(The Turkish Post) – SUNA YAMAN
Türkiye’de son yıllarda artan ekonomik zorluklar ve kurumsal sorunlar, girişimcilik ekosisteminin gelişmesini önemli ölçüde engelliyor. Hukukun üstünlüğü, şeffaflık, finansmana erişim ve fırsat eşitliği gibi temel unsurların yetersiz olması, yeni iş fikirlerinin hayata geçmesini ve genç girişimcilerin ülkede kalmasını zorlaştırıyor. Nobel Ekonomi Ödüllü akademisyen Daron Acemoğlu’nun yıllardır altını çizdiği “kapsayıcı kurumlar” konusu, Türkiye’nin mevcut durumunda daha da belirgin hale geliyor.
ACEMOĞLU’NA GÖRE REFAHIN ANAHTARI: KURUMLAR
Daron Acemoğlu, ülkelerin refah seviyesini belirleyen temel unsurun coğrafya ya da kültür değil, kurumların niteliği olduğunu savunuyor. Demokratik, kapsayıcı ve hukuk temelli kurumlar, bireylerin potansiyellerini gerçekleştirmesine olanak tanıyor. Bu yapıların eksik olduğu ülkelerde ise girişimcilik fırsatları büyük ölçüde sınırlı kalıyor. Türkiye’de bürokratik engeller, hukuka olan güven eksikliği ve yatırımcıyı destekleyen politikaların zayıflığı, birçok yaratıcı fikrin ya yurt dışına taşınmasına ya da tamamen kaybolmasına yol açıyor.
HAMDİ ULUKAYA: KURUMLARIN GÜCÜNÜ GÖSTEREN BİR ÖRNEK
ABD’de kurduğu Chobani markasıyla dünya çapında başarıya ulaşan Hamdi Ulukaya, bu duruma en çarpıcı örneklerden biri. Erzincan’ın İliç ilçesinde doğan, çocukluğunu hayvancılıkla geçiren Ulukaya, Türkiye’de kalsa muhtemelen küçük bir mandıra işletmecisi ya da çoban olarak kalacaktı. Ancak ABD’deki kapsayıcı kurumlar, serbest piyasa dinamikleri ve yatırım ortamı, ona global bir marka yaratma şansı sundu. 2005’te kurduğu Chobani, birkaç yıl içinde ABD’de yoğurt pazarının lideri oldu ve 2011’de 1 milyar dolarlık ciroya ulaştı. Bugün ABD pazarında yaklaşık yüzde 20’lik paya sahip.
TEKNOLOJİK VE EKONOMİK GELİŞMENİN ARKASINDAKİ GÜÇ
Acemoğlu’nun Why Nations Fail kitabında vurguladığı gibi, teknolojik gelişme ve ekonomik büyüme ancak toplumun geneline yayıldığında anlam kazanıyor. Teknolojinin sadece sermaye sahiplerine değil, çalışanlara ve girişimcilere de fayda sağlaması, kurumların kapsayıcı olmasıyla mümkün hale geliyor. Türkiye’de eksik olan bu yaklaşım, potansiyel yaratıcı beyinlerin ve girişimcilerin başka ülkelere göç etmesine neden oluyor. Hamdi Ulukaya’nın başarı hikâyesi, bu kuramsal yaklaşımın somut bir kanıtı olarak öne çıkıyor.
POTANSİYEL VAR, KURUMSAL ZEMİN EKSİK
Türkiye’deki genç nüfus ve yaratıcı insan kaynağı, büyük bir potansiyel barındırıyor. Ancak fırsat eşitliği, şeffaflık ve hukukun üstünlüğü gibi temel kurumsal dinamiklerin zayıf olması, bu potansiyelin gerçeğe dönüşmesini engelliyor. Yurt dışına giden girişimcilerin ve bilim insanlarının sayısı her geçen yıl artarken, bu durum uzun vadede ülkenin ekonomik ve sosyal kalkınma hedeflerine zarar veriyor.
FENERBAHÇE SPONSORLUK ANLAŞMASI: BİR HATIRLATMA
Fenerbahçe ile Chobani arasında yapılması beklenen sponsorluk anlaşması, yalnızca bir reklam iş birliği olarak değil, aynı zamanda Türkiye’deki yetenekli bireylerin uygun kurumsal ortam bulduklarında nasıl dünya çapında başarıya imza atabileceklerinin sembolik bir örneği olarak öne çıkıyor. Hamdi Ulukaya, Anadolu’nun kırsalında başlayan hikâyesini küresel bir marka başarısına dönüştürerek hem iş dünyasında hem de sosyal alanda ilham kaynağı olmayı sürdürüyor.























