(The Turkish Post) – Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, AK Parti Genişletilmiş İl Başkanları Toplantısı’nda yaptığı konuşmada Paris Olimpiyatları’nın açılış gösterisine tepki gösterdi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, Paris’e gitmemesi için torununun kendisine ‘Dede gitme orada LGBT gösterisi yapacaklar’ dediğini aktararak, “İlk fırsatta Sayın Papa’yı da bununla ilgili arayacağım” ifadesini de kullandı.

Erdoğan konuyla ilgili olarak şunları söyledi:
“Paris 2024 Olimpiyat Oyunlarının açılışında sahnelenen ahlaksızlık, karşı karşıya olduğumuz tehdidin boyutlarını bir kez daha gözler önüne serdi. Macron beni davet etti. Ben de gelebileceğimi söyledim. 13 yaşındaki torunum, dede gitme dedi. Niye dedim? Orada LGBT gösterisi yapacaklar dedi. Çıkardı bana instagram’dan o görüntüleri. Tamam kızım gitmeyeceğim dedim.
Düşünebiliyor musunuz? İnsanları birleştirmesi gereken bir uluslararası spor etkinliği; maalesef insanlığa, fıtrata ve insanı insan yapan değerlere düşmanlıkla açıldı. Bakınız bizim inancımızda insan yaratılmışların en şereflisidir. İnsanın bu dünyadaki çabası yüksek bir ahlak üzerine yücelmektir.
Paris’te yapılmak istenen ise Eşref-i mahlukat olan insanı, Esfeli safilin’e, yani hayvanlardan dahi aşağı seviyeye çekme projesidir. İlk fırsatta sayın Papa’yı da bununla ilgili arayacağım. Onunla Hristiyan alemine ve tüm Hristiyanlara karşı yapılan ahlaksızlığı paylaşacağım.
Olimpiyatlar; insan tabiatını bozan, aileyi ifsat eden, nesillerin emniyetini ve bekasını tehdit eden sapkınlığa alet edilmiştir.
Paris’teki rezil sahne, sadece Katolik alemini, sadece Hristiyan dünyasını değil; en az onlar kadar bizi de rencide etti, bizde de infial oluşturdu.

ÇOCUKLARIMIZI HEDEF ALAN FAŞİZAN BİR DAYATMA VAR
Burada şunu vurgulamak durumundayım. Karşımızda sadece bir yönelim yok; doğrudan çocuklarımızı hedef alan faşizan bir dayatma var. Normale, fıtrata, aileye, insan nesline yönelik çok boyutlu, çok kapsamlı, çok acımasız bir savaş yürütülmektedir.
İslamofobi’yle İslam’a savaş açanlar, LGBT sapkınlığı üzerinden kutsal olan ne varsa, hepsine birden savaş ilan etmişlerdir. LGBT sapkınlığını özgürlük olarak lanse edenlerin, başörtülü sporculara tahammül edememesi, bunların kafalarındaki özgürlük tarifini de ortaya koymaktadır.
Fransa, Fransız sporcuların içerisinde başörtülü olanlar varsa onların müsabakalara katılmasını engellemiştir. Nasıl bir anlayış.
Ben Fransa’da yaşayan Faslı, Cezayirli, Tunuslu vs. oranın halkına bu konuda niçin tavır koymazlar ya da koymadılar bunu anlamakta zorlandığımı ifade etmek isterim.
Bunlar sadece İslam’a ve Müslümanlara değil; fıtri olan, kutsal olan her şeye düşmanlar. Paris skandalı, bu gerçeği bir kez daha gün yüzüne çıkarmıştır.
Cinsiyetsizleştirmek demek, insan soyunu bozmak demektir. Akıl ve izan sahibi herkesin, LGBT zorbalığına karşı direnmesi ulvi bir görevdir.”






















