(The Turkish Post) – SUNA YAMAN
Hamas’ın siyasi lideri İsmail Haniye, 31 Temmuz 2024’te İran’da gerçekleştirilen bir suikast sonucu hayatını kaybetti. Haniye, İsrail tarafından uzun süredir hedef alınan bir figürdü ve bu suikastın arkasında da bu ülkenin olduğu iddia ediliyor.
Haniye, 2024 yılının başlarında üç oğlunu ve üç torununu İsrail’in Gazze’ye düzenlediği hava saldırılarında kaybetmişti. Suikast, İran’da gerçekleştiği için bu olayın bölgedeki tansiyonu daha da artırması bekleniyor.
İSRAİL-LÜBNAN GERİLİMİ
2024 yılı Temmuz ayında, İsrail ve Lübnan arasında tansiyon tehlikeli boyutlara ulaştı. İsrail Hava Kuvvetleri, güney Lübnan’daki Hizbullah hedeflerine yönelik bir dizi hava saldırısı gerçekleştirdi. Bu saldırılar, Hizbullah’ın İsrail’e yönelik füze ve roket saldırılarına karşılık olarak yapıldı. İsrail ordusu, Hizbullah’a ait iki silah deposunu vurduğunu ve bu depolarda roketler de dahil olmak üzere çeşitli silahların bulunduğunu bildirdi. Ayrıca, İsrail-Lübnan sınırında Hizbullah’ın 200 roket ve 20 drone ile büyük bir saldırı gerçekleştirdiği ve bu saldırıların ardından İsrail’in ağır karşılık verdiği rapor edildi.
GAZZE’DEKİ DURUM
Gazze’de ise İsrail ve Hamas arasındaki çatışmalar yoğun bir şekilde devam ediyor. İsrail, Hamas’ı hedef alarak yoğun hava saldırıları düzenliyor. Bu operasyonlar, Gazze’deki sivil kayıpları artırarak bölgedeki insani krizi derinleştiriyor. Temmuz ayının son haftasında İsrail, Gazze’deki çeşitli hedeflere yönelik büyük çaplı saldırılar gerçekleştirdi, bu da uluslararası toplumun tepkisine neden oldu.
TÜRKİYE’NİN ROLÜ VE POZİSYONU
Türkiye, bölgedeki çatışmaların sona erdirilmesi için diplomatik çabalarını sürdürüyor. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, İsrail’in Gazze’deki eylemlerini sık sık kınarken, Filistin halkına destek mesajları veriyor. Türkiye, tarihsel ve dini bağları nedeniyle Filistin davasına güçlü bir destek veriyor. Ancak, İsrail’in sert tutumu ve Hamas’ın saldırıları, Türkiye’nin arabuluculuk çabalarını zorlaştırıyor. Türkiye, bu durumda diplomatik yollarla çözüm arayışlarını sürdürebilir ve uluslararası platformlarda İsrail’in eylemlerine karşı sert tepkiler gösterebilir.
ARABULUCULUĞUN ZORLUKLARI
Arabuluculuk çabalarının başarısız olmasının birkaç nedeni var. Taraflar arasındaki derin güvensizlik, arabuluculuk çabalarının etkisiz kalmasına neden oluyor. İsrail, güvenliğini sağlama adına sert politikalar izlerken, Filistin tarafı da kendi güvenlik ve bağımsızlık taleplerinde ısrarcı. İran gibi bölgesel aktörlerin müdahil olması, çatışmaları daha da karmaşık hale getiriyor. İran’ın Hizbullah ve Hamas’a desteği, İsrail’in güvenlik endişelerini artırıyor ve bölgedeki tansiyonu yükseltiyor. Netanyahu hükümetinin iç politikada güvenliği ön planda tutması ve Hamas’ın Gazze’deki kontrolü, barış çabalarını zorlaştırıyor. Netanyahu’nun sert tutumu, iç politikada destek bulma çabasının bir parçası olarak görülüyor.
NETANYAHU HÜKÜMETİNİN STRATEJİSİ
Netanyahu hükümeti, İsrail’in güvenliğini sağlamak ve bölgedeki stratejik çıkarlarını korumak amacıyla sert askeri politikalar izliyor. Bu politikalar, kısa vadede güvenlik sağlayabilir ancak uzun vadede barışın tesis edilmesini zorlaştırıyor. Netanyahu’nun bu stratejisi, İsrail iç politikasında destek bulmak amacıyla da şekilleniyor. Ancak, bu tür sert politikaların bölgedeki gerginliği artırarak geniş çaplı bir savaşa yol açma riski bulunuyor.
BÖLGEDEKİ GELİŞMELER VE ULUSLARARASI TEPKİLER
Uluslararası toplum, İsrail ve Filistin arasındaki çatışmalara son verilmesi için çağrılarda bulunuyor. Birleşmiş Milletler ve diğer uluslararası kuruluşlar, insani yardımların Gazze’ye ulaştırılması ve ateşkesin sağlanması için çabalarını sürdürüyor. Ancak, bölgedeki karmaşık dinamikler ve taraflar arasındaki derin güvensizlik, barış sürecini zorlaştırıyor.
TÜRKİYE’NİN İSRAİL İLE TİCARET İLİŞKİSİ
Son aylarda, Türkiye’nin İsrail ile ticaret ilişkilerini sürdürmesi ve askeri operasyonlar karşısında yeterince sert bir tepki vermemesi eleştirildi. Türkiye ile İsrail arasındaki ticaret, siyasi gerilimlere rağmen devam etti. Bu durum, Türkiye’nin Filistin’e olan desteği ve İsrail’e karşı sert söylemleri ile çelişkili bir görünüm oluşturdu. Bazı eleştirmenler, Türkiye’nin ekonomik çıkarlarını ön planda tutarak İsrail’in Gazze’deki eylemlerine sessiz kaldığını iddia ediyor.
İsrail’in Lübnan ve Gazze’deki askeri operasyonları, bölgedeki tansiyonu artırarak daha geniş çaplı bir çatışmaya yol açma potansiyeli taşıyor. Türkiye’nin bu durumda nasıl bir rol üstleneceği ve arabuluculuk çabalarının nasıl sonuçlanacağı ise belirsizliğini koruyor. Ancak, bölgedeki barışın sağlanması için uluslararası toplumun daha etkin ve yapıcı adımlar atması gerekiyor. Türkiye’nin diplomatik çabalarını artırarak arabuluculuk rolünü üstlenmesi ve uluslararası toplumu bölgedeki barış sürecine daha aktif bir şekilde dahil etmesi önem arz ediyor.
Haniye suikastine İran’ın, Hamas’ın ve Lübnan’da Hizbullah’ın göstereceği tepki ve bu tepkilerin dozajı orta doğuyu bölgesel ve çok kanlı bir savaşa sürükleyebilir…























