(The Turkish Post) – TUNA CEVHER
2025 yılının Haziran ayına gelindiğinde, hükümetin büyük bir müjde gibi duyurduğu asgari ücret zammı adeta buhar oldu. Ocak ayında yapılan yüzde 30’luk artışla net 22.104 TL’ye çıkarılan asgari ücret, artan enflasyon karşısında adım adım eridi. Çalışanlar her ay daha fazla yoksullaşırken, yetkililer hâlâ “erken” deme rahatlığında.
TÜİK RAKAMLARI BİLE KRİZİ GİZLEYEMİYOR
TÜİK verilerine göre Mayıs ayı itibarıyla yıllık enflasyon yüzde 35,41 olarak açıklandı. Haziran ayı verileri henüz paylaşılmadı ancak piyasa beklentisi en az yüzde 3’lük bir artış yönünde. Yani yılın ilk yarısında enflasyonun yüzde 17’yi bulması ve alım gücündeki kaybın 4.000 TL’nin üzerine çıkması bekleniyor.
ÜCRET VAR, DEĞER YOK: ASGARİ ÜCRETLE HAYAT MÜMKÜN DEĞİL
Asgari ücretli, temel ihtiyaçlarını karşılamaktan her geçen gün daha fazla uzaklaşıyor. Kiralar fahiş, mutfak masrafları uçmuş, ulaşım ve enerji faturaları cep yakıyor. Buna rağmen, 2025 yılında hâlâ tek bir zamla yılın tamamının geçirileceği varsayılıyor.
Üstelik haziran ayı kira artış oranı da yüzde 45,8 olarak açıklandı. Kiralar uçarken maaşlar yerinde sayıyor. Devlet, memura enflasyon farkı öngörüyor ama işçiye bunu çok görüyor. Bu açıkça bir adaletsizlik.
SENDİKALAR SESSİZ, EMEKÇİLER ÖFKELİ
Tepkiler yalnızca hükümete değil. Sokaktaki emekçi, sendikalara da öfkeli. “Neden hakkımızı aramıyorsunuz?” sorusu en çok sendika temsilcilerine yöneltiliyor. Grev yok, eylem yok, toplu ses çıkışı yok. Oysa 17 milyon çalışan, bu sessizliğin altında eziliyor. Sosyal medyada ve çeşitli protestolarda sendikalara yönelik güven kaybı dikkat çekiyor.
TÜRK‑İŞ, “komisyon adil değil” diyerek bundan sonra katılmayacaklarını açıkladı; HAK‑İŞ “işçiyi kölelik koşullarına mahkûm ediyor” derken, DİSK ve KESK “enflasyona eziliyoruz, sefalet ücreti belirlendi” diye tepki gösterdi. Kocaeli’de sendika temsilcileri, komisyonda işçi görüşünün yeterince temsil edilmediğini ve açıklanan 22 104 TL’nin kira, gıda, faturaları karşılamayacak düzeyde olduğunu ifade ettiler. Ancak bu açıklamaların yanı sıra işçi, sendika temsilcilerinin daha aktif bir duruş sergilemesini talep ediyor.
TEMMUZ ZAMMI KAÇINILMAZ AMA YETERLİ OLACAK MI?
Temmuz ayında yapılması beklenen bir ara zam var ancak bu zam için bile kamuoyu baskısı gerekiyor. İktidar “ekonomik denge” bahanesiyle zamdan kaçarken, milyonların geçim dengesi çoktan bozulmuş durumda.
Muhalefet partileri ise durumu sadece eleştiriyor; etkili bir toplumsal kampanya veya yasa teklifi hâlâ ortada yok. Emekçinin derdini konuşmakla çözmek arasında büyük bir uçurum olduğu her geçen gün biraz daha belirginleşiyor.
Vergi aflarıyla sermaye kesimine milyarlarca lira kaynak aktaran devlet, sıra emeğe gelince “bütçe disiplini”ni hatırlıyor. Bu çifte standart sürdürülebilir değil. Asgari ücretin her ay biraz daha erimesi, toplumun en kırılgan kesimlerini açlık sınırına doğru sürüklüyor.






















