(The Turkish Post) – HÜSNÜ YUSUF TURABİÇ
CHP’nin ‘ön seçim’ hamlesi bir siyasi manevraydı. Ekrem İmamoğlu’na dönük ‘yargı kuşatmasına’ karşı bir huruç harekatıydı. Adayın tespiti veya belirlenmesi ‘ikincil meseleydi’. İmamoğlu’nun isteğini Özel ‘parti kararı’ haline getirdi. Doğru bir manevraydı. Olağanüstü siyasal iklimin hüküm sürdüğü dönemlerde ‘olağanüstü kararlar’ alınır.
Normal şartlara göre değerlendirildiğinde elbette erken sayılabilir ve anlamsız görülebilir. AK Parti, odağında seçim ve sandık olan yeni bir siyasi süreç başlattı. İmamoğlu’na dönük, Beşiktaş Belediyesi gibi ‘yargı operasyonları’ bu yönde atılmış adımlardı. Öyle ki yargı neredeyse İmamoğlu’nun daha kürsüden inmeden her konuşmasına soruşturma başlattı.
CHP’nin ‘ön seçim’ hamlesinden Mansur Yavaş’ın ‘hoşnut olmayacağını’ tahmin etmek zor değil. Çünkü Yavaş’ın ön seçimden başarılı çıkması imkansız gibi bir şey. Sadece CHP’ye kayıtlı üyeler oy kullanabilecek. Yavaş’ın CHP her ne kadar benimsemiş olsa da İmamoğlu gibi bir isimle tartıya çıktığında tabanın kimi tercih edeceği bellidir.
Yavaş, milliyetçi sağdan CHP’ye Kılıçdaroğlu’nun transfer ettiği bir isim. Zoraki olarak kabullenmesine rağmen tabanın tam içine sindirebildiğini söylemek güç. Eşyanın tabiatı, siyasetin doğası dışarıdan gelen biri yerine kendi bünyesinden bir ismi tercih eder. Ayrıca İmamoğlu’nun Yavaş’tan geri kalır bir yanı yok.
İstanbul gibi Erdoğan’ın ‘göz bebeği ve sevdası’ olan bir şehirde seçim kazandı. Üstelik 3 kez… Cumhurbaşkanlığı seçimlerini de sayarsak İstanbul’da CHP’yi 4 seçimde birinci parti yaptı, elindeki bütün imkanları seferber eden Erdoğan veya AK Parti’yi geriletti. Hem Erdoğan gibi ‘yenilmez ismi’ hem de kabul etmek lazım ki devleti alt etti. Yavaş’ın Ankara zaferi de küçümsenemez. İstanbul’la kıyaslandığında Ankara bir adım geride kalır. CHP tabanının İmamoğlu dururken Yavaş’ı tercih etmesinin politik bir sebebi yok.
CHP’nin ‘ön seçim hamlesine’ karşı Yavaş’ın itirazı olduğu kulislere yansımıştı ama resmiyet kazanmamıştı. Ankara’da bir etkinlik sırasında gazeteci Yavaş’a bu konuyu sordu. Yavaş adeta içini dökercesine cevap verdi; ‘Aday belirlemenin çok erken olduğu düşüncesindeyim. Seçim tarihi belli değil. Öncelik olarak ekonomik sıkıntı varken toplumun bununla uğraşmaması kanaatindeyim. Derin yoksulluğa yoğunlaşmalıyız…’.
Bu sözler ‘ön seçimde aday olmayacağı’ anlamına gelir mi? Çünkü bu yönde iddialar da seslendirildi. ‘Hayır’ dedi Yavaş; ‘Öyle şey olur mu, ben sadece adaylığı erken buluyorum. Gün ola harman ola… O güne kadar kim kalacak, önce bir seçim tarihi belli olsun, daha geniş konuşuruz’. Bu bir kaç cümle Yavaş’ın iç dünyasını dışarıya yansıttı. Niyetini açık etti. Akıl ve mantık süzgecinden geçirmeden duygularıyla konuştu. Daha önce de benzer çıkış yapmıştı. Soru üzerine heyecanlanmış ‘Bütün anketlerde ben birinci çıkıyorum’ cevabını vermişti.
Yavaş gibi sakin bir ismin nasıl böyle duygusal, acul konuşabildiğini anlamakta zorlanıyorum. Kurmayları veya danışmanları da mı uyarmaz? Yavaş’ın sözleri yıkıcı ve kırıcı… Ve de zamansız ve anlamsız. Her sözünü seçerek, hesaplı, stratejik ve dikkatli üslup ve içerikle konuşmasını beklerdim. Bu çıkışı CHP’nin hanesine değil AK Parti’ye ‘artı’ olarak yazar. Bunu nasıl göremez?
Yavaş olağanüstü siyasal iklimin farkında değil mi? Ön seçim hamlesinin politik bir manevra olduğunu nasıl anlayamaz? Erken veya geç olsun, adayı ön seçimle CHP üyeleri ya da Genel Merkez belirlesin İmamoğlu karşısında şansı var mı? Beklemek ve şartların lehine oluşacağı güne kadar susmak en doğru strateji değil mi? Bu sözler var olan şansını zayıflatmaz mı?
‘Gün ola harman ola… O güne kadar kim kalacak…’ ne demek? Bu İmamoğlu’na siyasi yasak beklentisi ve umudu içinde olduğu anlamına gelmiyor mu? Bu cümleleri her okuyanın çıkaracağı sonuç bu. İmamoğlu’nun önünün kesildiği ortamda şansı artar Yavaş’ın… Ama hiç bir siyasetçi bunu açık etmez. Hele ‘ister gibi hevesli’ görünmez. Yavaş ‘O güne kadar İmamoğlu’nun kalmayacağını’ ima etmedi, açık açık söyledi. Kim bu üslubun doğru olduğunu söyleyebilir? AK Parti gibi ‘disiplinli’ bir partide olsaydı kulağı çekilmekle kalmaz, çoktan kapı önüne konurdu. CHP’de az da olsa ‘parti içi demokrasi’ mevcut. O yüzden tolere edilir, görmezden gelinir.
Mansur Yavaş’ın cumhurbaşkanlığı adaylığı söz konusu olduğunda biraz yavaş’ olması kendi lehine… O ağır, sakin ve stratejik durarak kazanabilir. Duygusal ve acul davrandığında ise kaybetme ve ondan da önemlisi kaybettirme ihtimali artar.























