(The Turkish Post) – TUNA CEVHER
İstanbul Boğazı’nda son bir yılda dikkat çekici ama görece sessiz bir hareketlilik yaşanıyor. Yüzyıllardır aynı ailelerin elinde kalan, kimi zaman miras davalarıyla kilitlenen, kimi zaman da gözlerden uzak biçimde alıcı bulan yalılarda bir çözülme göze çarpıyor. Ekonomik baskılar, kuşak değişimi, hukuki süreçlerin sonuçlanması ve küresel servet akışları bu tabloyu birlikte şekillendiriyor.
YENİKÖY’DE 200 YILLIK BİR YAPI VİTRİNE ÇIKTI
Boğaz hattının köklü yapılarından Burhanettin Sezerar Yalısı, yaklaşık iki asırlık geçmişine rağmen geçtiğimiz aylarda satışa çıkarıldı. Kültür varlığı statüsü nedeniyle ciddi restorasyon yükümlülükleri bulunan yalı, yüksek bedeline rağmen alıcı arayışına girdi. Bu örnek, bakım ve koruma maliyetlerinin mülk sahipleri üzerindeki baskıyı görünür kılıyor.
ZEKİ PAŞA YALISI YENİDEN GÜNDEMDE
Boğaz’ın en görkemli yapılarından Zeki Paşa Yalısı son dönemde tekrar satış haberleriyle anıldı. Tarihi ve mimari değeri tartışmasız olan yalıda, mülkiyetin elde tutulmasının maliyeti ile piyasanın sunduğu astronomik rakamlar arasındaki makas belirleyici oldu. Bu durum, “elde tutmak mı satmak mı” ikilemini birçok malik için güncel hale getirdi.
TARABYA’DA YILLAR SÜREN DAVA SONA ERDİ
Yaklaşık iki yüzyıllık geçmişe sahip Tarabya’daki tarihi yalı, 17 yıl süren miras davasının ardından el değiştirdi. Hukuki belirsizliğin ortadan kalkmasıyla birlikte yalı üzerindeki kilit açıldı. Boğaz hattında uzun süredir askıda kalan pek çok mülk için benzer davaların bitmesi, yeni satışların önünü açıyor.
BEBEK VE KANDİLLİ HATTINDA SESSİZ SATIŞLAR
Son bir yıl içinde Bebek ve Kandilli hattında bazı yalılarda sessiz devirler gerçekleşti. Bu satışların önemli bir bölümü ilanlara yansımadan, sınırlı bir alıcı çevresiyle sonuçlandı. Boğaz’da “gürültüsüz satış” eğilimi, mahremiyet arayışı kadar fiyat dalgalanmalarından kaçınma isteğiyle de ilişkili.
KUŞAK DEĞİŞİMİ VE YENİ ÖNCELİKLER
Yalı sahiplerinin önemli bir kısmı üçüncü ya da dördüncü kuşak mirasçılardan oluşuyor. Boğaz’da yaşamak yerine farklı ülkelerde kurulu bir hayatı tercih eden bu kuşak için yalı, sembolik bir miras olmanın ötesinde ciddi bir yük anlamına geliyor. Ortak mülkiyetler, paylaşım anlaşmazlıkları ve kullanım sorunları satış kararlarını hızlandırıyor.
YABANCI İLGİ VE KÜRESEL SERMAYE ETKİSİ
Yüksek gelir grubuna hitap eden Boğaz yalısı piyasası, son dönemde uluslararası alıcıların da radarında. Döviz bazlı fiyatlama, küresel servet sahipleri için İstanbul’u görece cazip kılıyor. Bu ilgi, yerli maliklerin satışa daha sıcak bakmasında etkili oluyor.
SESSİZ AMA KALICI BİR DÖNÜŞÜM
Boğaz’daki yalılar birer birer el değiştirirken, yaşananlar ani bir kopuştan çok yapısal bir dönüşüme işaret ediyor. Hukuki düğümlerin çözülmesi, ekonomik gerçekler ve kuşaklar arası tercihler birleştiğinde, İstanbul’un en seçkin hattında mülkiyet haritası yeniden çiziliyor. Gürültüsüz ilerleyen bu değişim, önümüzdeki dönemde daha fazla yalı haberinin gündeme gelmesine zemin hazırlıyor.























