(The Turkish Post) – SUNA YAMAN
Meksika ordusunun düzenlediği operasyonda, Nemesio Oseguera Cervantes, namıdiğer “El Mencho”, öldürüldü. Liderliğini yaptığı Jalisco Yeni Nesil Karteli uzun süredir yalnızca Meksika’nın değil, ABD’nin de öncelikli hedeflerinden biriydi. Bu nedenle operasyon, doğal olarak “tarihi bir darbe” olarak sunuluyor. Fakat meseleye biraz mesafeden bakıldığında ortaya çıkan tablo, bir başarı hikâyesinden çok daha karmaşık.
LİDERLER GİDER, PAZAR KALIR
Meksika son yirmi yıldır kartellerle mücadelede benzer bir yöntemi uyguluyor: Lideri bul, etkisiz hale getir, örgütü zayıflat. Kağıt üzerinde mantıklı görünen bu strateji, pratikte şiddetin azaldığı bir tablo üretmedi. Çünkü karteller birer kişisel iktidar alanı değil; küresel bir talep zincirinin yerel uzantıları.
ABD’deki sentetik uyuşturucu krizi sürdükçe, özellikle fentanil piyasası büyümeye devam ettikçe, bu ticareti yönetecek birileri mutlaka çıkıyor. El Mencho’nun ortadan kalkması, bu ekonominin ortadan kalktığı anlamına gelmiyor. Talep canlı kaldığı sürece arz kendini yeniden örgütlüyor. İsimler değişiyor, rota değişiyor, yöntem değişiyor; ama sistem kalıyor.
DEVLETİN BOŞLUĞUNU KİM DOLDURUYOR?
Karteller yalnızca yasa dışı madde üreten yapılar değil; devletin zayıf kaldığı alanlarda fiili otorite kuran aktörler. Güvenlik sağlıyor, haraç topluyor, yerel ekonomiyi yönlendiriyor ve kimi bölgelerde kamu otoritesinin yerini dolduruyorlar.
Böyle bir yapının tepesindeki ismi ortadan kaldırmak, sistemin kendisini çökertmiyor. Aksine, çoğu zaman yeni bir güç mücadelesinin kapısını aralıyor. Parçalanma ve iç rekabet, daha kontrolsüz bir şiddet dalgasını beraberinde getirebiliyor. El Mencho’nun ölümünün ardından yolların kapanması, araçların ateşe verilmesi ve şehir hayatının sekteye uğraması, kartellerin yalnızca yeraltında değil, kamusal alanda da ne kadar görünür bir güç olduğunu gösterdi.
Bir suç örgütünün misillemesiyle günlük hayatın durma noktasına gelmesi, yalnızca kartelin cesaretine değil, devlet kapasitesinin sınırlarına da işaret ediyor.
SINIRIN ÖTESİNDEKİ GERÇEK
Operasyonda ABD istihbaratının rol alması, meselenin yalnızca Meksika iç siyasetiyle açıklanamayacağını ortaya koyuyor. Washington açısından konu, sınır güvenliği ve fentanil krizinin yarattığı toplumsal yıkımla doğrudan bağlantılı. Ancak talebin merkezinin ABD olması, sorunun yalnızca üretim yapılan topraklara indirgenemeyeceğini de gösteriyor.
Talep sürdükçe arz yeni yollar buluyor. Bu nedenle askeri başarılar, ekonomik gerçeklikle karşı karşıya geldiğinde kalıcı çözüm üretmekte zorlanıyor. Kartellerle mücadele, yalnızca operasyonel bir mesele değil; aynı zamanda küresel bir ekonomi sorunu.
SEMBOLİK ZAFER, YAPISAL SORUN
El Mencho’nun ölümü sembolik olarak önemli. Devletin geri adım atmadığını gösteren güçlü bir mesaj niteliği taşıyor. Ancak sembollerle sistemler yıkılmıyor. Eğer yolsuzlukla mücadele güçlenmez, yerel yönetim kapasitesi artmaz, gençler için meşru ekonomik alternatifler yaratılmaz ve uluslararası talep zinciri kırılmazsa, bir liderin düşüşü başka bir ismin yükselişine zemin hazırlayabilir.
Bu nedenle Tapalpa’daki operasyonu yalnızca bir güvenlik başarısı olarak okumak eksik kalır. Asıl mesele El Mencho’yu mümkün kılan zemin değişti mi? Eğer cevap hayırsa, bugün konuştuğumuz isim yarın yerini bir başkasına bırakacak. Sorun kişiler değil, onları üreten düzen.
























