(The Turkish Post) – SAFA KAR
Bir ay önce başlayan Avrupa Şampiyonası’nın sonuna gelindi. Final maçı bu akşam Yamal’ın İspanya’sı ile Bellingham’ın İngiltere’si arasında oynanacak.
Almanya’nın ev sahibi olduğu turnuva benim bugüne kadar izlediğim en iyi turnuvaydı.
Her maçın hikayesi vardı. Güzel goller ve efsane kurtarışlar birbirini izledi. Mert Günok’un Avusturya maçının son anlarında lastik gibi uzayarak topu çelmesi dünya futbol tarihine geçti. Ve unutulmazlar arasına girdi.
İspanya finali sonuna kadar hak etti. Büyük maçlar oynadı. Almanya’yı, Fransa’yı kupanın dışına itti. Peş peşe bu iki futbol deviyle kapışmak ve sahadan galip ayrılmak kolay değil. İspanya her iki takımı da 2-1’lik skorla yendi. Daha ilk maçta herkesin favorisi olmayı başardı. İtalya maçını hatırlıyorum, bugüne kadar İtalya’nın bu kadar ezik ve mahkûm oynadığını görmedim. Skora aynı şekilde yansımasa da İspanya, İtalya’ya sahayı dar etti.
İspanya’ya karşılık İngiltere kadrosuyla uyuşmayan durgun, tutuk ve dağınık futbol oynadı.
Slovenya’yı yenemedi. Slovakya karşısında öldü öldü dirildi. Tam umutların tükendiği anda, uzatmanın da uzatmalarında sahneye Bellingham çıktı. Ve çok şık bir vuruşla İngiltere’yi ipten aldı. Golün güzelliği kadar kıymeti de paha biçilmezdi. Beklentilerin uzağında kalan Bellingham bir attı pir attı.
İngiltere yarı finalde Hollanda karşısında bile ezici üstünlük kuramadı. Oysa İngilizlerden beklenen çok daha ötesiydi. Dünyanın en iyi ligine ev sahipliği yapıyor. Kadrosu dünya yıldızlarıyla dolu. Tecrübe dersen var, genç dinamik oyuncu dersen var. Kenar yönetimi bu nitelikli kadroya göre bir oyun tutturamadı. Buna rağmen ite kaka finale çıkmayı başardı. Final maçlarında dün yok, o an vardır.
İspanya, Dünya ve Avrupa kupasını kazanan bir ülke. İngiltere ise kupaya aç.
Nice turnuvadan boynu bükük ayrıldı. Gel gelelim futbolun, topun mucidi İngilizler. Bu kupa açlığı giderilebilecek mi? 4 yıl önce finalde İtalya’ya kaybetti. Daha önce yaşadığı penaltı sorununu bu turnuvada çözdü.
İspanya favori… İngiltere güçlü.
Her iki takımın da dünya yıldızı oyuncuları var. Hele İspanya’nın 17 yaşına henüz basan Yamal’ı harika. Almanya’da bir efsane gibi doğdu. Fransa’ya attığı gol ve oynadığı oyun parmak ısırttı. Meğer Müslümanmış. Babası Faslı, annesi Ekvator’danmış. Sitede Kamil Aslan’ın yazısından öğrendim ve sempatim daha da arttı. Ayrıca İspanya Gazze konusunda Avrupa’da en onurlu politika izleyen ülke. Bütün itiraz ve risklere rağmen Filistin’i tanıdı.
Futbol sadece futbol olmadığına göre…
Diğer tarafta da Bellingham var. Real Madrid’de büyük işler başardı. Çifte kupanın mimarlarından. Topla ilişkisi muhteşem. Sihirli bir ayak. Şiir gibi oynuyor. Top onun ayağında bir sanata dönüşüyor. Kupaya aç Kane var. Onca başarısına rağmen bugüne kadar kupa kaldıramadı. Bir kupa bahtsızı.
Final Kane’nin de kader maçı. Bakalım Kane ve İngiltere kupa hasretlerine son verebilecekler mi?
Pazar akşamı kupa finalinin heyecanlı ve keyifli mücadeleye sahne olacağı kesin gibi. İspanya, İngiltere’nin ‘oyunu uyutmasına’ izin vermez. Derhal faturayı keser. İngilizler de uyanık olmak zorunda. Eski maçlar geride kaldı. Karşılarında İspanya gibi bir dev var. 90 dakikanın hiçbir anında gaflete yer yok. İspanya’nın de aşırı özgüveni pahalıya mal olabilir. Her bakımdan büyük maç…
Ben hem futbol hem de siyasi açıdan kupayı 17 yaşına girdiği gün Faslı Yamal’ın ellerinde görmek istiyorum. Mülteci karşıtı İspanyollara ve Barselonalılara da ders olsun.
Bellingham veya Kane’nin ellerinde gördüğümde de pek üzülmem. Ama sanki Yamal’a daha çok yakışır kupa… Ne dersiniz?























