Kutsal yolculuğun Medine durağı kısa ama oldukça dolu geçiyor. Vakit namazlarını aksatmadan Mescidi Nebevi’de kılabilmek için koşturan hacı adayları, randevu alabilirlerse tekrar tekrar Ravza’ya girebilmenin de mutluğunu yaşıyor.
Arada oluşan kısa boşluklarda ise İslam tarihinde önemli olaylara şahitlik etmiş yer ve mekanlara ziyaretlere devam ediliyor. Bunlardan biri de Kıbleteyn Mescidi. Türkçe ifadesiyle İki Kıbleli Mescid.
İKİ KIBLELİ MESCİD: KIBLETEYN
İslam’ın ilk döneminde namaz için yönelinen istikamet Kudüs’teki Mescidi Aksa iken, Allah Rasulü’ne (sav) namaz esnasında inen ayetle yönünü Mekke’deki Mescidi Haram’a dönmesinin emredildiği yerdir Kıbleteyn.
Dört rekatlık namazın ilk iki rekatını Medine’nin kuzeyindeki Mescidi Aksa’ya dönerek kıldıran Allah Rasulü (sav), ayet inince yönünü güneye çevirerek safların arasından öne geçmiş ve kalan iki rekatı Mescidi Haram’a yönelerek kıldırmıştır. Aynı namazda iki farklı kıble olduğu için adı Kıbleteyn Mescidi’dir.
Kıbleteyn Mescidi’ne girebilmek için önce dış bölüme yapılan tuvalet ve abdest alma bölümünden iki kat yukarı çıkıp sonra mescidin bulunduğu alana inmek gerekiyor. Oldukça kalabalık. Dünyanın dört bir yanından gelen Müslümanlar bu önemli olayın şahidi Mescidi görebilmek ve içinde iki rekat tahıyyetül mescid namazı kılabilmek için sıra bekliyor. Namazı kılıp dışarı çıkabilenler kendini bahtiyar sayıyor.
HENDEK SAVAŞI VE YEDİ MESCİTLER
Bundan sonraki istikamet Hendek Savaşı’nın yaşandığı alan ve komutanlar adına yapılmış yedi mescitler. Ancak kutsal yolculuğun sakinleri hayal kırıklığı yaşıyor; çünkü ziyarete kapalı. Gerekçe bölgede çalışma yapılması. Daha önce burayı görme şerefine nail olan rehber, savaş için kazılan hendeğin izinin halen daha görülebildiğini anlatıyor.
KUBA (TAKVA) MESCİDİ
Bu mescidin özelliği ise İslam tarihinin Hz. Peygamber (sav) eliyle yapılmış ilk mescid olması. Allah Rasulü (sav) hicret ederken yaklaşık iki hafta kaldığı Medine’ye bir konak mesafedeki Kuba köyüne yaptığı mescid burası. Hayatı boyunca her cumartesi gelerek namaz kıldığı yer. Bu sebepten cumartesi günü gelip burada namaz kılmak bir Umre sevabı kazandırıyor.
Cumartesiye kadar kalınamayacağı için umre sevabı kazanılamasa da tahıyyetül mescid namazı kılarak Allah Rasulü’ne (sav) selatü selamlar gönderiliyor. Takva üzere yapıldığı için diğer adı da Takva Mescidi olan Kuba’ya veda edip Cuma Mescidi’ne geçiliyor.
Hz. Peygamber (sav) ashabıyla Gamama Vadisi adı verilen bu bölgeden geçerken cuma namazı emri gelmesi üzerine ilk cuma namazı burada kılınması anısına yapılmış bir mescid. Allah Rasulü’nün (sav) izini buradan takip eden kutsal yolculuğun sakinlerinin sonraki durağı ise Gars kuyusuna ulaşmak ve kana kana su içmek.
GARS KUYUSU
Bu kuyunun suyu içilmez bir acılıkta iken, Efendimiz’in (sav) tükürüğü ile tatlılaşmış içimi hoş bir su haline gelmiş. Oldukça büyük bir ağzı olan kuyunun etrafı kapatılmış ve belirli saatlerde ziyaretçi kabul ediliyor. İçeride kuyu ile ilgili bilgi ve görseller sunuluyor. Şişeyle içeri girip su doldurmaya izin yok. Verilen plastik bardaklardan içebilecek kadar su içilip yola devam ediliyor.
Bu kuyunun bir özelliği de Allah Rasulü (sav) vefat ettiğinde vasiyeti üzeri buradan alınan su ile Hz. Ali (ra) tarafından yıkanmış olmasıdır.
ECDAT YADİGARI MEDİNE TREN İSTASYONU VE AMBERİYE MESCİDİ
Efendimiz’in (sav) izlerini takip ederken karşınıza ecdad yadigarı eserler de çıkıyor: Medine Tren İstasyonu. Osmanlı’nın son dönem ihtişamlı padişahlarından II. Abdülhamit’in İstanbul’dan Medine’ye yaptırdığı tren yolunun son istasyonu. Halen daha bütün saffetiyle Mescidi Nebevi’yi selamlıyor.
Medine’ye yaklaşan trenler gürültü çıkarıp Peygamber Efendimiz’i (sav) rahatsız etmesin diye raylara keçe döşeyen ecdadın torunları olarak onlara da birer Fatiha göndermeden geçmemek gerekiyor.
Artık Medine’ye veda vakti. Allah Rasulü’ne (sav) veda ziyareti yapıp göz yaşları ile Mekke’ye doğru yola koyulmadan önce ihrama girmek gerekiyor.






















