(The Turkish Post) – KAMİL ASLAN
Bordo Mavili takım, Hatayspor deplasmanında 1 puan almış olsa da, oynanan yetersiz oyun ve oyuncuların formsuz ve kondisyonsuz olması, gelecek adına ümit vermiyor. Haliyle Şenol Güneş ve taraftarlar da soruyor: Milyonlarca Euro ödenerek alınan bu oyuncuları Abdullah Avcı ve ekibi hangi rapora ve izleme bilgilerine göre kadrosuna kattı? En can alıcı soruysa, bu oyuncuların transfer edilmesinde menajerlerle herhangi bir yönetici ya da teknik kadro bir bağlantı kurdu mu? Çünkü bu kadar yetersiz oyuncuların kadroya dahil edilmesi, iyi düşüncelerle izah edilemez.
Ne yazık ki, sorun sadece taraftar meselesi değil. Düğmenin baştan itibaren yanlış iliklenmesiyle ilgili temel problemler var. Yönetiminden futbolcusuna, taraftarından yayıncı kuruluşlara kadar pek çok alanda holiganizm kendini gösteriyor. Haliyle ne kazandığımıza sevinebiliyoruz, ne de kaybettiğimize üzülebiliyoruz. Tamamen herkes bir melankoli haliyle geziniyor sokaklarda. Futbolu yönetme iddiasıyla göreve gelenler ise sorunları çözmek yerine, daha da derinleştirmek adına ateşe adeta körükle gidiyor. Şunu artık söylemek istemiyorum. Ama… Umarım ligin sonunda Galatasaray ve Fenerbahçe arasındaki şampiyonluk mücadelesinde kan akmaz. Çünkü yöneticilerin bilinçsiz ve ortamı geren açıklamaları, sanki bu olayın oraya doğru evrildiği mesajı veriyor.
Dedim ya… Futbol artık sadece futbol değil ne yazık ki! Bu spor aslında toplumları uyutma sporu. Bir nevi “dinle afyonlaştırılmayanlar”, futbolla dizginleştirilmeye çalışılıyor. Çünkü futbol artık milyar dolarlık bir sektör haline geldi. Futbolcusundan menajerine, takımlarından sponsorlarına kadar herkes milyon Eurolar kazanıyor. Hatta işin içine bir de bahis oyunlarını koyduğunuzda, olayın sadece bir eğlenceden ibaret olmadığını görüyoruz. Artık bazı maçlar, ayarlanan yöneticiler, hakemler ve futbolcular üzerinde önceden satın alınıyor. Söz konusu gruplar ciddi paraları cukkalarına atarken, masum taraftarlar da, maç sonunda saç saça baş başa kavga ediyor. Sanki en kutsalına küfür edilmişçesine, adeta karşı tarafa savaş ilan ediyor. Bu kurguyu yapanlar, lüks rezidanslarında olayları gülerek takip ediyor. Demem o ki, futbol sadece maalesef bir eğlence değil artık.
FUTBOL EĞLENCE OLMAKTAN ÇIKTI
Türkiye’de artık futbol, eğlence olmaktan çoktan çıktı. Neden mi? Bahis sitelerine bakarsanız, söylediğimi anlayacaksınız. Çünkü her maçın bir bahis oranı var. Herkes de kazanan ata oynamak için yoğun mücadele veriyor. Ne var ki pastayı elinde tutanlar, her maçta farklı bir alengirli yönteme başvuruyor. Büyük bir takımla, küçük takım arasında, bazen atmosfere etki ediyor. Bir anda herkesin kazanacak diye öngördüğü bir takım, yanlış kararla silinip gidiyor. Bunu yapmanız için herkesi satın almanıza gerek yok. Maalesef bazen kötü niyetli insanlar, bazılarının iyi duygularını suiistimal edip, amaçları doğrultusunda kullanabiliyor. Bunun onlarca örneği var. Saymakla bitmez. Hatta ligin ilk 7 haftasını izlediğimizde, hakemlerin yetersiz olması bir yana, bazılarının iyi niyetten yoksun olduğunu da söylemem gerekiyor. Penaltı olmayan bir pozisyonda, hakemin düdüğünü ağzına götürmesi ve net gol pozisyonlarında iptal etmesi, artık bardağı taşırdı. Söz konusu ihmal ve kondisyon sorunu karşısında da, MHK ve TFF yönetiminin sessiz kalmasıysa ayrı bir sorun.
Avrupa’da taraftarlar gönül rahatlığıyla maç izlerken, Türkiye’de halen soru işaretlerinin var olması, kalıtsal bir sorun olmaya devam ediyor. Etmeye de devam edecek. Futbol artık tabir yerindeyse, “küresel bir din” haline getirildi futbol baronları tarafından. Bunda da son derece mahir olundu. Sokakta 7’sinden 70’ine herkes futbol konuşuyor. İnsanların temel kutsallarından bile bir adım öne geçti bu spor ne yazık ki. Bu açıdan dedim, olayların önü alınmaz ise aile aralarında bile husumetler çıkabilir. Çünkü futbolseverler artık Türkiye’de futbolun adaletli olmadığını, adaletli ve adil bir yönetim olmadığını net olarak görüyor.
“FUTBOLUN ARKA BAHÇESİ”NDE NELER OLUYOR?
Bu konuyu neden yazma ihtiyacı hissettim? Futboldaki skandalları gördükçe, spor yazarı Atilla Türker’in kaleme aldığı, “Futbolun Arka Bahçesi” isimli kitabı açıp açıp yeniden okuyorum. Gazeteci Türker’i Türkiye’den de takip ederdim. Kalemine sadık, sadece doğru bildiklerini yazan bir gazeteci olarak bilirdim. Yazdığı kitapla da beni mahcup etmedi. Türker’e göre; futbol gerçekten de sadece futboldan ibaret değil ne yazık ki. Bu eğlencenin içerisinde iş adamları, bahis çeteleri, medya patronları, reklam verenler, futbolcular ve menajerler var. Ve pastayı kendi aralarında eşit olarak paylaşıyorlar. Herkesin önceden belirlediği bir komisyonu var. Senaryoyu ona göre yazıyorlar. Filmden haberdar olmayanlarsa sadece masum taraftarlar. Diğerleri ceplerini doldururken, taraftara da ağlamak kalıyor. Yanlış anlaşılmasın, hakkıyla mesleğini ve görevini yapanlar bu sektörde çoğunlukta. Azınlığın yaptığı küçük oyunlar, doğruları da ortadan kaldırıyor ne yazık ki. Bu senaryoyu yazanların tek bildiği bir şey var. Hep kendilerinin kazanacak olması.
İnanır mısınız ben okurken, utandım defalarca. Bu kadarı da olmaz dedim. Bir futbol takımının futbolcusu takımına ve taraftarına bu kadarını yapmaz dedim. Ancak ortaya konulan belgeler beni hayal kırıklığına uğrattı. Bazı kulüp yöneticileri, takımına satın aldığı futbolcu için menajerden komisyon alıyor. Daha ötesi birlikte iş çeviriyorlar. Beşiktaş’ından Trabzonspor’a, Galatasaray’ından Fenerbahçe’ye kadar bütün takımların borç batağında olmasının en önemli sebebi yöneticilerin liyakatsiz bir yönetim sergilemeleri. Adeta takımlar menajerlerin oyuncağı haline gelmiş. Uzun süreli kontratlarla da takımlar adeta soyuluyor. Yöneticiler ise buna sessiz kalıyor.
Atilla Türker’in kitabını okurken, Trabzonspor’un yeni transferleri, Lundstram, Barisic, Batagov, Ozan Tufan, Okay Yokuşlu, Dragus, Serdar Saatçi, Muhammed Cham ve Malheiro gibi isimlerini yeniden gözümün önüne getirdim. Söz konusu transferlerin Bordo Mavili takıma verdiği üç yıllık zararsa, neredeyse 30 milyon Euro civarında. Türk parasıyla yaklaşık 1.1 milyar lira. İşte o zaman insanın aklına Abdullah Avcı ve ekibi geliyor. Şayet bu oyuncuları Avcı ve ekibi almışsa, bana göre futbolun zerresinden anlamıyorlar. Ancak Avcı ve ekibi bu alımlardan haberdar değilse, burası daha vahim. Birileri Bordo Mavili takıma açıkça ihanet etmiş. Bunu ortaya çıkaracak olan da, Başkan Ertuğrul Doğan. Doğan, bu oyuncuların alımıyla ilgili bütün soru işaretlerini ortadan kaldırmalı. Aksi durumda Aralık ayındaki kurultayda, koltuğu tehlikeye girebilir. Bizden uyarması.























