(The Turkish Post) – SUNA YAMAN
İsrail ile İran arasında devam eden savaşın gölgesinde, Moskova’da düzenlenen Rusya-İran Konferansı, Ortadoğu’daki dengeleri yeniden sorgulatan açıklamalara sahne oldu. Kremlin’e yakın üst düzey isimlerin katılımıyla gerçekleşen konferansta, sadece savaşın değil, Rusya’nın bölge politikası, Türkiye’nin tutumu ve İran’ın iç yapısına dair dikkat çekici değerlendirmeler yapıldı.
KATILIMCILAR ARASINDAKİ TANIDIK İSİMLER
BDT Ülkeleri Enstitüsü Başkanı ve Birleşik Rusya milletvekili Konstantin Zatulin’in ev sahipliğinde gerçekleşen konferansa; Ortadoğu uzmanı Vitaly Naumkin, dış politika analisti Andrey Kortunov, İran uzmanı Vladimir Sajin ve askeri analist Ruslan Pukhov gibi isimler damgasını vurdu. İran tarafından ise Dışişleri Bakanlığı’na bağlı enstitülerden yetkililer ve Moskova’daki İranlı akademisyenler çevrimiçi ya da yüz yüze katılım sağladı.
İSRAİL’E YOĞUN ELEŞTİRİ: “BAŞARISIZ DEVLET SENARYOSU”
Rus uzmanlar, İsrail’in İran’a yönelik saldırılarını sadece askeri değil, siyasi bir yıkım hamlesi olarak değerlendirdi. İran’ın nükleer ve füze altyapısının ötesinde, ülkenin “başarısız devlet” haline getirilmesinin amaçlandığı öne sürüldü. “İran’ı Kaddafi sonrası Libya’ya dönüştürmek istiyorlar” sözleri, konferansın en çarpıcı yorumlarından biri oldu.
ABD FAKTÖRÜ: “TEK BELİRLEYİCİ AKTÖR WASHİNGTON”
Konferansta, savaşın seyrini değiştirme gücüne sahip tek ülkenin ABD olduğu ifade edildi. Rusya ve Çin’in duruşlarının sembolik kalacağı, asıl yönlendirici gücün Washington olduğu yönünde fikir birliği vardı. Aynı zamanda Batı medyasının İran’ı saldırgan gibi göstererek algı savaşı yürüttüğü sık sık dile getirildi.
TÜRKİYE’YE YÖNELİK ELEŞTİRİLER: “İSRAİL’E HİZMET EDEN POZİSYONA SÜRÜKLENİYOR”
Konferansta Türkiye’ye yönelik sert eleştiriler de öne çıktı. Kremlin’e yakın bir uzmana göre, Erdoğan yönetimi Suriye sonrası süreçte İsrail’in bölgesel çıkarlarına dolaylı destek verir hale geldi. Aynı uzman, “Putin bile geçtiğimiz yıl Türkiye’nin değil, İsrail’in en çok kazanan taraf olduğunu söylemişti” diyerek, Türkiye’nin Ortadoğu’da İsrail’in hegemonik konumunu güçlendirdiği iddiasını dile getirdi.
İRAN’DA PARÇALANMA SENARYOSU
Konferansta İran’ın savaşı fiilen kaybettiği ve askeri kapasitesinin yetersiz olduğu dile getirildi. İran’ın nükleer programı için 1990’larda kaçırdığı fırsatın bugün telafi edilemeyeceği belirtildi. Beluçlar, Araplar ve Azerbaycan Türkleri gibi etnik azınlıklar üzerinden parçalanma riskinin arttığı da vurgulandı.
PAKİSTAN FAKTÖRÜ: “ASKER GÖNDEREBİLİR”
İran’daki potansiyel ayaklanmaları bastırmak için Pakistan’ın devreye girmesi senaryosu gündeme geldi. Bu çarpıcı öneri, İran’ın iç krizleri kontrol etmekte yetersiz kalacağı öngörüsüne dayandırıldı.
RUSYA’NIN ASKERİ YARDIMI SINIRLI OLACAK
Rusya’nın İran’a doğrudan askeri yardımda bulunmasının olası olmadığı, ancak Belarus üzerinden bazı savunma sistemlerinin sağlanabileceği belirtildi. Ocak ayında imzalanan stratejik ortaklık anlaşmasının ise pratikte sınırlı bir etkiye sahip olduğu yorumu yapıldı.
İNGİLTERE’YE YÖNELİK SUÇLAMALAR
İranlı katılımcılar, özellikle İngiltere’nin BBC Farsça servisi üzerinden yürütülen medya faaliyetlerinin İran’daki istikrarsızlığı artırmaya yönelik olduğunu savundu. Bu yayınların “psikolojik savaş” aracı olarak kullanıldığı iddia edildi.
YENİ BİR BÖLGESEL DENKLEM Mİ KURULUYOR?
Moskova’daki bu konferans, sadece savaşın sonuçlarını tartışan bir akademik etkinlik değil; Rusya’nın, İran’ın ve Türkiye’nin birbirlerine bakışını şekillendiren stratejik bir platforma dönüştü. Özellikle Türkiye’ye yöneltilen eleştiriler ve İran’ın geleceğine dair öngörüler, bölgedeki jeopolitik fay hatlarının derinleştiğini ve aktörlerin konumlarını yeniden gözden geçirdiğini gösteriyor.






















