(The Turkish Post) – MÜMTAZ’ER TÜRKÖNE
Tanpınar’ın Saatleri Ayarlama Enstitüsü’nün “tamamlama bürosu”, genel geçer komisyon mantığını yansıtır. Bürokratik olarak komisyonlar işi zamana yayarak sulandırmaya yarar. Bir yığın üye, tonlarca müzakere, tartışma ve karşılıklı ikna çabaları acil işlerde zaman israfıdır. Suriye her an değişecek hassas dengeler üzerinde bir düzen kurmaya çalışırken bizim tarafta işin daha başında katılanlar-katılmayanlar-şartlar arasında içine düştüğümüz tartışmalar bir şeylerin yanlış olduğunu gösteriyor.
Yanlış şurada:
İdari tedbir veya doğrudan yasa çıkartarak süreçte çok hızlı gelişmeler sağlanabilecek iken, kervanın önüne hantal ve yavaş ve her yeri eğri bir deveyi dikmenin eldeki soruna ne faydası var?
Komisyona neyi havale ediyoruz, bilen var mı?
Herkesin hesabı farklı:
En sağlam hesap DEM’in yani Kürt siyasetinin. Kürt sorunun konuşulacağı, tartışılacağı, gündem olacağı hem zemin Kürt siyasetine verimli bir alan açıyor. Silahların bırakılması ve PKK’nın kendini feshinden sonra tek başına komisyonun varlığı bile yeni bir stratejik evreye geçme fırsatı veriyor. Eteklerinde biriktirdikleri taşların tamamını bu komisyonda toplantı masasına dökebilirler. Zaten çok hazırlıklı ve donanımlılar.
CHP’ye gelince:
Komisyon fikrine CHP sahip çıktı. Sadece işleyişine ve karar yeter sayısına itiraz ediyor. Ancak komisyon fikri en geniş ve işlevsel haliyle Öcalan’a ait. Öcalan Komisyonu formüle ettiği çözümü yerleştirip halka yayacağı bir kaldıraç olarak görüyor.
CHP hesap yapamıyor, çevresi sarılmışken, ağır kuşatma ve baskı halindeyken varlığını ve politikalarını bu sınırlı alana hasretmesi, kendi elini kolunu bağlaması demek. Katılmasa memleket hayrına görünen bir işe karşı çıkmış olacak. Ancak komisyonun akıbeti büyük ölçüde CHP’nin alacağı pozisyona bağlı.
MHP Fethi Yıldız gibi ağır topunu cepheye sürdüğüne göre, komisyona bütünüyle sahip çıkıyor ve bu işe umut bağlamış görünüyor.
Anahtar sarayda
Sarayın CHP’yi tasfiye edebilmesi için zamana ve zemine ihtiyacı var. Zaman komisyonun neyle meşgul olacağını ve bir işe yaramayacağının anlaşılmasına kadar geçen süre olacak. Komisyonun gündemine alıp tartışacağı her konuda irade ve icra yeteneği sarayda olduğu için zemin de kontrolleri altına girecek. Sürece sahip çıktıklarını topluma gösterme fırsatı da cabası.
Nihayetinde Komisyon Ne Yapmış Olacak?
Komisyon devlet düzeni ve temsil kurumları arasında yaptırım gücüne sahip bir organ olarak yer almayacak. Bir tavsiye bir görüş bildirme mercii olarak devlet gücünü kullananların yani Saray’ın tekrar zamana yayma veya ayıklama işlemine uğrayacak. Tek ve belirgin özelliği farklı düşünce ve tezleri bir araya getirmek, onlara meşruiyet yani halk desteği kazandırmak olacak.
Hiç kimsenin ihtilaf etmediği, itiraz konusu olmayan ve sarayın iradesiyle çözülecek sorunlar var. AIHM ve AYM kararlarının uygulanması, af yasası, kayyum meselesi, anayasa gündemi gibi. Türkiye’de fiilen sürmekte olan olağanüstü hal rejiminden çıkması, anayasaya ve temel haklara uygun bir düzene geçmesi lazım. Selahattin Demirtaş, Osman Kavala ve Can Atalay gibi sembolik isimler hakkında mahkeme kararlarının uygulanması sarayın nihayet bir adım attığının en somut göstergesi olacak. Bunlar olmadan komisyon en medeni tartışmaları yapsa, en ileri kararları alsa, mükemmel bir rapora imza atsa neye yarar? Kürt siyasetinin sembolik lideri Selahattin Demirtaş cezaevindeyken Kürtlerin hangi sorunu çözülebilir?
Saray için Komisyon gündem oluşturmanın ve zaman kazanın vesilesi. Hiçbir iktidar gücünü bir komisyonla paylaşmaz. Komisyonun tartışacağı sorunlarda somut hiçbir adım atmayan iktidardan hiçbir sonuç elde edilmez.
Ekim ayından bu yana tam 9 aydır çözüm süreci ülke gündemini belirliyor. Buna rağmen iktidarın çözüm adına attığı en küçük bir adım bile yok. Komisyon vesilesiyle de bir adım atmaya niyeti yok. Yoksa komisyonun önünü açmak için sarayın yetkisinde olan adımların tamamı atılmış olurdu.
Komisyon kurulur ve çalışmaya başlarsa belki tek faydası şu olabilir: iktidarın kendi güç ve ikbal hesapları yüzünden sorunun çözümüne yanaşmadığı ayan beyan anlaşılmış olur. Kürt sorunun çözümü sarayın elindeki otoriter araçlardan vazgeçmesine bağlı. Ve bu silahlarında vazgeçmeye niyetli görünmüyor. Can derdinde iken elindeki silahları teslim etmez. Öbür taraftan sarayın peşinde olduğu zamanı bölge jeopolitiği Türkiye’ye tanımıyor. Geriye tek seçenek kalıyor:
Komisyon mevcut iktidar düzeni ile bu sorunu çözülemeyeceğini gösterecek. Geriye kalan tek seçenek öne çıkacak. Türkiye mecburen erken seçime gidecek.






















