(The Turkish Post) – TUNA CEVHER
Tüm Süt, Et ve Damızlık Sığır Yetiştiricileri Derneği (TÜSEDAD) Başkanı ve Feyz Çiftliği Kurucusu Sencer Solakoğlu, Türkiye tarım ve hayvancılık sektöründeki mevcut durumu yapısal bir kriz olarak değerlendiriyor. Solakoğlu, fiyatların yüksek olmasının temel nedeninin aracılar değil, yıllardır sürdürülen verimsizliği destekleyen yanlış devlet politikaları olduğunu dile getiriyor. Önümüzdeki aylarda et fiyatlarındaki artışlardan kaynaklanacak bir kriz yaşanabileceği uyarısında bulunuyor. Solakoğlu: “Şubat’ta et fiyatlarını hep manşetlerde göreceğiz” diyor.
YANLIŞ POLİTİKALAR ET FİYATLARINI KAÇINILMAZ OLARAK ARTIRACAK
Sencer Solakoğlu, Türkiye’de gıda enflasyonu ve yüksek et fiyatlarının ardında yatan gerçek sorunun, çiftçiyi rekabetten korumak amacıyla uygulanan politikalar olduğunu savunuyor. Solakoğlu’nun değerlendirmesine göre, devlet destekleri verimliliği artırmaya değil, siyasi kaygılarla verimsizliği sürdürmeye yönelik kullanılıyor.
Bu yaklaşım, tarımsal hammadde fiyatlarını dünya ortalamasının çok üzerine çıkarıyor. Dünya piyasalarında mısırın tonunun 190 dolar, Türkiye’de ise gümrük duvarları nedeniyle 245 dolar olduğunu belirten TÜSEDAD Başkanı, “Sadece mısırda %25 maliyet fazlamız var. Türk çiftçisi Amerikalı ve Avrupalı çiftçiden daha pahalıya mal edip, daha ucuza satmaya zorlanıyor” şeklinde konuştu.
YÜKSEK FAİZ ORANLARI ÜRETİMİ VURUYOR
Solakoğlu, güncel ekonomik şartların hayvancılık yapmayı mantıksız kılan bir finansal çıkmaza sürüklediğini belirtiyor. Alternatif maliyet hesabı üzerinden yaptığı tespitte, yüksek faiz oranlarının üreticiyi hayvanlarını kesip parasını bankaya yatırmaya teşvik ettiğini ifade ediyor. Çünkü bir hayvanı yerine koymak için gereken sermayenin bankadaki getirisi, hayvancılıktan elde edilen kârı gölgede bırakıyor. Bu durum, hayvan sayılarının hızla azalmasına ve önümüzdeki aylarda et fiyatlarında büyük bir sıçrama yaşanmasına neden olacak temel faktörlerden biri olarak gösteriliyor.
EĞİTİMSİZLİK VE RANT EKONOMİSİ
Uzman ismin işaret ettiği bir diğer önemli sorun, tarım sektörünün itibarsızlaşması ve eğitim eksikliğidir. Solakoğlu’na göre, çiftçilik mesleği hak ettiği değeri görmediği için en donanımsız ve yaşlı nüfusun elinde kalıyor. Bu eğitimsizlik, en modern teknolojinin dahi verimli kullanılamamasına yol açıyor.
Bunun yanı sıra, Solakoğlu, fiyatların artışında sıklıkla eleştirilen aracıların tek suçlu olmadığı görüşünde. Asıl maliyeti yükselten unsurlar arasında, tarım arazilerinin rant beklentisiyle fahiş kira bedellerine ulaşması ve tarladan sofraya gelene kadar yaşanan yüksek zayiat (fire) oranları yer alıyor.
PLANSIZLIK VE HALK SAĞLIĞI RİSKİ
Hükûmetin kısa vadeli siyasi çıkarlarla hareket etmesi, özellikle ihracat politikalarında büyük zararlara neden oluyor. Solakoğlu, limon veya kiraz gibi ürünlerde dahi uygulanan ani ihracat yasaklarının Türkiye’yi uluslararası pazarda güvenilmez bir tedarikçi konumuna düşürdüğünü ve üreticileri düşük fiyatlı spot piyasaya mahkûm ettiğini belirtiyor.
Ayrıca, Şap hastalığı gibi riskli dönemlerde denetim eksikliği nedeniyle hayvanlara yapılan antibiyotik tedavilerinin kalıntılarının sofralara ulaşması ciddi bir halk sağlığı tehdidi olarak görülüyor. Sencer Solakoğlu, bu konuda hiçbir kurumun güvenilir bir kontrol sistemi sunamadığının altını çiziyor.
KÖKLÜ ÇÖZÜM 36 AYDA MÜMKÜN
Mevcut kısır döngüden çıkış için, Solakoğlu, politikaların acilen değiştirilmesi gerektiğini vurguluyor. Desteklemeler sosyal yardım aracı olmaktan çıkarılıp, doğrudan eğitim ve teknolojiye yönlendirilmeli. Ayrıca, fiyatları baskılamak yerine rekabeti artıracak yapısal düzenlemeler hayata geçirilmeli. Uzman isim, doğru ve tutarlı bir politika seti uygulanması durumunda, sektörün ancak 36 ay gibi biyolojik bir sürede kendini toparlayabileceğini tahmin ediyor.






















