(The Turkish Post) – KAMİL ASLAN
Bu köşede Trabzonspor yönetimini eleştiren onlarca yazı kaleme aldım. Tek bir amacım vardı yazıları yazarken… Sadece Bordo Mavili takımın daha başarılı bir kadroya sahip olmasıydı. Bu yönde defaatle yönetim eksik yaptığı adımların yanlış olduğunu söyledim. Gelinen aşamada, haklılığım ortaya çıktı. Çünkü Trabzonspor Başkanı Ertuğrul Doğan ve ekibinin, transfer döneminde ne kadar basiretsiz davrandıklarına kamuoyu şahit oldu. Neticede alınan oyunculardan ziyade, transfer görüşmelerinde yaşanan acemilikler, Bordo Mavili takımın kültürüne ve tarihine zarar verdi. Çünkü bu takımın eski başkanları, bu şehre hangi oyuncuları getirmedi ki… Mesele sadece kasanızda paranızın olup olmadığı değildi elbette… İtibar ve sektördeki güven bunun en önemli nedeniydi. Ne yazık ki, Başkan Doğan artık bu takımı yönetemiyor. Sadece Trabzon yerel medyasıyla “halkla ilişkiler” çalışması yapıyor.
Bu açıdan futbol, hatırlatmayı sever. Hele ki söz verilmişse… Hele ki ezeli rakibiniz Fenerbahçe’ye evinizde 3-2 gibi bir skorla elenmişseniz, eleştirilere de hazır olmanız gerekiyor. Burada bazı mazeretlere sığınmanıza da gerek yok.
Çünkü artık bu taraftar mazeretleri kabul etmiyor. Netice ortada. Trabzonspor ne yazık ki, iyi yönetilmiyor.
Durum ortadayken, Başkan Doğan’ın sözlerini de hatırlatmak gerekiyor. Sezonun ilk yarısı kapanırken kürsüde Başkan Doğan’ın yükselen o iddialı cümleleri hâlâ kulaklarımda çınlıyor: “Devre arasında ciddi transferler yapacağız.” Başkan Doğan’ın bu açıklamaları, yalnızca bir sportif planın değil; umutların, beklentilerin ve en önemlisi de taraftara verilmiş bir taahhüdün ifadesiydi aslında.
Zira Trabzonspor gibi hedefi her zaman zirve olan bir kulüpte, devre arası yalnızca bir takvim aralığı değil; eksiklerin tamamlandığı, hataların telafi edildiği kritik bir eşikti bana göre. Ancak bugün geldiğimiz noktada ortada tuhaf bir sessizlik var. Ne ses getiren bir transfer, ne takımı yukarı taşıyacak bir hamle, ne de o “ciddi” vurgusunu karşılayacak bir irade… Çünkü Fenerbahçe maçında bir kez daha gördük ki, bu takım ve kadro için şampiyonluk hayal. Lütfen kimse bana kızmasın… Bu kadroyla, İstanbul takımları ile mücadele edemezsiniz.
Bir yanda İtalyan devi Juventus’u evinde 5-2 gibi farklı bir skorla yenen bir Galatasaray var. Diğer yanda da siz varsınız…
Bu açıdan Başkan Doğan ve ekibinde “söz var ama netice yok.” Ne yazık ki, dost acı söyler. Ben aylar öncesinde, Trabzon medyasındaki bazı gazeteciler üzerinde algı yapılmamasını tavsiye etmiştim. Ne yazık ki, artık o gazetecilerin “PR” çalışmaları da netice vermiyor. Fenerbahçe maçı sonrasında “Ertuğrul Doğan istifa” sesleri, bütün tribünü inletti. Maçı canlı izleyenlerden biri olarak söyleyeyim: Artık Trabzon halkının boş sözlere karnı tok…
Başkan Doğan ve yönetiminden bu takıma bir fayda gelmeyeceğinin farkındalar… Şunu açıkça ifade etmem gerekir ki; modern futbolda yönetim refleksi, yalnızca mali tabloları dengelemekle ölçülmez. Sahadaki gerçeklik, çoğu zaman bilanço kalemlerinden daha hızlı konuşur. Eksikleri ayan beyan ortada olan bir kadronun devre arasında güçlendirilmemesi, teknik heyetin elini zayıflatmakla kalmaz; aynı zamanda tribünlerdeki inancı da aşındırır. Çünkü taraftar için verilen söz, geleceğe dair kurulmuş bir hayaldir. O hayal gerçekleşmediğinde geriye sadece hayal kırıklığı kalır.
Buradaki mesele devre arasında transfer yapılmaması değil; bir söylem ile eylem arasındaki uçurumdur. Eğer ekonomik koşullar, piyasa gerçekleri ya da stratejik nedenlerle bu adımlar atılamayacaksa, o zaman kamuoyuna verilen mesaj da bu gerçeklikle uyumlu olmalıdır. Aksi hâlde yönetim dili, bir motivasyon aracından çok bir beklenti tuzağına dönüşür. Bugün Süper Lig yarışında her puanın altın değerinde olduğu bir dönemde, devre arasını pas geçmek; yalnızca bir fırsatın kaçırılması değil, aynı zamanda rakiplerin hamlelerine karşı savunmasız kalmaktır. Futbol sahasında boşluk affedilmez. Yönetim katında da öyle…
Netice itibarıyla, devre arası için kurulan cümleler artık bir basın açıklamasından ibaret değil; sorgulanan bir vaadin başlığıdır. Ve bugün o başlığın altı ne yazık ki dolu değil. Çünkü bazen en büyük transfer, verilen sözün arkasında durmaktır. Bugün eksik olan da tam olarak budur. Ne yazık ki, Başkan Doğan ve yönetimi güvenini kaybetmiştir.
Taraftar Fenerbahçe maçında yine o civanmertliği gösterdi. 40 bin kişi hep bir ağızdan Bordo Mavili takıma destek verdi. Ancak maç sonunda alınan mağlubiyetle birlikte, yönetime olan güvenini de, şampiyonluğa olan inancını da kaybetti. Artık yönetime düşen, erken bir zamanda genel kurula gitmektir. Aksi durumda bir sonraki maçlarda, sahada bir taraftar da olmayacak. Bizden söylemesi…























