(The Turkish Post) – KAMİL ASLAN
Türk Milli takımını takip edenler iyi bilir. Kırmızı Beyazlı formayı giymek bir ayrıcalıktır. Özellikle yıldız oyuncular, yıl içinde milli takıma seçilmek için ciddi bir efor sarf ederler. Ancak Anadolu takımlarında oynayan futbolcuların büyük gayretleri kimi zaman bir sonuç vermez. Buna karşın takımın listesine girmek bazı oyuncular içinse, sıradan hale gelir. Bunun içinde Anadolu’dan İstanbul’a transfer olmanız yeterli. Çünkü yıllardan beri A Milli futbol takımın ana omurgasını Galatasaray, Beşiktaş ve Fenerbahçe’den oynayan ya da oynamayan oyuncular oluşturur. Bu isimlere bir de Avrupa’da oynayan oyuncuları eklediğinizde, Anadolu’nun gelecek vaat eden yıldızlarına Ay yıldızlı formayı giymek hayalden öteye bir anlam taşımaz. Ne yazık ki, bunun oluşmasında, teknik kadronun takipsizliği, İstanbul takımlarının basında etkisi ve Anadolu takımlarının sessiz kalması etkili olmaktadır. Ancak Avrupa takımlarına baktığınızda “Adalet” endeskli kadrolar ön plana çıkarken, bizde menajer ve yönetim bağlantılı oyuncular dikkat çekiyor.
2026 FIFA Dünya Kupası Elemeleri’nde A Milli Takım’ın Gürcistan ve İspanya maçlarının oynayacak kadrosu belli oldu. Ancak İtalyan hoca Montella’nın kadro seçimi, sosyal medyada ve Anadolu takımlarında bir fiyasko olarak algılandı. Çünkü hoca ve yardımcılarının kadro seçimini tamamına yakınını Galatasaray, Beşiktaş ve Fenerbahçeli oyuncular oluşturdu. Bunların dışında Anadolu’dan sadece Trabzonspor kalecisi Uğurcan Çakır kadroda yer buldu. Ligin ilk üç haftasında Trabzonspor, Samsunspor ve Konyaspor’da bazı oyuncular performanslarıyla dikkat çekerken, bu yıldızlara yer verilmemesi de, bunun bir adalet olmadığını gösteriyor. Çünkü Milli Takım tamamen oynayan ve hazır kadrolardan tercih edilmelidir. İstanbul takımlarında üç haftadır hiçbir varlık gösteremeyen ve hatta yedek kulübesine hapsolmuş oyuncuları almak, iyi niyete matuf hareket değildir. Burada bir art niyet aramamak mümkün değildir. Artık Anadolu takımlarının başkanları bu adaletsizliğe bir dur demek zorundadır. Aksi takdirde sistem işlemeye devam edecektir.
ANADOLU TAKIMLARI DİKKATE ALINMIYOR
İspanya ve Gürcistan maçları için açıklanan kadroda, Anadolu takımlarından neredeyse hiç oyuncunun olmasını nasıl okumak gerekiyor? Örneğin Trabzonspor, yıllardır hem Avrupa’da hem ligde söz sahibi oluyor. Ama kadroda tek bir isime yer verilmiş. Ligde üç maçta 9 puan alarak iyi bir grafik elde eden bir takımda, birkaç yıldız listede olmaz mı? Bunun izahatının yapılması mümkün değil! Burada Göztepe, Gaziantep, Samsunspor veya Konyaspor’dan hiç bahsetmeyelim, zaten isimleri bile anılmıyor.
Maalesef sorunumuz burada başlıyor. Mesele sadece futbol değil, bakış açısıyla ilgili. İstanbul’daki kulüpler, göz önünde olduğu için oyuncular daha çok parlıyor. Basın onların peşinde, tribünler daha kalabalık, gündem sürekli onlar üzerinden dönüyor. Ama Anadolu’da çok formda olan bir futbolcu, adeta görünmez hale geliyor. Çünkü İstanbul medyası o yıldızın adını dahi gündem yapmıyor. Milli takımı yönetenler de, oyuncuları gazete sayfalarından takip ettiği için, kadrolar da haliyle İstanbul’daki kafelerde kuruluyor. Ligin ilk üç maçında Milli takımın bir yöneticisini ya da scout ekibini hiçbir maçta görmememiz normal mi? Avrupalı hocalar, her maça bir izleyici gönderirken, bizler televizyon ekranlarında izlemeyi tercih ediyoruz. İçler acısı bir durum.
MİLLİ TAKIM, NEDEN İSTANBUL’DA KURULUR?
O zaman sormak zorunda değil miyiz? Milli takım “ülkenin takımı” ise, sadece İstanbul’un değil; Erzurum’un, Trabzon’un, İzmir’in Konya’nın, Gaziantep’in, Sivas’ın ve Rize’nin çocuklarının da hayalini taşımalı. Eğer bu böyle devam ederse Anadolu’daki gençler “ben ne yaparsam yapayım milli takıma gidemem” düşüncesine kapılacak. Bu da çok tehlikeli. Çünkü o çocukların hayali kırılırsa, futbola olan inançları da azalır. Bundan dolayı kadro seçimi ahbap ve menajer tercihlerine göre değil de performansa göre olmalı. Bunun için de Anadolu’daki maçlara da yeterince gözlemci gönderilmeli. Ayrıca Milli takıma neden bazı oyuncular seçildi, bazıları seçilmedi şeklindeki tercihler de, kamuoyuna daha açık anlatılmalı.
Son sözüm… Milli takım hepimizin takımıysa, sadece üç büyüklerin değil 81 ilin temsil edildiği bir yapı olmalı. Anadolu’nun hakkı yok sayıldıkça, bu tartışmalar büyür gider. Ve unutmayalım: Futbolun ruhu, ancak adaletle oynandığında güzelleşir.























