(The Turkish Post) – SUNA YAMAN
Suriye’deki iç savaşın ilk yıllarından itibaren, Beşar Esad rejimi tarafından uygulanan işkenceler ve kitlesel infazlar, uluslararası toplumu derinden sarsmıştı. Birleşmiş Milletler (BM) ve diğer insan hakları kuruluşları, Esad’ın uygulamalarını insanlık suçları ve savaş suçları olarak tanımlamıştı.
2025’e sayılı günler kala Esad rejimi sona erdi ancak, bu kadar korkunç bir insanlık dışı pratiğin hukuki ve diplomatik sonuçları olmadan geçmesi kabul edilemez. Uluslararası toplum, Esad’ın işlediği suçları soruşturmalı ve sorumluları cezalandırmalı.
Rejimin yıkılmasının ardından Sednaya hapishanesi başta olmak üzere Esad’ın işkence merkezlerinden dünyaya yansıyan görüntüler de dünyayı adeta şok etti. Esad’ın onlarca yıldır bilinen ve anlatılan işkenceleri, ortaya çıkan son görüntülerle artık kesinleşti.
İŞKENCELER VE İNFAZLAR: ULUSLARARASI HUKUK VE İNSAN HAKLARI İHLALLERİ
Esad rejimi, 2011’den itibaren muhalefet ve sivil halkı hedef alan acımasız bir baskı politikası izledi. İnsan Hakları İzleme Örgütü (HRW) ve Uluslararası Af Örgütü (Amnesty International) tarafından yayımlanan raporlar, Suriye’deki cezaevlerinde tutuklulara sistematik işkenceler yapıldığını ve bu tutukluların infaz edildiğini gösterdi. BM’ye göre, Esad hükümetinin toplu infazlar ve işkenceler gerçekleştirmesi, savaş suçları ve insanlığa karşı suçlar olarak nitelendirildi.
Saydnaya Cezaevi, Esad’ın infazları gerçekleştirdiği en bilinen yerlerden biri oldu. Burada tutuklulara elektrikli şoklar verildi, dövüldü ve psikolojik işkencelere tabi tutuldu. Sonrasında ise kitlesel infazlar yapıldı. Bu uygulamalar, uluslararası insancıl hukukun en temel ilkeleriyle çelişiyor. “İnsan onuruna saygı” ve “adil yargılama” gibi ilkelere aykırı hareket edilmesi, bu suçların ne kadar büyük bir hukuki ihlal oluşturduğunu gözler önüne seriyor.
ULUSLARARASI HUKUK BAĞLAMINDA YARGILAMA ÇABALARI
Uluslararası hukuk, işkence ve infaz gibi insanlık dışı eylemleri cezalandırmayı amaçlayan mekanizmalar içeriyor. Ancak Suriye, Uluslararası Ceza Mahkemesi’ne (UCM) taraf olmadığı için, rejimin yargılanması zorlaşıyor. Esad’a yönelik uluslararası mahkemelere sevk edilmesi için daha güçlü bir siyasi irade gerekiyor. Birleşmiş Milletler, Suriye’deki insan hakları ihlalleri konusunda defalarca uyarılarda bulundu, fakat bu suçların yargıya taşınması engellenmeye devam etti.
Uluslararası toplumun birleşememesi, bu suçların cezalandırılmasını engelledi. Esad rejimi, büyük güçlerin desteğiyle uzun süre uluslararası baskılardan kaçtı ve sorumlular cezalandırılmadan kaçabilmeyi başardı.
DİPLOMATİK BOYUT VE CEZASIZLIK
Uluslararası düzeyde, Esad rejiminin işlediği suçların cezalandırılması için diplomatik yollar arandı. Ancak, Suriye’nin içinde bulunduğu jeopolitik durum, bu çabaların önünde engel oluşturdu. Rusya ve İran gibi Esad’a destek veren ülkeler, Suriye’ye yönelik her türlü uluslararası müdahalenin karşısında durdu. Bu durum, Esad’ın sorumlu tutulmasını zorlaştırdı.
Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nde Esad’a yönelik alınan kararlar, Çin ve Rusya’nın veto yetkileriyle engellendi. Bu durum, Suriye’deki suçların cezalandırılmasını imkansız hale getirdi.
ESAD REJİMİ YIKILDI, SUÇLARI NE OLACAK?
Esad rejiminin yıkılması, Suriye halkı için bir dönüm noktası olsa da, uluslararası hukuk açısından işlenen insanlık suçları ve savaş suçları hâlâ büyük bir soru işareti olarak kalıyor. Yeni yönetim, geçmişin suçlarına karşı adalet sağlamak için önemli bir sınavdan geçecek.
Uluslararası Ceza Mahkemesi ve Birleşmiş Milletler, Esad rejiminin işlediği suçlar için soruşturmalara devam etmeli ve sorumluları yargılamak için çaba harcamalı. Ancak, bu süreçte bölgesel güçlerin ve büyük ülkelerin desteği büyük önem taşıyor.
Esad rejiminin yıkılması, Suriye halkı için bir umut ışığı olsa da, geçmişteki işkenceler ve infazlar uluslararası adaletin sağlanması gerektiğini değiştirmiyor. Uluslararası hukuk, bu suçların cezasız kalmaması için güçlü bir temele sahip olsa da, siyasi engeller ve jeopolitik hesaplar, adaletin sağlanmasını engelliyor. Esad rejiminin sona ermesinin ardından, Suriye halkı adalet ve hesap sorma hakkını savunmaya devam ederken, uluslararası toplumun da bu konuda daha kararlı bir tutum sergilemesi gerekiyor.
























