(The Turkish Post) – SAFA KAR
Ne maçtı ama… İki takım taraftarı da hop oturup hop kalktı. 120 dakikaya her şey sığdı. Kırmızı kart da vardı, penaltı da… İnanç da vardı, umut da… Rüya da vardı, kabus da… Her iki takım için söylüyorum. Tam da rüya kabusa dönerken… Galatasaray uyanıverdi. Ve son gülen takım oldu. Bir üst tura adını yazdırdı. Juventus’u gibi bir devi saf dışı bıraktı. Rakip sıradan bir takım değildi. Geçmişi zaferlerle dolu, geleneği olan bir takımdı.
Kuşkusuz 3 fark kolay kapatılamazdı. Karşısındaki takım da Juventus’tu. Oyunun başında Galatasaray’ın taktiği belli oldu. İlk maçın avantajını korumaktı. Mümkün olduğunca orta saha ve defansı kalabalık tutarak oyunu soğutmak ve Juventus’un hızını kesmek… İlk yarım saat başarılı oldu. Tribünler tıka basa doluydu. Juventus’un 12. oyuncusu gibi işlev gördü. Takımını sürekli ateşledi. Hakemi baskı altına almaya çalıştı.
Uğurcan Çakır’a büyük iş düşecekti. Juventus ilk golü penaltıdan buldu. Bu gol Sarı Kırmızılıların oyun anlayışını bozmadı. İlk 45 dakika Juventus’un tek farlı üstünlüğüyle sona erdi. Bu Galatasaray’ın istediği skordu. Ve fakat Juventus için umut demekti. Gol yememek üzerine kurulu anlayışın 90 dakikaya yayılması kolay değildi.
Kader devresine çıkarken Galatasaray’a inanç, Juventus’a umut egemendi. Daha oyunun başında Kelly kırmızı kart gördü. Önce iki sarıdan, VAR’ın devreye girmesiyle direkt kartan oyun dışı kaldı. Barış Alper’e yaptığı faulun bedeli ağır oldu. Juventus pes etmedi. Risk almaya daha kalabalık Galatasaray kalesine gelmeyi başladı. Sarı Kırmızılı takıma geçiş oyununda fırsatlar doğdu. Fakat ‘final pasları’ adresini bulmadı.
Yoksa maçı erken bitirebilirdi. Okan Buruk oyuncu değişiklikleriyle hem Juventus’un hızını kesmeyi hem de takımının dinamizmini arttırmayı hedefledi. Gatti 70. dakikada farkı 2’ye çıkardı. Bu andan itibaren Galatasaray için ‘tehlike çanları’ çalmaya başladı. Ve takımda panik havası yaşandı. Basit ve zincirleme hatalar peş peşe geldi. Juventus’un Türk oyuncusu Kenan Yıldız çok zorladı. Bir vuruşu direkten döndü.
Ve Juvendus Mckennie’nin kafasından 3. golü buldu. Kalabalık Galatasaray defansı Juventuslu oyuncuyu kaçırdı. Psikolojik üstünlük de moral da Juventus’a geçti. Skor eşitlendi. İcardı oyuna girdi. Artık gol lazımdı. 90 dakika sonunda eşitlik bozulmadı. Karşılaşma uzatmalara gitti. Her iki takımın oyuncularında yorgunluk alametleri başgösterdi. Saha ve seyirci avantajı da Juventus’taydı.
Uzatmalarda ilk tehlikeli pozisyonu Juventus yakaladı. Kale önünden dışarıya giden top tribünlerde saç baş yoldursa da Galatasaray için büyük şanstı. Oyun üstünlüğü Sarı Kırmızılı takıma geçti. Üzerindeki ölü toprağını attı. Daha organize ataklar geliştirdi. Ve Osimhen sahneye çıktı. Bitmek tükenmek bilmeyen enerjisiyle sahanın her yerine ayak yasan Barış Alper çok klas pas attı. Osimhen kalecinin bacaklarının arasında topu ağlara gönderdi. Eşitlik Galatasaray lehine bozuldu.
Ve ilk kez tribünlerde Galatasaray taraftarının sesi duyuldu. Juventus taraftarı şoka girdi ve sustu. Kabusu rüyaya çevirmek üzereyken Osimhen bütün sihri bozdu. Gasataray’ı kabustan uyandırdı. Juventus için artık çok geçti. Maçın bitmesine 15 dakika daha vardı. Fakat direnç gösterecek gücü ve mecali kalmamıştı. Aslan da uyanmıştı.
Uzatmaların ikinci yarısı kader dakikaları başladı. Galatasaray mümkün olduğunca topu ayağında tutmaya çalıştı. Juventus ise dağılmıştı. Sahanın dinamosu Barış Alper son dakikaya girerken İtalyanların tüm umutlarını bitirdi. Kaleciye karşı karşıya kaldı farkı 1’e indirdi, genel skorda ise farkı 2’ye çıkardı. Çok zorlandığı maçta Galatasaray turu geçmesini bildi. Büyük bir zafere imza attı. İlk maçın skorunu taçlandırdı. Avrupa’nın en büyük 16 takımı arasına girmeyi başardı.
Bu Avrupa zaferinin mimarı kuşkusuz Okan Buruk… Fakat avantajı koruma taktiği ve anlayışı yerine, ilk dakikadan itibaren gol atmayı hedefleseydi, maç uzatmalara gitmeyebilirdi. Buna rağmen her türlü takdiri hak etti. Yıllar sonra Türk futboluna bir Avrupa zaferi yaşattı. Galatasaray Avrupa Fatihi ünvanının hakkını verdi.
























