(The Turkish Post) – SUNA YAMAN
Türkiye son haftalarda hem iç politikada hem de uluslararası arenada hareketli günlerden geçiyor. Bir yanda “İngiliz casusu” suçlamasıyla Ekrem İmamoğlu ve yakın çevresini hedef alan tartışmalı adımlar, diğer yanda İngiltere ile imzalanan milyarlarca sterlinlik savunma anlaşması… Tüm bu gelişmelerin zamanlaması dikkatleri Ankara-Londra hattındaki stratejik hesaplara çeviriyor.
SORU İŞARETLERİ VE SİYASİ MANİPÜLASYON İDDİASI
Savcıların başlattığı süreçle birlikte kamuoyunun gündemine Hüseyin Gün isimli bir kişi girdi. Hakkında “İngiliz casusu” olduğu iddiası ortaya atıldı. Bu soruşturma kapsamında Ekrem İmamoğlu’nun danışmanı Necati Özkan ve gazeteci Merdan Yanardağ yeniden tutuklandı, Tele1’e kayyum atandı. Ancak ortada hâlâ net bir casusluk itirafı yok. 262 sayfalık ifade metninde Hüseyin Gün, ne “İngiliz ajanıyım” dedi ne de İngiliz istihbaratına çalıştığını kabul etti. Belgeler İngilizceden çevrilmiş olsa da içeriklerde ciddi çelişkiler bulunuyor.
Dahası, ilk ifadelerde İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin adı geçmezken, aylar sonra dosyaya İmamoğlu ile ilişkilendirilen bir fotoğrafın eklenmesi, soruşturmanın siyasi amaçlı genişletildiği yorumlarına yol açıyor. Tartışmanın merkezinde şu soru duruyor:
Gerçekten bir casusluk mu var, yoksa siyasi bir algı operasyonu mu?
EUROFİGHTER SATIŞI: TÜRKİYE’NİN STRATEJİK HESABI
Tam da bu tartışmalar sürerken, Türkiye’nin uzun süredir peşinde koştuğu Eurofighter savaş uçakları yeniden gündemin tepesine oturdu. Türkiye, hava kuvvetlerini modernize etmek için 40 adet Eurofighter Talon/Typhoon satın almayı hedefliyor. F-4E’lerin yaşlandığı, Yunanistan’ın F-35 ve Rafale alımlarıyla güç kazandığı bir dönemde Ankara, hava üstünlüğü yarışında geri düşmek istemiyor.
Almanya’nın uzun süredir insan hakları ve Suriye politikası gerekçeleriyle engel çıkardığı satışa, nihayet yeşil ışık yakıldı. Bu süreçte İmamoğlu’nun tutukluluğunun bile diplomasi başlığı olarak masaya geldiği biliniyor.
STARMER’IN ANKARA ZİYARETİ: 8 MİLYAR STERLİNLİK MESAJ
İngiltere Başbakanı Keir Starmer, göreve geldikten sonra gerçekleştirdiği ilk Türkiye ziyareti sırasında, Türkiye ile birlikte 20 adet Eurofighter Typhoon savaş uçağı satışına dair yaklaşık 8 milyar sterlinlik bir anlaşmaya imza attı. Starmer, anlaşmanın hem Birleşik Krallık savunma sanayisinin hem de NATO’nun güvenliğinin güçlü bir kazanımı olduğunu belirterek, “Türkiye ile Birleşik Krallık’ta 20 000 kişiye istihdam sağlayan bir anlaşma imzaladım” ifadesini kullandı. Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ise bu mutabakatı, “iki yakın müttefikin stratejik ilişkilerinin nişanesi” olarak tanımladı.
AYNI MASADA CASUSLUK VE SAVUNMA
Bir tarafta İngiltere’den Türkiye’ye “stratejik ortaklık” açıklamaları, diğer tarafta yine İngiltere bağlantılı casusluk iddiasıyla tutuklanan siyasetçiler, gazeteciler… Zamanlama tesadüf mü? İşaretler, Türkiye’nin iç siyasetinde yargı eliyle yürüyen tartışmaların, uluslararası pazarlıklarda bir baskı unsuru olarak kullanılabileceğini düşündürüyor. Soruşturmanın hedefi hâline getirilen Ekrem İmamoğlu’nun adının hem Almanya’nın karar sürecinde hem de İngiltere basınında geçmesi, bu ilişkiyi daha görünür kılıyor.
GÜÇ OYUNUNUN İÇİNDE BİR DEMOKRASİ SINAVI
Türkiye, uluslararası savunma alanında önemli bir anlaşma imzaladı. Ancak aynı anda yürüyen, tutuklamalarla şekillenen ve kamuoyunda güven sorunu yaratan casusluk dosyası, ülkenin demokrasi karnesini tartışmaya açıyor. Eurofighter’lar geldiğinde hava gücünde denge değişebilir. Ama hukuk zayıflarsa, güvenlikteki kazanımların anlamı da tartışmalı hâle gelir.























