(The Turkish Post) – Cerrahpaşa İhtisaslı Çocuk ve Genç Psikiyatristi Prof. Dr. Veysi Ceri’nin camilerde oyun oynayan çocuklarla ilgili paylaşımı sosyal medyada gündem oldu. Bazı din alimlerinin, “Camiler çocuk parkı olmasın, yetişkinler camiye gelmekten soğumasın” mealindeki uyarısının kendisini rahatsız ettiğini belirten Ceri, “En iyisi siz camiye gelmeyin. Hatta mümkünse topluma da fazla çıkmayın. Çünkü toplum dediğimiz şey, çocuk sesiyle doludur” dedi.
Prof. Dr. Veysi Ceri’nin sosyal medyadan konuyla ilgili yaptığı paylaşım şöyle:
Son günlerde sosyal medyada dolaşan bir video ve ona eşlik eden yorumlar canımı sıktı. Kendini diğer insanların üzerinde konumlandırarak sözde din adına millete parmak sallayıp dinden soğutmaktan başka bir şey bilmeyen sözümona din alimlerinin, “Camiler çocuk parkı olmasın, yetişkinler camiye gelmekten soğumasın” mealindeki uyarısı, beni aşırı derecede rahatsız etti ve hem bir baba, hem de bir çocuk psikiyatristi olarak bir şeyler söyleme gereği duydum.
Çocuklar hayatın her alanında olduğu gibi camide tabii ki olacak. Olmalı da. Cami, sadece yetişkinlerin sessizce namaz kıldığı steril bir alan değildir. Cami, ümmetin bir araya geldiği, nesillerin iç içe geçtiği, hayatın kendisiyle buluştuğu bir mekândır. Peygamber Efendimiz’in (s.a.v.) döneminden beri çocuklar camiye getirilir, hatta kucağında çocukla namaz kıldığı, secdeyi uzatarak torunlarının sırtından inmesine fırsat verdiği rivayetler vardır. Sahabe çocukları camide koşar, oynar, bazen ses çıkarırdı; kimse onları dışarı atmak için yarışa girmezdi.
Bugün “çocuk sesinden rahatsızım” diyenler, aslında modern hayatın konforlu yalnızlığını camiye taşımaya çalışıyor. Sessiz, düzenli, herkesin kendi köşesinde ibadet ettiği bir cami hayali kuruyorlar. Ama cami böyle bir yer olmadı hiç. Cami; dedenin, torunun, gencin, yaşlının, kadınların, çocukların bir arada olduğu yerdir. Çocuk sesi, caminin ruhunun parçasıdır. O ses olmadan cami, soğuk bir binaya dönüşür.
Elbette çocuklara cami adabı öğretilmeli. Koşarken başkalarına çarpmamaları, namaz kılanların önünden geçmemeleri, aşırı gürültü yapmamaları için rehberlik edilmeli. Ama bu, “çocukları camiye getirmeyin” demek değildir. Aksine, çocukları camiye alıştırmanın en güzel yolu, onları küçük yaştan itibaren camiye getirmektir. Evde anlatmakla olmaz; yaşayarak öğrenirler. Bir gün o koşan çocuk, saffın en önünde duran olgun bir mümin olacaktır.
Peki ya çocuklardan gerçekten rahatsız olanlar? Onlara diyeceğim şudur: En iyisi siz camiye gelmeyin. Hatta mümkünse topluma da fazla çıkmayın. Çünkü toplum dediğimiz şey, çocuk sesiyle doludur. Parkta, markette, otobüste, sokakta, her yerde çocuklar vardır ve çocuklar sessiz durmaz. Onlar koşar, güler, bazen ağlar, bazen bağırır. Bu, hayatın ta kendisidir. Eğer bir çocuk gülüşünden, koşmasından, varlığından rahatsız oluyorsanız, o zaman kapalı, sessiz, yalnız bir dünya arıyorsunuz demektir. Camiyi de, sokağı da, hayatı da çocuklardan arındıramazsınız.
Camilerimizi çocuklardan soğutmayalım. Aksine, çocukları camiye ısındıralım ki yarının müminleri oralarda yetişsin. Rahatsız olanlar için çözüm basit: Kulak tıkacı takabilirler ya da evlerinde ibadet edebilirler. Ama camiyi çocuklardan arındırma çabası, camiyi hayattan koparma çabasıdır. Ve bu, en büyük zarardır.
Çocuklarımız camilerimizde koşsun, oynasın, eğlenerek ve oynayarak değerlerimizi öğrensin, cemaati tanısın. Çünkü Onların sesi, caminin en güzel ezanıdır.
Son günlerde sosyal medyada dolaşan bir video ve ona eşlik eden yorumlar canımı sıktı. Kendini diğer insanların üzerinde konumlandırarak sözde din adına millete parmak sallayıp dinden soğutmaktan başka bir şey bilmeyen sözümona din alimlerinin, “Camiler çocuk parkı olmasın,… pic.twitter.com/LOgsDV5RvI
— Prof. Dr. Veysi Ceri (@VeysiCe) February 20, 2026






















