(The Turkish Post) – CHP eski genel başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Millet Haber Ajansı’na gündeme dair açıklamalarda bulundu. Terörsüz Türkiye Komisyonu’na destek veren Kılıçdaroğlu, bu konuda tüm siyasi partilerin görüş farklılıklarını bir köşede bırakarak bir arada olmaları gerektiğini söyledi. Suriye ile ilgili de konuşan Kılıçdaroğlu, SDG ve YPG gibi unsurların Suriye devleti içinde yer alması gerektiğini kaydetti.
Terörle mücadele ve Terörsüz Türkiye süreci hakkında neler söylersiniz?
Terörsüz bir Türkiye sürecinde, şehitlerimizin aziz hatıralarına ve gazilerimiz ile ailelerinin onuruna halel getirmeden süreci titizlikle yürütmeliyiz. Terör meselesi, tüm siyasi partilerin birlikte çözmesi gereken bir konudur. Barış, kardeşlik ve terörden arınmış bir Türkiye hepimizin ortak hedefidir. Türkiye, terörden çok acı çekmiş bir ülkedir; bu acıların artık son bulması gerekir. Bu sürecin başarıya ulaşabilmesi için tüm siyasi partiler, farklı görüşler bir kenara bırakılarak ortak anlayışla hareket etmelidir. Herkes sürece yapıcı biçimde katkı vermelidir.
Suriye’deki son gelişmeleri nasıl değerlendiriyorsunuz?
Öncelikle, “Suriye Arap Cumhuriyeti” isminin değiştirilerek “Suriye Cumhuriyeti Devleti” olması gerektiğini düşünüyorum. Çünkü bu ifade, etnik ve dini tüm grupları kapsar.
Suriye’nin de benzer bir anlayışla hareket etmesi gerekir. Etnik, dini ve mezhepsel ayrım gözetmeyen, tüm vatandaşlarını eşit biçimde kapsayan bir anayasa yapılmalıdır. “ Suriyenin Toprak Bütünlüğü korunmalıdır “
Suriye’nin toprak bütünlüğü esastır. Birleşik, demokratik bir Suriye perspektifi desteklenmelidir. Türkiye, bu süreçte Suriye yönetimiyle diyalog kurmalı, demokratik bir Suriye’nin inşasında yapıcı bir rol üstlenmelidir.
Ayrıca “SDG ve YPG gibi unsurlar da Suriye devleti içinde yer almalıdır. “ Yeni anayasa, bizim Anayasamızın ilk dört maddesine benzer bir şekilde devletin temel ilkelerini güvence altına almalıdır.
Sayın Başkanım, Filistin’de yaşanan gelişmeleri nasıl değerlendiriyorsunuz?
Filistin mutlaka bağımsız bir devlet olmalıdır. İsrail, Filistin Devleti’ni tanımalıdır. Gazze’de yaşanan soykırım ve katliamlar derhal sona ermelidir. Ne yazık ki İslam dünyası bu konuda etkin bir rol oynayamamıştır. İspanya örneğinde olduğu gibi cesur adımlar atılamamıştır.
Bugün Filistin davasını yaşatanlar, çoğu zaman devletler değil, sivil toplum örgütleri olmuştur. Sumud Filosu, barışçıl bir eylem ile insanlığın vicdanını temsil etmektedir. Farklı din ve kültürlerden insanlar, insanlık vicdanında birleşerek Filistin halkının yanında durmuştur. İslam dünyası devletleri Sumud Filosu kadar etkili olamadı. “Netanyahu hükümetinin politikaları, ülkeyi tüm dünyada bir nefret objesi haline getirmiştir.”























