(The Turkish Post) – SUNA YAMAN
Ukrayna savaşında “sahada sertlik, masada hız” dönemi yeniden öne çıktı. Dünya Ekonomik Forumu’nun yapıldığı Davos’ta ABD Başkanı Donald Trump ile Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenski’nin bir araya gelmesi, aynı zaman aralığında Trump’ın özel temsilcisi Steve Witkoff’un Moskova’da Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’le görüşecek olmasıyla birleşince, 2026 Ocak ayının son haftası diplomatik takvimi sıkıştırdı. Trump, savaşın bitmesine “makul ölçüde yakın” olunduğunu söylerken, görüşmelerin hem içeriği hem de taraflara dayattığı maliyetler hâlâ belirsizliğini koruyor.
“SONUÇ ÜRETMEYEN GÖRÜŞME” UYARISI
Zelenski’nin Davos’a gitmesi bir süre tartışmalıydı; Ukrayna’nın enerji altyapısına yönelik saldırılar ve iç kamuoyu baskısı, seyahati siyasi açıdan riskli hâle getiriyor. Buna rağmen Trump’ın görüşmeyi duyurmasıyla Davos takvimi yeniden şekillendi. Zelenski cephesi, ABD ile görüşmelerin “somut sonuç” üretmesi gerektiğini vurguluyor; bu vurgu, Kiev’in masada “güvence” ve “sürdürülebilir destek” aradığını, yalnızca ateşkes fotoğrafıyla yetinmek istemediğini gösteriyor.
WİTKOFF–KUSHNER GÖRÜŞMESİ
Moskova’da gündemin iki başlıkta yoğunlaştığı anlaşılıyor: Ukrayna’da muhtemel bir çerçeve anlaşma ve Trump’ın “Board of Peace” girişimi. Reuters’ın aktardığına göre Putin’in, Witkoff ve Jared Kushner ile yapılacak görüşmede olası barış planını ele alması bekleniyor; aynı pakete “donmuş Rus varlıkları” meselesinin de girdiği görülüyor. Bu nokta kritik, çünkü Rusya’nın elindeki en büyük kozlardan biri “savaşı uzatma kapasitesi” iken, Batı’nın elindeki en büyük kozlardan biri de “dondurulmuş varlıklar”. Bu iki koz aynı masaya konduğunda pazarlık büyüyor ama kırılganlık da artıyor.
RUSYA’NIN “MEŞRUİYET” ARAYIŞI
Davos trafiğinin bir başka dikkat çekici boyutu, Kremlin’e yakın isimlerden Kirill Dmitriev’in (RDIF) ABD tarafıyla temasları. Reuters, Dmitriev’in Davos’a giderek ABD delegasyonundan isimlerle görüşeceğini ve daha önce Witkoff–Kushner ile temas yürüttüğünü aktarıyor. Bu temaslar, Rusya’nın “savaşın nedenleri” anlatısını kabul ettirme ve sahadaki kazanımlarını masada kalıcılaştırma arayışıyla örtüşüyor. Rusya açısından hedef, yalnızca ateşkes değil; ateşkesin arkasına “hukuki-siyasi kabul” yerleştirmek.
TRUMP–AVRUPA GERİLİMİ UKRAYNA PAZARLIĞINA NASIL YANSIR?
Bu diplomasi, Avrupa–ABD ilişkilerindeki yeni gerginlikten bağımsız değil. Trump, Davos’ta Grönland üzerinden Avrupa liderleriyle gerilimi tırmandıran mesajlar verdi; tarifeler ve güvenlik başlıkları aynı konuşmada iç içe geçti. Avrupa başkentleri bu tabloyu “ABD’siz güvenlik” tartışmasına taşırken, Kiev açısından risk net: Avrupa’nın dikkatinin dağılması, Ukrayna’nın pazarlık gücünü zayıflatabilir. Moskova açısından ise bu tür gerilimler, “Avrupa’yı by-pass edip Washington’la anlaşma” hedefini kolaylaştırır.
“BARIŞ YAKIN” SÖYLEMİ NEDEN GÜÇLÜ, NEDEN SORUNLU?
Trump’ın “anlaşma yakın” mesajı, piyasalar ve diplomasi çevreleri için güçlü bir işaret. Ancak aynı mesajın bir sorunu var: Zaman baskısı, gerçekçi bir çerçeveyle birleşmediğinde, tarafları “acele ateşkes”e iter; acele ateşkes de çoğu zaman kalıcı barış üretmez. Üstelik Zelenski’nin “somut sonuç” vurgusu, Putin’in “şartların kabulü” beklentisi ve Trump’ın “hızlı zafer” isteği aynı çizgide buluşmuyor. Şu an görünen, barışın yakınlığından çok, pazarlığın sertleştiği ve dosyaların birbirine bağlandığı bir dönem.
FOTOĞRAF MI, ÇERÇEVE Mİ?
Davos’taki görüşme ve Moskova’daki temaslardan iki tür sonuç çıkabilir. Birincisi “fotoğraf”: tarafların konuştuğunu gösteren ama altı boş bir iyimserlik. İkincisi “çerçeve”: ateşkesin hangi koşullarda olacağı, güvenlik garantilerinin nasıl tasarlanacağı, dondurulmuş varlıkların geleceğinin nereye bağlanacağı gibi başlıklarda somut bir taslak. Bugünkü sinyaller ikinci ihtimali tamamen dışlamıyor; ama risk de aynı yerde duruyor: taslakların içeriği, Kiev’de “taviz” tartışmasını; Avrupa’da “yük paylaşımı” gerilimini; Moskova’da ise “savaş hedefleri” tartışmasını büyütebilir.
























