(The Turkish Post) – MERCAN BULUT
Mart seçimleri geride kaldı. Türk vatandaşları 2028 yılına kadar rahat bir nefes alacak. Türkiye siyasetini yakinen ilgilendiren sağlık sorunları ya da erken seçim çağrıları olmazsa, seçim zamanında yapılacak. Bu açıdan Türkiye’de yaşayan insanların dinlenmesi için uzunca bir süre var. En azından bir dört yıl seçim şarkısı dinlemeyecek ya da mitingi katılmak zorunda kalmayacak.
Ancak Türkiye’den çıksam da, siyasetten bir türlü kopamıyorum. Akşam iş dönüşü eve geldiğimde, göz ucuyla Türkiye’de ne var, ne yok diye şöyle bir bakıyorum. Ancak siyasetten kaçış maalesef mümkün değil gibi duruyor. Yine benim kaçışım var. Ancak ülkede yaşayan insanlar, bu siyasi iklimi solumaya devam edecek. CHP, Özgür Özel liderliğinde iyi bir seçim başarısı yakaladı. Tabii ki bu sadece onun başarısı değil. Başta Ekrem İmamoğlu ve Mansur Yavaş gibi, Türkiye’de belediyeciliğe farklı bir bakış açısı getiren iki belediye başkanının imzası var bu liderlikte. Ayrıca farklı siyasi partilerin AK Parti’ye duyduğu kızgınlıkta eklendiğinde, CHP mart seçimlerinde birinci parti olarak çıkmayı başardı.
Ancak sorunlar burada başladı. Evet lider olmak başka, parti genel başkanı olmak farklı bir eylem. Mesela Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, hem iyi bir lider hem de başarılı bir genel başkan. Hem partisinin hem de ülkenin temel sorunlarına çözüm üretmekte çok başarılı. Ancak CHP lideri Özgür Özel, daha genel başkanlık koltuğunda bir yılını bile doldurmadı. Yani genel başkan ancak henüz lider değil ne yazık ki. Lider zor zamanlarda kendini gösterir. Sorunların üstesinden gelir, krizleri tereyağından kıl çeker gibi çözme zekasına sahiptir. Ne yazık ki, CHP liderinin medyatik olma ve ön planda yer alma endişesi önümüzdeki günlerde hem kendisinin hem de partisinin başını çok ağrıtacak. Bundan yakın çevresi de mustarip ne yazık ki. Ne yapması gerektiği açık ve net. Artık her önüne gelenle fotoğraf çektirmeyecek, her gelen röportaj önerilerine de kapılarını kapatacak. Buna dikkat ederse hem genel başkan olur, hem de liderlik için yol alır. Aksi durumda iktidara yakım medyanın bir nevi oyuncağı olur. Kaldı ki, hiçbir CHP’li bunu asla istemez.
İşte olayların kaynağı da buradan çıktı. Türkiye birkaç gündür CHP lideri Özgür Özel’in muhaliflere yönelik saldırgan tutumuyla bilinen ve kamuoyu tarafından “troll” olarak tanımlanan gazeteci Taha Hüseyin Karagöz’ü makamında ağırladığı fotoğrafı konuşuyor. Özel, gelen tepkiler üzerine geri adım attı. Karagöz’ün Meclis’te düğün davetiyesi vermek için kapıdan selam verdiğini, kendisinin de kabul ettiğini söyledi. Ne var ki, gazeteci bu görüşmenin önceden ayarladığını kaydetti. Yani Özel’e kendi evinde sağlam bir gol attı. Aslında amaç belli. Ancak Özel’in bunu fark etmesi zaman alacak gibi. Şunu ifade etmekte fayda var. Bir siyasetçi meşru zeminde herkesle görüşmeli. Bunda hiçbir beis olmamalı. Normal şartlarda tabii ki, Sayın Özel ile Karagöz karşılıklı oturup çay içebilmeli. Gazeteci istediği soruları rahatlıkla sormalı. Ancak görüşmeye alınan gazetecinin seçim öncesinde partililerle ilgili söylediği sözler ve paylaşımlar dikkate alındığında, görüşmenin de çok basit olarak algılanmaması gerektiğini düşünenlerdenim.
MUHALİFLER, DAVET EDİLMEDİKLERİ İÇİN TEPKİ GÖSTERİYOR
Özellikle muhalif kanatta yer alan gazeteci ve televizyoncular ise Özel’e farklı bir gerekçeden dolayı kızıyor aslında. Şayet Özel, TBMM’ndeki odasında Halk TV, Tele 1, KRT, FOX, Cumhuriyet ve Sözcü gibi kanal ve gazetelerde görevli gazetecileri ağırlamış olsaydı hiçbir sorun olmayacaktı. Aslında muhalif olarak bilinen kesim, görüşmeye kızmıyor işin özünde. Kendilerinden önce neden candaş bir gazetecinin ağırlandığına içerliyor. Bir sosyal bilimci olarak onlara sormak istiyorum. Şayet TBMM’nde AK Parti Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Erdoğan, sizleri makamında ağırlasa, ya da uçağına sizleri davet etse, ‘yok mu’ diyeceksiniz. Tabii ki seve seve daveti kabul edeceksiniz. Doğru olanda zaten budur. Normalleşme ve sosyalleşme dedikleri yaklaşımda bu olmalı. Şayet Özel’den söz konusu bu kanallar bir randevu talebinde bulunup, karşılığında olumsuz bir cevap gelmişse, Karagöz’ün ziyareti o zaman bir anlam taşır. Aksi durumda gazeteci meşru zeminde herkesle görüşür. Bu konuda da kimseye hesap vermez. Vermemeli de zaten.
Ayrıca kimsenin elinde terazi yok. Bakıyorum da, bazı çevreler görüşmeye katılan gazeteciye hakaret edip, gazeteciliğini sorguluyor. Herkes kendi yaptığından ve kendi karakterinden mesuldür. Bir başkasını terazinin kefesine koyarak, tartmak kimsenin haddi olmamalı. Karagöz’ün gazeteciliğini sorgulamak için de herkes kendi kucağındaki taşı bırakmalı. İlk taşı da aralarındaki en masumu atmalı. Ne yazık ki, kimse masum değil. Herkesin kucağında onlarca hata ve kusur varken, başkalarını ahlaki ve mesleki olarak yargılamak kimsenin haddine olmamalı. Şayet Özgür Özel, söz konusu gazeteciyi değerli ve görüşülebilir olarak görmüş ki, makamının kapısını ona açmış. Bundan sonra önemli olan Özel’in o kapısının herkese açık olması. Şayet bunu yapabilirse işte o zaman hem parti genel başkanı, hem de lider olur. Aksi durumda CHP Genel Başkanı olarak kalmaya devam eder.























