(The Turkish Post) – MEHMET EREN
Takım oyunları, benim için bireylerin karakterini ve iç dünyasını ortaya çıkaran gizli birer laboratuvardır. Hadi itiraf edelim, hepimiz sahada olmanın sadece topu fileden geçirmeye çalışmaktan ibaret olmadığını biliriz. Dün bir voleybol maçına katıldım ve olanlar tam bir psikolojik film senaryosu gibiydi!
Voleybol konusunda pek de yetenekli sayılmam. Oyunun kurallarını dahi çok iyi bilmiyorum ama eğlenmek ve arkadaşlarımla güzel vakit geçirmek için sahadaydım. Ama işte o an, takımımızda kendini takım kaptanı sanan biri belirdi. Adam, bir yandan topu karşı sahaya smaca göndermeye çalışırken, diğer yandan da bizi general gibi komuta ediyordu. “Sen öne çık! Öyle değil böyle dur, Sen geri gel! Hayır, öyle değil, böyle yapacaksın, topu karpuz gibi atacaksın!” Bir ara top yerine komutanın emirleri havada uçuşuyordu. Adam tam bir hırs küpüydü ve maçın sadece eğlencelik olduğunu çoktan unutmuştu.
Bu durum, psikologların da ilgisini çeken bir konu. Spor psikologu Dr. Alan Goldberg, “Takım oyunları, bireylerin stres altında nasıl tepki verdiğini ve başkalarıyla nasıl iş birliği yaptığını anlamak için mükemmel bir fırsattır” diyor. Anlaşılan o ki, bizim komutan sahada kendini kanıtlama derdindeydi. Türkiye’den spor psikoloğu Dr. Selin Karabulut ise “Takım oyunları, bireylerin grup içindeki rol ve sorumluluklarını nasıl algıladığını görmek açısından önemli fırsatlar sunar” diyor. Sahadaki arkadaşımızın bu rolü fazlasıyla ciddiye aldığını söylemek yanlış olmaz!
Klinik psikolog Dr. Julie Gurner de aynı görüşte: “Bazı insanlar, takım oyunlarında üstünlüklerini göstermek ve içsel güvensizliklerini bastırmak için aşırı hırslı veya kontrolcü davranabilirler”. Demek ki bizim voleybol kaptanı sadece topu değil, kendi içsel çatışmalarını da sahaya yansıtıyormuş. Sosyal psikolog Dr. Mehmet Yıldız ise “Takım sporları, bireylerin liderlik potansiyellerini ortaya çıkarırken, aynı zamanda empati ve iş birliği yeteneklerini de pekiştirir” diyor. Empati kısmını tam göremedik belki ama liderlik kısmı fazlasıyla mevcuttu!
Almanya’dan sosyal psikolog Dr. Jens Meyer de takım sporlarının bireylerin karakterlerini ortaya çıkarma konusundaki etkisine dikkat çeker: “Takım oyunları, bireylerin hem kendilerini hem de diğerlerini daha iyi tanımaları için bir platform sunar. Bu süreçte ortaya çıkan liderlik ve iş birliği dinamikleri, bireyin sosyal yetkinliklerini de geliştirir.”
Sonuç olarak, takım oyunları sadece fiziksel yetenekleri değil, aynı zamanda bireylerin karakterlerini ve sosyal dinamiklerini de gözler önüne seriyor. Dün yaptığım voleybol maçı, takım arkadaşımın aşırı hırsının ve liderlik hevesinin, kişisel güvensizliklerini ve kendini kanıtlama ihtiyacını yansıttığını düşündürdü. Bir yandan gülüp eğlenirken, diğer yandan da takım arkadaşımın “General Patton” tavırlarını izleyip içimden kahkahalar attım. Anladım ki spor yaparken sadece kalori yakmıyorsunuz, aynı zamanda arkadaşlarınızın gizli yeteneklerini ve belki de gizli ego patlamalarını keşfediyorsunuz.
Dünkü voleybol maçı bana sadece spor yapmanın değil, aynı zamanda insanları anlamanın da eğlenceli ve bir o kadar da komik bir yolu olduğunu gösterdi. Tekrar sahaya çıkmak için sabırsızlanıyor muyum? Elbette hayır! Çünkü kim bilir, belki de bir sonraki maçta içimizden bir “Napolyon” daha çıkar! Siz siz olun sahada Napolyon olmaya özenmeyin…























