(The Turkish Post) – SUNA YAMAN
Ortadoğu’da ABD ve İsrail ile İran arasında tırmanan savaşın bölgesel etkileri giderek genişliyor. ABD Başkanı Donald Trump’tan çelişkili açıklamalar geliyor. İran’a karşı yürütülen savaşın büyük ölçüde tamamlandığını belirterek çatışmanın yakında sona erebileceğinin sinyalini verdi. Daha sonra da Hürmüz Boğazı’nın kapatılması halinde İran’ı 20 kat sert vuracaklarını belirtti.
Belirsizliğin ve genişleme riskinin sürdüğü son günlerde yaşanan gelişmeler Türkiye’nin de çatışmanın dolaylı etkileriyle karşı karşıya kalabileceğine dair tartışmaları artırdı. Türkiye hava sahasına giren füzenin NATO unsurları tarafından engellenmesi, ABD’nin Adana’daki diplomatik temsilciliğini kapatması ve uzun süredir gündemde olan Halkbank Davası konusunda Washington ile Ankara arasında bir anlaşma ihtimalinin ortaya çıkması, savaşın Türkiye boyutunu yeniden gündeme taşıdı.
TÜRKİYE HAVA SAHASINDA FÜZE GERİLİMİ
Türkiye Milli Savunma Bakanlığı’nın açıklamasına göre İran’dan ateşlenen bir füze Türkiye hava sahasına girdi ve NATO unsurları tarafından etkisiz hale getirildi. Füzenin Doğu Akdeniz’de bulunan NATO sistemleri tarafından vurulduğu bildirildi.
Olay, savaşın doğrudan Türkiye’yi hedef aldığı anlamına gelmese de bölgedeki askeri gerilimin Türkiye sınırlarına kadar yaklaştığını gösteren önemli bir gelişme olarak değerlendiriliyor. İran’ın Türkiye’deki Amerikan askeri varlığına dikkat çekmek amacıyla dolaylı bir mesaj vermek istemiş olması ihtimaller arasında.
Türkiye’de bulunan İncirlik Hava Üssü ve Kürecik Radar Üssü gibi tesislerin NATO savunma mimarisinin önemli parçaları olması, Ankara’yı savaşın stratejik denkleminde hassas bir konuma yerleştiriyor.
ABD’DEN GÜNEYDOĞU TÜRKİYE UYARISI
Gerilimin tırmanmasıyla birlikte ABD yönetimi de Türkiye’deki diplomatik varlığında bazı önlemler aldı. ABD’nin Adana’daki konsolosluğu faaliyetlerini askıya alırken, vatandaşlarına Güneydoğu Türkiye’ye seyahat etmemeleri yönünde uyarı yaptı.
Diplomatik çevrelerde bu adım, Washington’un savaşın bölgesel yayılma riskini göz önünde bulundurduğu şeklinde yorumlanıyor. Özellikle İran’ın bölgede bulunan Amerikan üslerini hedef alan saldırıları, NATO altyapısının bulunduğu ülkeleri de potansiyel risk alanı haline getiriyor.
HALKBANK DOSYASI YENİDEN GÜNDEMDE
Savaşın gölgesinde gündeme gelen bir diğer gelişme ise yıllardır Türkiye-ABD ilişkilerinin en tartışmalı başlıklarından biri olan Halkbank Davası oldu. ABD Adalet Bakanlığı ile Türkiye arasında davaya ilişkin bir anlaşma ihtimali ortaya çıktı.
Söz konusu dava, İran yaptırımlarının ihlal edildiği iddiasıyla uzun süredir Washington’da devam ediyor ve Ankara tarafından siyasi bir baskı aracı olarak değerlendiriliyor. Gelişmenin, iki ülke arasında süren diplomatik temasların bir sonucu olup olmadığı henüz netlik kazanmış değil.
Ancak bazı yorumcular, savaşın yarattığı stratejik ortamda Türkiye’nin öneminin artmasının Washington ile Ankara arasında yeni pazarlık alanları yaratabileceğini belirtiyor.
ENERJİ KRİZİ SAVAŞIN KÜRESEL BOYUTUNU BÜYÜTÜYOR
Çatışmaların en kritik sonuçlarından biri de enerji piyasalarında yaşanan dalgalanma oldu. İran’ın küresel petrol taşımacılığı açısından kritik bir nokta olan Hürmüz Boğazı üzerindeki kontrolü, savaşın ekonomik boyutunu daha da ağırlaştırıyor.
Boğazın kapalı kalması veya risk altında olması petrol fiyatlarının hızla yükselmesine neden olurken, küresel piyasalarda ciddi bir belirsizlik yaratıyor. Enerji fiyatlarındaki artışın Avrupa ve ABD’de enflasyonu yeniden tetikleyebileceği yönünde uyarılar yapılıyor.
WASHİNGTON’DA SAVAŞIN MALİYETİ TARTIŞILIYOR
ABD’de bazı siyasetçiler İran’a karşı daha sert bir askeri koalisyon kurulması gerektiğini savunurken, bu görüş bölgedeki müttefikler arasında da tartışma yaratıyor. Özellikle Cumhuriyetçi senatör Lindsey Graham’ın Körfez ülkelerinin savaşa daha aktif katılması gerektiğine yönelik açıklamaları bölge başkentlerinde tepkiyle karşılandı.
Bölgedeki birçok ülke, İran ile doğrudan savaşa girmek yerine çatışmanın büyümesini önleyecek diplomatik yolların aranması gerektiğini savunuyor.
TÜRKİYE İKİ ATEŞ ARASINDA MI?
Ortadoğu’daki savaşın seyri, Türkiye’nin jeopolitik konumunu yeniden tartışma konusu haline getiriyor. Bir yanda NATO müttefiki olarak Batı ittifakıyla ilişkilerini sürdürmek isteyen Ankara, diğer yanda İran ve bölge ülkeleriyle gerilimi tırmandırmamaya çalışıyor.
Son gelişmeler, Türkiye’nin bu denge politikasını sürdürmesinin giderek zorlaşabileceğine işaret ediyor. Bölgedeki çatışmanın uzaması ve enerji hatları ya da askeri altyapıların hedef alınması ihtimali, Türkiye’yi savaşın doğrudan tarafı olmasa bile stratejik bir aktör haline getirmeye devam ediyor.
























