(The Turkish Post) – SUNA YAMAN
Dünyada ileri yaştaki liderlerin koltuk sevdası, demokrasi ve temsil adaleti tartışmalarını derinleştiriyor. Sağlık sorunları, zihinsel yeterlilik ve değişime kapalı yönetim anlayışı, birçok ülkede seçmenin en büyük kaygılarından biri haline geldi.
ABD’DE İLERİ YAŞLI İKTİDAR ÇEKİŞMESİ
ABD’de 2020 seçimlerinde yarışan iki yaşlı rakip Joe Biden ve Donald Trump idi.
Biden, 20 Kasım 1942 doğumlu. Başkanlık görevine başladığında 78 yaşındaydı ve dönemini tamamlayarak 20 Ocak 2025’te görevden ayrıldığında yaklaşık 82 yaşındaydı. Biden görevini tamamlamadan önce yüzlerce affı onaylarken “autopen” adı verilen elektronik imza cihazını kullandı. Trump bunun Biden’ın zihinsel zayıflığının bir göstergesi olduğu yönünde eleştiriler yöneltti. Ancak Biden, tüm kararları kendisinin verdiğini ve cihaz kullanmanın yalnızca işleri hızlandırmak için tercih edildiğini belirtti. Konuşmalarda yaptığı dil sürçmeleri ve unutkan anlar, sadece muhalefeti değil, kendi partisinin içindeki genç isimleri bile endişelendiriyor.
Trump ise 79 yaşında. O da benzer şekilde, enerjisiyle övünse de yaşının getirdiği sağlık risklerini ve karar alma süreçlerindeki tutarsızlıkları göz ardı ediyor.
Her iki lider de genç kuşakların değişim taleplerine kulak vermekten çok, kendi siyasi miraslarını sürdürme peşinde. Oysa toplum, daha vizyoner, yenilikçi ve temsil yeteneği güçlü lider arayışında.
KAMERUN’DAN ÇARPICI ÖRNEK: PAUL BİYA
Dünyanın en yaşlı devlet başkanı Paul Biya, 92 yaşında ve neredeyse yarım yüzyıldır Kamerun’u yönetiyor. Son olarak 12 Ekim’deki seçimlere yeniden aday olacağını açıkladı. Sağlık sorunları sık sık gündeme gelirken, ülke uzun yıllardır demokratik ilerlemenin ve ekonomik reformların önünde tıkanmış durumda. Muhalefet ve sivil toplum, Biya’nın “ömür boyu liderlik” hırsını açıkça eleştiriyor.
TÜRKİYE’DE YAŞLI LİDER GERÇEĞİ
Türkiye’de de tablo farklı değil. Parti liderlerinin çoğu ileri yaş kategorisinde yer alıyor. Kimisi 70’ini, kimisi 80’ini aşmış durumda. Yenilenme ve gençleşme vaatleri yıllardır siyasetin dilinde dolaşırken, lider kadrolarında somut bir değişim göremiyoruz. Bu durum, özellikle genç seçmenlerde hayal kırıklığı yaratıyor. Anamuhalefet partisi CHP’nin eski liderinin 76 yaşında partinin başına mahkeme kararıyla dahi olsa yeniden dönme beklentisinin yorumunu size bırakıyorum.
Türkiye’nin genç nüfus potansiyeli, yaşlı liderlerin koltuk ısrarı yüzünden tam anlamıyla siyasete yansıtılamıyor.
SAĞLIK, ZİHİNSEL YETERLİLİK VE SİYASİ ETİK
İleri yaştaki liderlerin en büyük sorunu, sadece sağlıkla sınırlı değil. Uzun iktidar süreleri, “tek adam kültü” oluşmasına zemin hazırlıyor. Karar alma süreçlerinde şeffaflığın azalması, danışmanlara ve kapalı devre ekiplerin etkisine fazlasıyla bağımlı hale gelinmesi, demokrasiyi zedeliyor.
SİYASETİN TAZELENMEYE İHTİYACI VAR
Yaşlı liderlerin iktidar arzusu hem demokrasinin nefes alanını daraltıyor hem de toplumsal dinamizmi köreltiyor. Kamerun’dan ABD’ye, Türkiye’den İran’a kadar geniş bir coğrafyada benzer manzaralar karşımıza çıkıyor. Liderlerin deneyimlerini aktarması elbette önemli. Ancak bu deneyim, koltukları bırakmama ve değişime kapalı kalma bahanesi olarak kullanılmamalı.
Sonuç olarak yaş, tek başına bir kriter olmayabilir. Fakat uzun iktidar ısrarı, demokrasinin nefes almasını zorlaştırıyor. Toplumun farklı kesimlerine kulak veren, gençlere söz hakkı tanıyan, şeffaf ve katılımcı liderlik anlayışı her zamankinden daha büyük bir ihtiyaç.
























