(The Turkish Post) – MEHMET ERDEM
Türkiye’nin tanınmış işadamlarından ve siyasetçilerinden, aynı zamanda Ermeni vatandaşı Nurhan Çetinkaya, Türkiye gündemine dair, Turkishpost’a önemli açıklamalarda bulundu. Çetinkaya, Bolu Belediye Başkanı Tanju Özcan ile yaşadığı polemikten, bir dönem çatısı altında siyaset yaptığı CHP’ye kadar pek çok konuda dikkat çekici değerlendirmeler yaptı. Ermeni siyasetçi, CHP eski Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun insani olarak iyi bir şahıs olduğunu, ancak yöneticilik hayatının hatalarla dolu olduğunu savunuyor. Ermeni iş insanı ayrıca 2007 yılında cinayete kurban giden gazeteci yazar Hrant Dink’in katilinin de, mahkeme önünde şov yapanlar olduğuna dikkat çekiyor. Devamında da, “301’den yargılanmaya başladığında Hrant Dink zaten ölmüştü. Belki bedenen değil ama fikren öldürmüşlerdi onu” diyor.
TurkishPost okurlarını Nurhan Çetinkaya’yla başbaşa bırakıyoruz…
‘EKONOMİK KRİZ AK PARTİ GİTMEDEN BİTMEZ’
Türkiye’nin tanınmış işadamlarımdan birisiniz. Bir işadamı olarak, piyasaları nasıl yorumluyorsunuz?
14 yaşımdan beri ticaret hayatın içerisindeyim. Üretim yapıyorum. Yaptığım ürünleri dünyaya pazarlıyorum. İki defa kriz yaşadım. Bir tanesi 4 Nisan kararları, diğeri de 2002 krizi. Şu an meşhur bankaların hortumlandığı kriz. Şimdi özetlersek, 2002 yılında 2 bin 500 hatta 6 bin 500 faizler gördük, gecelik. Sonra hükümet değişti. Dolar bin 750’den 1bin 100’e düştü. Ve beş sene hiç yükselmedi. Ne oldu da bu kadar kaos ortamından bir anda dolar düştü faiz düştü? Altın mı bulduk, petrol mü bulduk? Hayır yeni hükumete güven sağlasınlar diye yurtdışından para geldi. Suni bir bahar yaşadık. Sonra o sermayeyi ve toplanan vergileri yeni kaynaklar yaratmak yerine tamamen sarf edince bugünleri yaşıyoruz. Bu kriz Ak Parti hükümeti gitmeden asla düzelmez. Çünkü adalet olmadığı yerde para en korkağıdır, hemen kaçar. Bu mala çökme geleneği bitmeden hiçbir yabancı yatırımcı gelip ülkemizde yatırım yapmaz. Ancak transit mal ticareti gelişir.
‘BU COĞRAFYANIN MAHSÜLÜ BİR ERMENİ’YİM’
Siz Türkiye’de yaşayan ve bu topraklara gönülden bağlı bir Ermeni vatandaşınız. Bunu da söylemekten hiç çekinmiyorsunuz. Azerbaycan ve Ermenistan arasında imzalanan barış görüşmelerine ve yakınlaşmaya nasıl bakıyorsunuz?
En kötü barış, en iyi savaştan daha iyidir. Savaşın kimseye faydası olmaz. Silah tüccarları dışında. Ama barış hepimize faydalı olur. Dolayısıyla; ben bu coğrafyanın mahsulü bir Ermeni’yim. Türk de olabilirdim, Laz da Kürt de. İnsanları ırklarıyla ayrıştırmak, bu ulus devlet palavrasının insanlar üzerindeki etkisi bence. Çünkü artık görüyoruz, ulus devletler tek tek yerini federasyona bırakıyor. Ve yeni bir dünya düzeni kuruluyor. Türkiye, Ermenistan ve Azerbaycan bu süreçte doğru rol üstlenirse tüm haklar için çok güzel şeyler olur. Eğer bunu beceremezse, yine kaseti baştan koyar, aynı hikayeyi dinlemeye başlarız. En büyük hayalim Yerevan ve Bakü sokaklarında hep beraber kadeh kaldırmak.
‘KILIÇDAROĞLU’NUN YÖNETİCİLİĞİ HATALARLA DOLU’
Bir dönem CHP çatısı altında siyaset yaptınız. Ak Parti dönemini hem Ermenistan ile ilişkiler hem de Ermeni vatandaşlarının sosyal haklarının verilmesi noktasında nasıl değerlendirirsiniz?
Evet, bir Ermeni için CHP’de siyaset yapmak çok sofistike bir durum. Ama eski Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu olunca bu tabuların yıkıldığını düşünüyordum. Ama durum öyle çıkmadı. Çünkü Kemal Bey de partiye yeteri kadar hakim biri değildi. İnsanlığına hiçbir şey söyleyemem. Ama yöneticilik kısmı hep hatalarla dolu. Bugün dışlananların hepsi Kemal Bey’in getirdiği insanlar. Yani ne diyebilirim ki… Şimdi Ak Parti konusuna gelince, tabi Ak Parti bir kitle partisi oldu. Bu gücünü de gerek Avrupa Birliği’nde gerek Amerika’da hissettirmekte. Benim duyduğum, Avrupalı liderler Erdoğan’a “Siz Türkiye’deki azınlık haklarını ihlal ediyorsunuz, ama bizden imtiyaz istiyorsunuz” diye. Yani bu bir alışverişin karşılığı aslında. Erdoğan da bunu kısmi olarak uyguladı. Çünkü onun da önünde çok engeller var. Halen mahkeme süreci devam ediyor. Azınlık mallarının iadesinde şu ana kadar mallarımızın yüzde onunu iade alabildik. Ve tabi Ak Parti kurulduğundan beri göstermelik olsa da mecliste bir vekil kontenjanı veriyor.
‘ERMENİLER BU COĞRAFYANIN KADROLU DÜŞMANLARI’
Bir röportajınızda, “Biz doğuştan ötekiyiz” diye bir ifade kullanıyorsunuz. Buradaki amacınız, Ermenilerin bulundukları topraklarda aidiyet oluşturamaması mı, yoksa sahiplenilmemesi mi?
Tabi ki biz doğuştan ötekiyiz. Çünkü bu cumhuriyetin ulus devlet politikasını güçlendirmesi için sürekli içeride bir düşman yaratması gerekiyor. Ermeniler bu coğrafyanın kadrolu düşmanları. Bakmayın yeri geldi mi ve menfaatler uyuştu mu bu sözlerde değişiyor. Ama daha bir gün önce gördük. Sokak röportajı yapan bir tane soytarı, “Atatürk olmasaydı sen de Ermeni’ydin” diye röportaj yaptığı kişiyi provoke etmeye çalıştı. Ki bu adamların da toplumda bir karşılığı var. Bir izleyici kitlesi var. Bizim toplum kulaktan duyma dedikoduları seven bir toplum, araştırmayı asla sevmez. Kitap okumayı hiç sevmez, kulaktan duyma palavralarla hayatını idame ettirir.
‘HRANT DİNK’İN KATİLLERİNİ ARAYANLAR ADLİYE ÖNÜNDE ŞOV YAPANLARA BAKSIN’
Şüphesiz Türkiye Ermenileri arasında en tanınan isimlerinden biri gazeteci yazar Hrant Dink’ti. Siz bir paylaşımınızda, “Hrant Dink Ermeni’ydi, öldürün. Bizi neden öldürmeye çalışıyorsunuz? Bir daha dünyaya gelirsem ( tabi öyle bir şey varsa) yine Ermeni gelip bu coğrafyada yaşamak istiyorum bu zihniyete inat…” diyorsunuz. Dink’i kim neden öldürdü?
Sevgili Hrant Dink’i öldürenler, sorusunun cevabını yukarıda verdim. Bahsettiğim gibi Ermenileri öteki görenler ve bu coğrafyada yaşamasını istemeyenler, bir de yargılandığı zaman mahkemenin önünde şov yapan tiplere bakmak gerekiyor. İşte o zaman kimin öldürdüğü, gayet net ortaya çıkar. 301’de yargılandığında Şişli Adliyesi’nin önünde her mahkeme günü kapıda kim bağırıyorsa, onlara sormak lazım. 301’den yargılanmaya başladığında zaten ölmüştü. Belki bedenen değil ama fikren öldürmüşlerdi onu.
‘ÖZEL VE AĞBABA, OGÜN SAMAST’I CEZAEVİNDE ZİYARET ETTİ’
Diliniz bir bıçak gibi keskin. Bildiğiniz doğruları söylemekten çekinmiyorsunuz. Hatta, Özgür Özel Hrant Dink cinayetinde adı geçen bir şahsa rozet taktı diye eleştirdiniz. Özel ile sonradan bir iletişimiz oldu mu?
Evet. Özgür Özel ve Veli Ağbaba, katil Ogün Samastı kandıra cezaevinde ziyaret ettiler. Hapishane koşullarında bir şikayeti olup olmadığını merak ettiklerini, bir çok CHP’li bilmez. Diyeceksiniz ki, tamam, bunlar cezaevi komisyonuydu. Ama aynı cezaevinde Hizbullahçılar da vardı. Onları niye pas geçtiler? Bir diğer konu, olay günü sahada olan istihbarat astsubayı ceza aldı. Bu durumdan CHP’nin Uşak Eşme Belediye Başkanı ne oldu? Bir diğer konu da yine katilin amcasının oğlu, CHP’den Kartal Belediye Meclis Üyesi oldu. Özgür Özel’in derdi beni partiden kovmaktı. Çünkü ben çalmıyordum gerçekleri yüzlerine söylüyordum.
‘CHP KOALİSYON ORTAĞI OLABİLİR, AMA İKTİDAR ASLA’
CHP’nin siyasi olarak bir sonraki seçimde ülkeyi yöneteceğine ve bunun için gerekli kadrosunun olduğuna inanıyor musunuz?
Benim bildiğim CHP’nin hiçbir zaman bir iş planı yoktur, ve olmamıştır. Tamamen, anlık olaylara kendilerini kaptırırlar. O gün ne olduysa onu yapmaya çalışırlar. Bunu iyi biliyorum. O yüzden CHP koalisyon ortağı olabilir. Ama tek başına yürütemez.
‘TANJU ÖZCAN İLGİ MANYAĞI’
CHP’li Bolu Belediye Başkanı Tanju Özcan, X isimli sosyal medya platformunda yaptığı paylaşımda, “Keşke Ermeni baban 2 saniye erken davransaymış da, sen Öcalan… Keşke hiç doğmasaydın! İnşallah son doğum günün olur! Hain adam…” ifadelerini kullanmışt. Bunun üzerine siz de Tanju Özcan hakkında TCK’daki “Halkı kin ve düşmanlığa tahrik veya aşağılama” maddesi üzerinden suç duyurusunda bulundunuz. Sizce Özcan’ın amacı neydi?
Özcan, gündemde kalmayı seven ilgi manyağı bir adam. Elindeki malzeme de Anadolu şark kurnazlığı milliyetçiliğidir. Şehrinden mültecileri kovar, onlara mobbing yapar. Bakıyor gündemde yer yok, hemen kendine yer bulmak için freni patlamış kamyon gibi yokuş aşağı çarpa çarpa gider. Belli ki onun da güvendiği birileri var.
CHP içinde ulusalcı ve milliyetçi kesiminin hala varlığını devam etmesini nasıl değerlendiriyorsunuz?
Şimdi, nasıl ben kendi kimliğimle ve ideolojimle net ortadaysam, mutlak ki karşı görüşün de ortada olması lazım. Yani ben bunu yadırgamıyorum. Çünkü olabilir. Yani ulusalcı da olabilir, koyu faşist de olabilir, komünist de. Yani bu bir görüştür. Önemli olan burada, aynı masa etrafında kavga etmeden tartışabiliyorsak, doğru olan budur.
‘DARON ACEMOĞLU TÜRKİYE’DE OLSA MOBBİNG YERDİ’
Bir paylaşımınızda, “Daron Acemoğlu bu topraklardan çıkmış ve tüm dünyada saygınlık kazanmış bir ekonomist akademisyen. Ama ülkemdeki büyük çoğunluk gözünde maalesef oda benim gibi Afedersiniz Ermeni” ifadelerini kullandınız. Acemoğlu, ABD’de değil de bu topraklarda yaşamış olsaydı, bu itibarı ve onuru elde edebilir miydi?
Türkiye’de olsaydı Daron Acemoğlu, üniversitede önce Rektörden, sonra da Dekan’dan mobbing yerdi. Morali bozulurdu. Has… der, serbest piyasada çalışmaya başlardı. Bunun çok örneği var.
‘AYNI CAMİDE NAMAZ KILANLAR, BİRBİRİNİN MALINA ÇÖKÜYOR’
Bir dönem başlayan, “Türkiyeli değil, Türk’üz “ şeklinde bir akım başlamıştı. Siz buna tepki gösterdiz. 21. Yüzyılda insanların hala ulusalcılık ve milliyetçilik söylemlerini nasıl değerlendiriyorsunuz?
Dünyanın en aptal tartışmasıdır. Irk tartışması, genelde hiçbir şey beceremeyenlerin yürüttüğü bir tartışmadır. Bu insanlar, kendi ırklarına karşı acayip bağlı olurlar. İşte dünyada çok örneği var bunun. Ne kadar geri kalmış ülke varsa, ya ırkçılık ya da dindar dincilik hakim. O yüzden ülkenin çok daha başka gündemleri olması gerekirken, üstelik akademisyenlerin bunları tartışması tam bir deli kavgası.
Türkiye’de çok sayıda Ermeni sanatçı, işadamı, futbolcu ya da farklı meslek gruplarında başarılı kişiler var. Bunlar neden varlığını açıkça ifade edemiyor? Bir Avrupalı gibi neden açık kimliğiyle gezemiyor?
Nasıl ifade etsin? Adam 6- 7 Eylül yaşamış, varlık vergisi yaşamış, mallarına çökülmüş. Irkçılığa maruz kalmış. Bakmayın ben bu konularda biraz daha farklıyım. Yani dün aynı camide yani namaz kılanlar, şimdi birbirlerinin malına çöküyorlar. Bunu gören azınlık mensubu tabii kendini gizlemek zorunda hissediyor.





















