(The Turkish Post) – KAMİL ASLAN
Sporseverler hafta içerisinde Şampiyonlar Ligi, Konfederasyon Kupası ve UEFA Kupası’nda onlarca maçı izleme fırsatı yakaladı. Real Madrid, Manchester City, Liverpool, Arsenal, Barselona ve Borussia Dortmund gibi takımların maçlarını büyük bir beğeniyle izledi. Avrupa devlerinin neden başarılı oldukları ve bu başarının temelinde nasıl bir eğitimin yattığını da bir kez daha gözler önüne serdi. Özellikle bu takımların kadrolarına bakıldığında daha 17’sinden 20’sine kadar yaş aralığında oyuncuların 11’de yer almaları da ayrı bir özellik olarak kayıtlara geçiyor.
İngiltere, Almanya ve İspanya başta olmak üzere Avrupa’nın sayılı devleri hem başarılarıyla hem de futbol dünyasına armağan ettiği genç yeteneklerle adından sıkça söz ettiriyor. Örneğin; Phil Foden, Callum Hudson-Odoi, Boubacar Kamara, Alban Lafont, Diogo Dalot, Samuel Chukwueze, Ibrahima Konaté, Justin Kluivert ve Vinícius Jr son dönemin en parlayan yıldızları. Daha 18’li yaşlarda olmalarına rağmen piyasa değerleriyle adlarıyla gündeme geliyorlar. Ve birkaç yıl içerisinde piyasa değerlerinin 100 milyon Euro olmasına kesin gözüyle bakılıyor. Bu rakam Türk takımların toplam bütçesine eşit neredeyse. Geri kalanı siz düşünün artık…
Dünyanın sayılı takımlarını çalıştıran hocalar, daha 17’sine ayak basmış bu yıldız adaylarına formaları teslim ederken, Türkiye’de ise farklı bir durum yaşanıyor. Başta dört büyük takımımız olmak üzere pek çok kulüp alt yapıdan gelecek vaat eden oyuncuları kadroya almak yerine, üst klasmanda oynamış lejyoner ya da belirli yaş üstü oyuncuları oynatmayı tercih ediyor. Bunun en önemli sebebi ise ilk başarısızlıkta hocaların kapı önüne konulması. Futbolcularla uzun vadeli sözleşmeler yapıldığı için takımlar, oyuncuları anlaşma dışında mukabelelerini feshetme yoluna gidemiyor.
Ancak bazı takımlarda ise el üstünde tutulan, umut bağlanan ve yatırım yapılan oyuncular da yok değil. Hem kulüp yöneticileri hem de teknik patronlar bu oyuncuları mutlaka kadrosunda tutmak için büyük bir özveri gösteriyor. Söz konusu oyuncuların daha da fazla gelişim göstermesi için her maçta ilk 11’e adını yazıyor. Ne var ki, söz konusu oyuncu geleceğin yıldızı, Messi’si olarak adlandırılmış olsa da gelinen süreçte beklentilerin çok gerisinde kaldı. Buna rağmen hocanın aynı oyuncuya daha fazla şans vermesi ise taraftarları artık çıldırtma noktasına geldi şüphesiz. Kimden bahsettiğimi anlamışsınızdır umarım. Söz konusu oyuncu Trabzonspor ve Milli Takım’ın oyuncusu Abdülkadir Ömür’den başkası değil. Ömür’den hem yönetim hem de hocaları büyük beklenti içerisindeydi yıllardan beri. Ne var ki son Sivasspor maçı gösterdi ki, Ömür geçen yıllar içerisinde hiçbir gelişim gösteremedi. Kalitesine ve kumaşına bir katkı koyamadı. Bunun sebebi de oyuncunun antrenman sonrasında daha fazla çalışma yapmaması. İstatistikler ve uzmanların görüşleri de gösterdi ki, Ömür artık Türkiye dışında bir takımda asla oynayamaz.
Gelelim asıl meseleye. Evet, şimdi bam teline dokunuyorum. Birkaç haftadır Türk liglerini takip ediyorum internet ortamından. Uzaklardan vakit buldukça. Ne yalan söyleyeyim Bordo Mavili takımın maçlarını kaçırmamaya özen gösteriyorum. Dikkatimi çeken temel unsur Trabzonspor’da Nenad Bjelica’dan boşalan teknik direktörlük görevine getirilen Abdullah Avcı da Bjelica gibi her maçta Abdülkadir Ömür’e özel bir itina gösteriyor. Önce onu anlayışla karşıladım. Yerli oyuncu kadrosundan ilk 11’de tutuyor dedim. Sonra gördüm ki Ömür’ün kesinlikle bir torpili var. Ancak ilk 11 oynayan bir yıldız oyuncu milli takıma nasıl giremez o da ayrı bir konu. Benim anladığım kadarıyla Abdullah Hoca, Abdülkadir Ömür’ü yeniden kazanmak istiyor. Bu oyuncu artık 23-24 yaş aralığında. Bu yaşa kadar üzerine hiçbir şey koymadı. Koymadı değil, koyamadı. Sivasspor maçında izledikten sonra fark ettim ki, Ömür antrenman sonrasında şut çalışması bile yapmıyor belli ki! Bu kalitedeki oyuncudan maçı çevirmesi beklenir değil mi? Gelinen süreçte Ömür’den hiçbir ışık göremedim maalesef. Umarım Ömür, sezon sonu benim yüzümü kara çıkartır. Çıkarmasını da çok istiyorum. Çünkü Ömür kıvamında onlarca futbolcu Avrupa’nın tozunu attırıyor. Yıllardan beri onun da oralarda top oynamasını çok hayal ettim. Ama Ömür benim hayallerimi arafta bıraktı!
Abdullah Avcı hocaya sormak gerekiyor. Sivasspor maçı sonrasında ne düşündü acaba? Abdulkadir’i kaç defa oyundan almak istedi? Ancak umudunu da hiç kaybetmedi hoca. 65’li dakikalara kadar. Ama Ömür takıma can simidi olamadı. Hoca da artık dayanamadı. Çekti aldı yanına. Ömür sahaya ne veriyor sizce? Bence büyük yük. Ömür’ü hoca sahada tuttuğu için Bakasetas’ı 5 numarada oynatmak zorunda kalıyor. Bu da Yunan oyuncunun ve takımın bütün moralini bozuyor. Bundan sonra hocanın yapacağı belli. Ömür’den 10 numara Messi çıkarmak yerine, Ömür’ü yanına oturtması daha hayrına olacak. Sırtına 10 numara yazmakla Messi olunmuyor, bizden uyarması. Eğer ki Messi’yi zerre örnek almak varsa hedefte, her gün 90 dakikalık bir maçını izlesin Ömür, ona yeter.






















