(The Turkish Post) – SUNA YAMAN
Türkiye’nin Rusya’dan satın aldığı S-400 füze savunma sistemi, 2024 yılı itibarıyla hala stratejik bir tartışma konusu olmaya devam ediyor.
Türkiye’nin hava ve füze savunma ihtiyacının karşılanmasına yönelik S-400 Uzun Menzilli Bölge Hava ve Füze Savunma Sisteminin tedarik sözleşmesi 11 Nisan 2017’de imzalanmıştı. Sözleşme kapsamında 12 Temmuz 2019 tarihinden itibaren de intikali başlamıştı. Ancak S 400’ler, Türkiye’nin hava savunma sistemi NATO’ya entegre olduğundan kullanılamıyor.
STRATEJİK KONUŞLANDIRMA PLANLARI GERÇEKLEŞECEK Mİ?
S-400 sisteminin ilk bataryası, Suriye sınırına yakın olan Şanlıurfa’nın Birecik ilçesine yerleştirileceği konuşuluyor. Bu bölge, Suriye’nin Eşme köyüne karşıdan bakan stratejik bir nokta olarak seçildi. Bu yerleşim, hem Suriye sınırından gelebilecek tehditlere karşı savunma sağlayacak hem de Fırat’ın doğusundaki terör hedeflerine yönelik olası bir harekatta etkin bir rol oynayacağı düşünülüyor.
İkinci bataryanın ise Mersin veya Hatay’a konuşlandırılması planlanıyor. Bu yerleşim, Akdeniz’deki gelişmelere ve Suriye’den gelebilecek tehditlere karşı stratejik önem taşıyor. Mersin’deki bir konuşlandırma, Akdeniz’deki Türk haklarının korunmasına katkı sağlayacak ve Kıbrıs’ı da kapsayacak şekilde etkin görev yapabilir.
TÜRKİYE’NİN HAVA SAVUNMA KAPASİTESİ
S-400’lerin yanı sıra Türkiye, kendi hava savunma sistemlerini de geliştiriyor. Hisar-U (SİPER) hava savunma sistemi, ASELSAN ve ROKETSAN iş birliğiyle geliştiriliyor ve 2024 itibarıyla test aşamasında önemli adımlar atıldı. Bu sistemin, S-400’lerle birlikte Türkiye’nin hava savunma kapasitesini artırması bekleniyor.
ABD İLE İLİŞKİLER VE YAPTIRIMLAR
Türkiye’nin S-400 sistemi satın alması, ABD ile ilişkilerde ciddi gerilimlere neden oldu. Bu durum, Türkiye’nin F-35 programından çıkarılması ve CAATSA yaptırımlarına maruz kalmasıyla sonuçlandı. Ancak Türkiye, savunma stratejilerinde bağımsız hareket etmeyi sürdürüyor ve kendi savunma sanayisini güçlendirmeye odaklanıyor.
Türkiye’nin S-400 füze savunma sistemi, stratejik bir varlık olarak depoda bekliyor ve ihtiyaç durumunda devreye alınmak üzere hazır tutulduğu iddia ediliyor. Gelecekteki yerleşim planları ve yerli savunma sistemlerinin geliştirilmesi, Türkiye’nin bölgesel ve uluslararası savunma stratejilerinde önemli bir rol oynayacak gibi görünüyor.
























