(The Turkish Post) – Cumhuriyet Halk Partisi’nin, cumhurbaşkanı adayı ve seçilmiş İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu ile belediye başkanlarının tutuklanmasının ardından her hafta düzenlediği “Millet İradesine Sahip Çıkıyor” mitinglerinin İstanbul’daki bu haftaki durağı Pendik oldu. Mitingde konuşan CHP Genel Başkanı Özgür Özel, hem iktidarın ekonomi politikalarına hem de muhalefete yönelik yargı süreçlerine ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Özellikle İmamoğlu ve arkadaşlarına yönelik soruşturmalar ile tutuklamaların Türkiye’nin gündemini kilitlediğini savunan Özel, mevcut tablonun toplumsal gerilimi büyüttüğünü söyledi. Bu çerçevede “Tutuksuz yargılama tansiyonu düşürür” mesajını veren Özel, arkadaşlarına güvendiklerini belirterek davaların şeffaf biçimde yürütülmesi gerektiğini dile getirdi. Duruşmaların canlı yayınlanması çağrısında da bulunan Özel, yaşanan sürecin yalnızca yargısal değil, aynı zamanda siyasi sonuçlar doğurduğunu savundu.
Özel’in açıklamalarından satır başları şu şekilde:
“Ey Erdoğan hani diyorsun ya ‘Ankara’da siyaset yap, sus, partinde otur, beni elleme’ diyorsun ya. Ben de sana ‘hadi oradan, ne Ankarası, Ankara’da da varız, Ardahan’da da, Iğdır’da da, İstanbul’da 9 ilçede 98. eylemdeyiz’ diyorum. Sen önce insan merkezli siyaset yap, ondan sonra karşımıza çık. Erdoğan istediğini yap, seni götürüyor bu öfke!
Ben 97. kez çarşamba akşamı ya da hafta sonu Anadolu’da, milletin içindeyim. Bugün Pendik’in bağrındayım. Pendiklilerin yüzüne bakarak, gözünün içine bakarak meydanlardayım. Sen neredesin Erdoğan? Sen neredesin?
Hadi kendine güvenen meydana çıkar! Hadi haftaya çarşamba bu meydana gel, bu meydanı doldur, doldur da göreyim bakalım. Hodri meydan! Hodri meydan!
Buradan Erdoğan’a bir kez daha sesleniyorum: Korkaklar başaramaz. Korkmayacaksın! Bu kadar laf ettin, cesaretin varsa karşımıza çıkacaksın. 25 milyon kişi imza attı, imza attı 25 milyon kişi. Diyorlar ki:
‘Ey Erdoğan! Adayımı bırak! Sandığı getir! Adayımı yanımda, meydanlarda görmek istiyorum.
Millet kimi göndereceğine karar vermiştir. Erdoğan iktidarda kaldığı her gün, dünyanın en adaletsiz vergi sistemini uygulamaktadır.
Tayyip Erdoğan iktidarda kaldığı her gün dünyanın en adaletsiz vergi sistemini uygulamaktadır. 100 liralık verginin 65 lirasını dolaylı vergilerden —yani fabrikatörden de kapısındaki bekçiden de aynı vergiyi alarak; giyimden, kuşamdan, elektrikten, sudan, telefondan, kırtasiyeden herkesten aynı vergiyi alarak— yüzde 65 vergi toplamaktadır. Çalışanların maaşlarından ya da bankadaki stopajdan alınan gelir vergisi de yüzde 23’tür. Geriye kalan yüzde 11 sadece ve sadece kurumlar vergisinden, yani para kazanan, kâr eden zenginlerden alınmaktadır.
“ADALETSİZ VERGİ DÜZENİNİ DEĞİŞTİRECEĞİZ”
Dolaylı vergi ve gelir vergisi bu meydanın verdiği vergidir, yüzde 89’dur; kurumlar vergisi kazanan zenginin verdiği vergidir, yüzde 11’dir. Bunun adı AK Parti’nin kara düzenidir. Bu iktidar değişecek; vergi çok kazanandan çok, az kazanandan az, kazanmayandan alınmayacaktır. Biz iktidara gelmeye ve bu adaletsiz vergi düzenini değiştirmeye talibiz. Tayyip Erdoğan kaldığı her gün AK Partili, MHP’li demeden; DEM’li, İyi Partili, CHP’li ayırmadan herkesten yüzde 89 orta direkten ve fakirlerden vergi toplamaktadır. Bunu altüst etmek sadece iktidar değişikliğiyle mümkündür.
Öğrencilere okulda bir öğün ücretsiz okul yemeğinin verildiği, içilebilir suyun, okul suyu, okul sütü uygulamasına geçeceğiz. 100 bin öğretmeni ilk yıl atayacağız. Kapanmış okul ve hastaneleri tekrar harekete geçireceğiz. Sağlıkta, ‘farkını ver ilacını al’ dönemini bitireceğiz. Söz veriyoruz herkesin yüzünü güldüreceğiz.
Sanki azıcık verilen sosyal destekler lütufmuş gibi gösterildi. Oysa en görülmeyen emek, evdeki emek. Biz kadının gelecekte emekli olmasının önünü açamıyorsak bu Atatürk’ün kurduğu Cumhuriyet olamaz. İktidarımızda kadın mutlaka işe yerleşecek istemiyorsa, evde emek gösteriyorsa mutlaka emekli olacak. Bunların hiçbirisi ülkenin ekonomisinin kaldıramayacağı yükler değil. Biz vergiyi tabana değil tavana yayacağız. Yeşil dönüşümle, mor dönüşümle nasıl bir kalkınma sağlayacağız bunu tüm Anadolu’ya anlatacağız.
“TUTUKSUZ YARGILAMA TANSİYONU DÜŞÜRÜR”
19 Mart darbesinin üzerinden 355 gün geçti. Türkiye’de iç cepheyi zayıflatan da tartışmalarla enerjimizi sömüren de bu iktidardır. Erdoğan bana bir çağrı yapmış, ben de kendisine sesleniyorum: Biz bu ülkenin birliği için, beraberliği için her şeyi yapmaya hazırız, ancak bu kadar haksızlık bu kadar eşitsizlik olmaz. Çiftçisine, işçisine sahip çıkan, öğrencisinin elinden tutan politikaları hep birlikte yapabiliriz. Tutuksuz yargılama tansiyonu düşürür. Bu milletin en çok meşgul edildiği konu arkadaşlarımızın uğradığı iftiralardır. Biz arkadaşlarımıza güveniyoruz. Kendine güveneni, kanun teklimizi desteklemeye, duruşmaların canlı yayınlanması çağrısında bulunuyoruz.
Şeyi duydunuz mu, ben sizin ‘diplomasız Erdoğan’ sloganınıza eşlik ettim diye soruşturma başlattılar. Benim gencecik 26 yaşındaki avukatım, Erdoğan’ın çirkin avukatlarının karşısına çıktı. Duruşmada da Hulusi Kentmen gibi bir hakim. Bunlar dedi ki şikayetçiyiz, tazminat isteriz. Paraya da doyamıyorlar. Benim avukat dedi ki, ‘Diplomanız var mı?’ Hulusi Kentmen de dedi ki dosyaya diplomayı sunun. Bunlar dedi ki sunmayacağız, dilekçe sunacağız. Sonra dediler ki ‘bu hakim müvekkilimize husumet duymaktadır, başka hakim istiyoruz.’ Bu olaydan 1 ay geçti, Erdoğan’a sesleniyorum, diploma varsa diplomayı sun, diploma yoksa sus, olmayan diplomanla olana kumpas kurma!























