(The Turkish Post) – RÜYA POLAT
Türkiye’de ekonomik verilerle, gerçek hayat aynı şeyi söylemiyor. Her ne kadar siyasi iktidar, son dönemde ekonomik göstergelerin yukarı yönlü olduğunu iddia etse de, vatandaşların maddi durumları tam aksini gösteriyor. Özellikle piyasalarda gıda başta olmak üzere, bütün ürünlerdeki fiyat artışı vatandaşları da kara düşündürüyor. Bunun en belirgin örnekleri de; büyükşehirlerde yaşanıyor. Ankara, İstanbul ve İzmir gibi şehirlerde yaşayan emekliler, alım güçleri düştüğü için köylere dönüş yapıyor. Bu sayılara her gün yenileri ekleniyor.
Özellikle Türkiye’de artan hayat pahalılığı, büyükşehirlerde yaşayan vatandaşları yeni arayışlara yöneltti. Özellikle kira fiyatları, ulaşım ve temel gıda giderlerindeki hızlı artış, metropollerde yaşamayı her geçen gün daha zor hale getirirken, birçok kişi daha küçük şehir ve ilçelere taşınmayı tercih ediyor. Yerel kaynaklardan elde edilen bilgilere göre; son dönemde İstanbul, Ankara ve İzmir gibi büyükşehirlerden Anadolu’daki orta ölçekli kentlere ve kırsal bölgelere doğru belirgin bir göç hareketi yaşanıyor. Uzmanlara göre bu durum, yalnızca ekonomik değil aynı zamanda sosyal bir dönüşümün de işareti olarak yorumlanıyor. Büyükşehirlerin sunduğu iş ve eğitim olanakları cazibesini korusa da, geçim maliyetleri bu avantajları gölgede bırakıyor.
SAKİN BİR YAŞAM İSTENİYOR
Taşınma kararı alan vatandaşlar, küçük şehirlerde daha düşük kira bedelleri, daha sakin bir yaşam ve temel ihtiyaçlara daha kolay erişim sağladıklarını ifade ediyor. Uzaktan çalışma imkânlarının yaygınlaşması da bu tercihi kolaylaştıran etkenler arasında yer alıyor.
Ekonomistler ise bu tersine göç hareketinin kalıcı olabileceğine dikkat çekiyor. Büyükşehirlerdeki yaşam maliyetleri kontrol altına alınmadığı sürece, geçim derdinin şehir nüfuslarını yeniden şekillendirmeye devam edeceği belirtiliyor. Bu gelişme, Türkiye’de kentleşme anlayışının da yeniden tartışılmasına neden oluyor.





















