(The Turkish Post) – TUNA CEVHER
Türkiye’de son yıllarda derinleşen ekonomik kırılganlıklar artık yalnızca bütçe açığı ya da enflasyon rakamlarıyla sınırlı bir sorun olmaktan çıktı. Borç krizinden iş gücü piyasasına, faiz yükünden aile bütçelerine kadar her alan alarm veriyor. Resmî veriler bile tehlikenin boyutunu gizleyemiyor. İcra dairelerindeki dosya sayısı 25 milyona dayandı; işsiz sayısı 3 milyonun üzerinde; bütçede toplanan her 100 liranın 20 lirası ise borç faizine gidiyor. Tablo giderek netleşiyor: Ekonomi rayından çıktı ve altta kalan ezilecek.
BORÇ YÜKÜ ALTINDA EZİLEN MİLYONLAR
2025 yılı başından bu yana icra dairelerine 8,5 milyondan fazla yeni dosya eklendi. Toplam sayı 25 milyona yaklaşmış durumda. Her gün ortalama 30 bin yeni dosya açılıyor. Bu tablo, borç ödeme kapasitesinin toplumun geniş kesiminde çöktüğünü gösteriyor. BDDK verilerine göre bankaların takipteki alacakları 515 milyar liraya ulaştı. Yılbaşından bu yana 222 milyar liralık artış, krizin hız kesmediğinin kanıtı. Uzmanlara göre bu borçlar yalnızca rakam değil; geçinemeyen, kredisini ödeyemeyen, evine haciz gelen milyonlar demek.
İŞSİZLİK RAKAMLARI MAKYAJLI: GERÇEK ORAN YÜZDE 28,6
TÜİK her ne kadar işsizlik oranını yüzde 8,6 olarak açıklasa da aynı veriler, atıl işgücü oranının yüzde 28,6’ya yükseldiğini gösteriyor. Yani, çalışmak isteyen ama iş bulamayan ya da yeterli saat çalışamadığı için geçinemeyen milyonlar var. İşgücüne katılım düşüyor, genç işsizliği yüzde 15’e yakın seyrediyor. Kadınlarda bu oran yüzde 21’in üzerine çıkmış durumda. Bu da evine ekmek götüremeyen genç bir kuşağın büyüdüğüne işaret ediyor.
HER 100 LİRANIN 20 LİRASI FAİZE
2026 bütçesi, borcun artık yönetilemez bir yük hâline geldiğini açığa çıkardı. Hükümetin gelecek yıl için öngördüğü 2,7 trilyon liralık faiz ödemesi, vergi gelirlerinin yüzde 20’sine denk geliyor. Yani devlet, topladığı her 100 liranın 20 lirasını sadece borcun faizine harcayacak. Bu oran son 16 yılın zirvesi. Ekonomi uzmanı Prof. Dr. Şenol Babuşcu’nun ifadesi durumun özetidir: “Artık sorun bütçe açığı değil, faiz yükü. Devlet ayakta kalmak için borcun faizini çevirmeye çalışıyor.”
YÜK DAR GELİRLİNİN SIRTINA BİNİYOR
Borçların hızla artması, işsizliğin yüksek seyretmesi ve bütçe kaynaklarının büyük kısmının faize ayrılması; gelir dağılımındaki uçurumu her geçen gün büyütüyor. Ekonomideki mevcut yönelim, sermaye sahibi kesimleri korurken toplumun geniş bölümünü daha ağır şartlara itiyor. Uzmanlara göre Türkiye, artık yalnızca ekonomik değil sosyal bir kırılganlık dönemine girmiş durumda. Devlet, borç çevrilebilirliğini korumak için mücadele ederken; vatandaş, hayat pahalılığı ve geçim baskısıyla giderek daha fazla yalnızlaşıyor. Bu tablo, “tasarruf”un değil yükün kimlerin omuzlarına bırakıldığının meselesi hâline geldi.























