor.
KONTENJAN DARALMASININ ARKASINDAKİ GÖLGE: EĞİTİMDE FIRSAT EŞİTSİZLİĞİ
Resmi gerekçe olarak “kalite artışı” hedefi öne sürülse de kontenjanlarda yaşanan bu sert düşüşün gençler arasında ciddi tepki çekmesi kaçınılmaz oldu. Özellikle dar gelirli ailelerin çocukları için devlet üniversiteleri, yüksek öğrenime ulaşmanın en ekonomik yolu iken, bu alandaki azalma maddi imkânları kısıtlı öğrencilerin şansını ciddi şekilde azaltıyor.
Öte yandan vakıf üniversitelerindeki artan kontenjanlar, yüksek öğrenim ücretlerinin katlanarak yükseldiği bir ortamda “özel üniversitelerle devlet üniversitelerinin birbirinin alternatifi olmaktan çıktığı” eleştirilerine yol açıyor. Bu durum, eğitimin giderek ticarileştiği ve fırsat eşitliğinin zayıfladığı algısını güçlendiriyor.
METROPOL ÜNİVERSİTELER VE TERCİH ZORLUKLARI
Metropol şehirlerdeki üniversiteler her zaman olduğu gibi yüksek puanlı adaylar tarafından tercih edilirken, yeterli puanı alamayan öğrenciler için seçenekler oldukça sınırlı. Taşrada bulunan üniversitelere yönelmek maddi zorluklar nedeniyle tercih edilmiyor; şehir dışı yaşamanın getirdiği kira, ulaşım ve yaşam maliyetleri, öğrencilerin bir yıl daha sınava hazırlanma yolunu seçmesine neden oluyor.
Eğitim uzmanları, bu durumun aileler ve gençler üzerinde büyük bir psikolojik ve ekonomik baskı yarattığını belirtiyor. Ayrıca, öğrencilerin tercihlerinde sadece akademik başarı değil, ekonomik şartlar ve sosyal çevre de önemli belirleyici oluyor.
MEZUNİYETİN İŞ GARANTİSİ SAĞLAMAMASI
Türkiye’de üniversite mezunu olmak artık iş bulmak için yeterli değil. Mezunların önemli bir kısmı, istihdam sorunları nedeniyle işsiz ya da düşük vasıflı işlerde çalışmak zorunda kalıyor. Bu durum, gençlerin tercih yaparken daha stratejik davranmasına yol açıyor; popüler bölümler yüksek rekabet altında kalırken, istihdamı nispeten daha kolay bölümler öncelik kazanıyor.
Ancak, tercih döneminde karşılaşılan kontenjan kısıtları, özellikle bu istihdam kaygısını artıran gençler için plan yapmayı daha da zorlaştırıyor. Dolayısıyla öğrenciler, yüksek puan gerektiren bölümlerden vazgeçip, alternatif alanlarda veya ücretli özel üniversitelerde eğitim alma ikilemiyle karşı karşıya kalıyor.
UZMANLARDAN UYARI: TERCİHLERDE DAHA GENİŞ BİR PERSPEKTİF
Eğitimciler, bu yıl tercih yapacak adaylara daha geniş bir tercih listesi hazırlamalarını ve farklı puan aralıklarını değerlendirmelerini öneriyor. Özellikle alt sıralara doğru tercihler yaparak risklerin azaltılması, kontenjan değişiklikleri nedeniyle yaşanabilecek olumsuzlukları azaltabilir.
Ayrıca, burs olanakları, yatay geçiş imkânları ve açıköğretim gibi alternatif eğitim modellerinin araştırılması, ekonomik sıkıntılar nedeniyle tercih yapmaktan çekinen öğrenciler için önem kazanıyor.
KAMU POLİTİKALARINDA SORU İŞARETLERİ
Eğitimde fırsat eşitliği ve erişilebilirlik ilkeleriyle örtüşmeyen kontenjan kesintilerinin, gençlerin geleceğine nasıl yansıyacağı tartışma konusu. Birçok uzman, devletin bu politikalarıyla yükseköğretim alanında sosyal adaleti zedelediği görüşünde. Ayrıca, özel üniversitelerin büyümesiyle birlikte eğitimde kalite ve erişim arasında bir dengesizlik oluştuğu eleştirileri artıyor.
EĞİTİMDE FIRSAT EŞİTLİĞİ İÇİN ACİL ADIMLAR GEREKİYOR
2025 üniversite tercih dönemi, gençlerin eğitim hakkına ulaşımında önemli engeller ortaya koyuyor. Kontenjanların hızlı düşüşü, ekonomik zorluklar ve işsizlik endişeleri, öğrencileri tercih yapma sürecinde zorlayan unsurlar olarak öne çıkıyor. Uzmanların uyarılarını dikkate alarak, geniş bir perspektifle tercih yapmak, ekonomik ve sosyal koşulları göz önünde bulundurmak, gençlerin geleceği için kritik önemde.























