(The Turkish Post) – ÖMER FARUK DENİZ
Mekke’de olmak, Harem sınırları içinde bulunmak, Kabe’ye, Beytullah’a, Mescidi Haram’a, Allah’ın evine bakmak; ne büyük bahtiyarlık. Allah’ın davetlisi, misafiri, duyufurrahman olabilmek, dünya üzerinde yaklaşık 2 milyar Müslüman arasından seçilip huzura kabul edilmek; ne büyük şeref. Diyarı gurbetten, sılaya, ata ocağına, vatanı asliye dönmek; ne büyük huzur.
BURASI VATANI ASLİDİR
Hz. Adem (as) atamız ile Hz. Havva (as) annemizin Cennet’ten çıkarılıp yeryüzünün farklı farklı yerlerine indirildikten sonra, uzun bir arayışın ardından Allah’ın yeniden buluşturduğu yerin adıdır Mekke. Bugün şehrin yaklaşık 25 kilometre doğusunda kalan Arafat’ta, Cebeli Rahme (Rahmet Dağı) denilen yerde, yeryüzüne indirildiklerinden 100 yıl sonra buluştukları rivayet edilir. Burası insanlık tarihinin başladığı yerdir, ademoğlunun çoğaldığı, dünyaya yayıldığı merkezdir. O sebepten burası vatanı aslidir. Dünyanın neresinden gelirseniz gelin Harem’e geldiğinizde seferilik biter ve burada 4 rekatlık farzlar kısaltılmadan tam kılınır.
KABE’Yİ ANLAMAK
Kabe; küp şeklinde bir yapı, şeklen bakıldığında. Beytullah’ın ruhu hissedilmeden, Allah’la irtibatı anlaşılmadan, Hz. Adem’den (as) Hz. Muhammed’e (sav) kadar gelmiş bütün peygamberlerin istikameti, mihenk taşı olduğu bilinmeden Kabe’yi anlamak da mümkün olmayabilir. Bir köşesinde “Hacerül Esved” ki tavafın başlangıç noktası ve her geçişte “Bismillahi Allahuekber” denilerek selamlanan Cennet’ten gelen taş. Hemen yanında “Mültezem” denilen duaların ret olunmadığı, insanların ulaşabilmek için birbirini ezdiği yer. Onun devamında hilal şeklinde çevrili “Hicri İsmail” ki Kabe’nin içinden sayılan ve Hz. Hacer validemizin medfun olduğu alan. Buralara el sürebilmek, dua edebilmek, namaz kılabilmek ne büyük bahtiyarlık…
DÖNE DÖNE ALLAH’A YÜKSELMEK
Kur’an-ı Kerim’in Hac suresinde Allah’ın, “İnsanlar arasında haccı ilan et. Yürüyerek ve yorulmuş binekler üzerinde uzak yollardan sana gelsinler” (Hac 27) çağrısına uyarak gelen her milletten, her renkten Müslüman burada toplanır ve başlarlar tavafa. Günah yüklerinden kurtulup hafifleyerek, döne döne Allah’a yükselebilmenin sembolü gibidir adeta. Kimi, ezberden, kimi kitaptan, kimi de içlerinden birinin söylediğini tekrar ederek koro halinde yakarır Rabb’e ve bağışlanmak niyaz eder. Her tur bir şaft, yedi şaft bir tavaf ve ardından kılınan tavaf namazı ile son bulur bu ibadet.
BİR ANNENİN EVLADI İÇİN SU ARAYIŞI: SAY
Sırada Say var. Hz. İbrahim’in (as) eşi Hz. Hacer (ra) ve kundaktaki oğlu Hz. İsmail’i (as) bu kurak topraklara bırakıp ayrıldıktan sonra, bir annenin evladı için su arayışını sembolize eden bir ibadettir bu. Safa tepesinden başlayıp Merve tepesine uzanan, dört gidiş, üç dönüş toplam yedi kez gidip gelmektir Say. Sonucunda Zemzem mucizesinin gerçekleştiği, Cennet’ten bir ırmağın yeryüzünden çıkıp insanlara ikram edildiği kutsal bir yer burası.
Bu görevin de tamamlanmasıyla ihramdan çıkıp Umre’nin tamamlanmasına bir adım kalıyor: Tıraş. Saçın tamamının kesilmesi ya da bir kısmının kısaltılmasıyla ihramın getirdiği yasaklar sona eriyor. Şimdi yeni güne daha zinde başlayıp, Beytullah’ta bulunmanın coşkusunu tekrar tekrar yaşamak için dinlenme zamanı.






















