(The Turkish Post) – SUNA YAMAN
ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırılarıyla başlayan savaş, Ortadoğu’daki askeri dengelerin ötesinde küresel enerji piyasalarını da sarsan yeni bir belirsizlik yarattı. Krizin merkezinde ise dünya enerji ticaretinin en kritik geçitlerinden biri olan Hürmüz Boğazı bulunuyor.
Körfez’i Umman Denizi’ne bağlayan bu dar su yolu, dünya petrol ve sıvılaştırılmış doğalgaz ticaretinin yaklaşık beşte birine ev sahipliği yapıyor. Boğazın tamamen kapatılması henüz gerçekleşmiş değil. Ancak savaşın yarattığı güvenlik riski, tanker şirketlerinin bölgeye girmekten kaçınmasına ve sigorta maliyetlerinin hızla yükselmesine neden oldu. Sonuç olarak enerji akışı teknik olarak durmasa da ciddi biçimde yavaşlamış durumda.
Enerji piyasaları açısından bu durum, arzın kesintiye uğrayabileceği bir krizin habercisi olarak görülüyor. Ancak bu krizden en büyük stratejik kazancı elde edebilecek ülkelerin başında Rusya geliyor.
RUSYA İÇİN YENİ BİR EKONOMİK ALAN AÇILABİLİR
Bu krizin en dikkat çekici sonuçlarından biri Rusya’nın enerji piyasasındaki konumunun güçlenmesi olabilir. Batı yaptırımları nedeniyle petrolünü indirimli fiyatlarla satmak zorunda kalan Moskova, küresel fiyatların yükselmesi halinde bu baskıyı kısmen aşma fırsatı yakalayabilir.
Piyasada oluşabilecek arz açığı, yaptırımlara rağmen Rus petrolünün yeniden daha fazla talep görmesine yol açabilir. Bu da Kremlin’in enerji gelirlerini artırarak ekonomik manevra alanını genişletecektir.
KÜRESEL ARZ DARALMASI FİYATLARI YUKARI ÇEKEBİLİR
Hürmüz Boğazı, Basra Körfezi’ndeki büyük petrol üreticilerinin dünya piyasalarına açılan ana kapısı. Suudi Arabistan, Irak, Kuveyt ve Birleşik Arap Emirlikleri gibi ülkelerin enerji ihracatının önemli bölümü bu güzergâh üzerinden gerçekleşiyor.
Bu rotadaki aksama, piyasada hızla arz daralmasına yol açabilecek bir gelişme olarak değerlendiriliyor. Böyle bir senaryoda petrol fiyatlarının yükselmesi neredeyse kaçınılmaz görülüyor.
Enerji fiyatlarındaki artış ise küresel dengeleri yalnızca tüketici ülkeler açısından değil, üreticiler açısından da yeniden şekillendirebilir.
ASYA’NIN ENERJİ İHTİYACI MOSKOVA’YA MI YÖNELECEK?
Körfez petrolünün en büyük alıcıları arasında Çin ve Hindistan bulunuyor. Bu iki ülke enerji ihtiyaçlarının önemli bölümünü Ortadoğu’dan karşılıyor.
Hürmüz’de yaşanabilecek uzun süreli bir kesinti, bu ülkelerin alternatif tedarikçilere yönelmesini zorunlu hale getirebilir. Analistler böyle bir durumda Rusya’nın büyük üretim kapasitesi sayesinde öne çıkabileceğini değerlendiriyor.
Son aylarda Rus petrolü alımlarını azaltan bazı ülkelerin bile küresel arz daralması karşısında yeniden Moskova’ya yönelmesi ihtimal dahilinde görülüyor.
AVRUPA İÇİN YENİ BİR ENERJİ SINAVI
Krizin en hassas sonuçlarından biri Avrupa için ortaya çıkabilir. Rus enerji kaynaklarından büyük ölçüde uzaklaşan Avrupa Birliği, petrol ve gaz ihtiyacını giderek daha fazla küresel piyasadan karşılıyor.
Bu durum, Avrupa ekonomilerini fiyat dalgalanmalarına karşı daha kırılgan hale getiriyor. Ortadoğu’daki savaşın uzaması ve Hürmüz Boğazı’ndaki riskin büyümesi halinde enerji fiyatlarındaki yükseliş Avrupa’da yeni bir ekonomik baskı yaratabilir.
Enerji maliyetlerindeki artış, zaten zayıf büyüme ve yüksek enflasyon sorunlarıyla mücadele eden Avrupa ekonomileri için ciddi bir sınav anlamına gelebilir.
JEOPOLİTİK GERİLİM ENERJİ DENGELERİNİ DEĞİŞTİRİYOR
Hürmüz Boğazı’ndaki kriz, modern ekonominin enerji hatlarına ne kadar bağımlı olduğunu bir kez daha gösteriyor. Bu dar geçitte yaşanabilecek uzun süreli bir kesinti yalnızca petrol fiyatlarını değil, küresel ticaret ve jeopolitik dengeleri de etkileyebilir.
Ortadoğu’daki savaşın seyri belirsizliğini korurken, enerji piyasaları şimdiden yeni bir denge arayışına girmiş durumda. Bu süreçte bazı ülkeler ciddi ekonomik risklerle karşı karşıya kalırken, bazıları için ise beklenmedik fırsatlar doğabilir. Rusya’nın bu krizde nasıl bir rol oynayacağı ise büyük ölçüde Hürmüz’deki gelişmelerin seyrine bağlı olacak.
























