(The Turkish Post) – HÜSNÜ YUSUF TURABİÇ
Açıklamalar iyimser ve umut verici… Peki rakamlar ve gerçekler öyle mi? Cumhurbaşkanı Erdoğan ‘ekonomist’ olarak “En kötü geride kaldı” dedi. İki ay içinde iyiye, olumluya doğru gitti mi ülke? Bir ay önceki cümlesi de iddialıydı; “Enflasyon artık sürekli inişte olacak.” Oldu mu? Veya hayat pahalılığının inişte olduğunu sokaktaki vatandaş da hissediyor mu?
İktidarların, hükümetlerin ‘umut dağıtması’ bir siyaset gerçeğidir. Olumsuzluk, başarısızlık hiç dile gelmez. Önemli olan Ankara’dan ülke sathına yayılan mesajlar değil, gerçeklerdir. Eğer gerçekler yakıcıysa ne umut vadeden sözcükler ne de iyimserlik yüklenen kelimeler işe yarar. Sözcüklerle gerçekler arasında uyumsuzluk olduğunu söyleyebilir miyiz? Evet…
Bugün ülkenin de siyasetin de gündemi ekonomi… Zaman zaman iç ve dış politika manşetlere çıksa da ekonomi gerçek ve değişmeyen gündem. Ekonomide işlerin yolunda gitmediğini söylemeye gerek var mı? İktidar uzun süredir, durumu toparlamaya çalışıyor fakat başarılı olduğu pek söylenemez. Bakanlar, Merkez Bankası başkanları değişti ama ülke bir türlü düzlüğe çıkamadı. Yıllardır ekonominin inişli çıkışlı yollarında bocalayıp duruyor.
‘En kötü geride kaldı’ sözü son olarak Erdoğan’ın ağzından çıktı. Yıllar önce ekonominin patronu Berat Albayrak da aynı şeyi söylemişti. Sonra ‘at izi it izine karıştı’ diyerek istifasını pardon affını istemişti. Mehmet Şimşek ekonominin dümenine büyük umutlarla oturdu. ‘Orta vadeli programı’ yürürlüğe soktu. Seçim öncesi emekliye zam konusundaki bütün baskılara direndi. ‘Ekonominin gereğini’ temel politika olarak benimsedi. Peki sonuç? Aylar geride kaldı, yılı devireli aylar oldu, neticenin vatandaşa yansıması gerekmiyor mu?
İlginçtir, Mehmet Şimşek bir süredir sessiz. Meclis bütçe görüşmelerinde konuşacaktır herhalde. Şimşek gelinen noktadan memnun mu acaba? Rakamlara ‘umut ve iyimserlik’ yüklemenin ötesinde vatandaşı rahatlatacak şeyler söyleyebilir mi? Sokağı da ‘umutlu ve iyimser’ hale getirebilir mi?
Evet, bu uzun girişten sonra gelelim rakamlara… Salı günü TÜİK Kasım ayı enflasyon rakamlarını açıkladı. TÜFE aylık düzeyde yüzde 2.24 arttı, yıllık bazda ise yüzde 47.09’a geriledi. En büyük artış gıda ve alkolsüz içecekler grubunda gerçekleşti. Erdoğan’ın ‘enflasyonun inişe geçtiği’ sözü sadece yıllık bazda geçerli. Kasım ayı fiyatlarında artış söz konusu. Rakamları analiz edecek değilim.
TÜİK’in enflasyon rakamı ile ENAG ve İTO’nun bulguları arasında büyük farklar hatta uçurum var. Aylık veya yıllık bazda artış ya da düşüşü TÜİK’e bakarak değil, sokak, çarşı, pazar ve marketlere bakarak değerlendirmek lazım. Vatandaşın rakamlarına bakmak lazım. En gerçekçi olgu vatandaşın yaşadığı enflasyondur. Acaba vatandaş yıllık bazda düşüşü hissetti mi? Bir başka ifadeyle TÜİK’in rakamlarını vatandaş doğruluyor mu? Hayır, bunun siyasetle, muhalefetle ilişkisi yok. Ortalama vatandaşın bütçesi ne söylüyor?
Rakamlar Ticaret Bakanı Ömer Bolat’ı çok memnun etmiş durumda. Şu cümle ona ait; “Yıllık enflasyon son 17 ayın en düşük seviyesine geriledi.” Siyasetçi rakamları işine geldiği gibi kullanmaya bayılır. Peki aylık enflasyon? Bakan’dan TÜİK’in rakamlarının ne kadar gerçekçi olduğunu sorgulaması beklenmez. Bu cümleyi bir müjde olarak çarşıda, pazarda söyleyebilir mi? Söyledi diyelim, ‘alkışlanır mı?’ Çok zor.
Ekonominin gündeminde ‘asgari ücret’ var. Rakamlar havada uçuşuyor. Yüzde 25’ten 40’a kadar iddia eden edene… Normal ekonomilerde en düşük ücret anlamına gelen ‘asgari maaş’ çalışanların küçük bir dilimini kapsar. Türkiye’de ise genel ve normal ücreti ifade ediyor. Çalışanların önemli bölümü asgari ücretle geçinmek ve hayatını idame ettirmek durumunda. MÜSİAD başta olmak üzere işverenin talebi yüzde 25’ler dolayında. Kararı kim verecek? Komisyon… En son sözü kim söyleyecek? Cumhurbaşkanı Erdoğan.
Asgari ücret bir rahatlama getirir mi? Belki bir kaç ay. Artış anında temel gıda maddelerinden, giysiye kadar piyasaya yansıyor. Keşke asgari ücret iyileştirilirken piyasa rakamları sabit tutulabilse, bu zor biliyorum en azından ücret artışının altında fiyatlandırma politikası izlenebilse… Mümkün mü? Değil. Neredeyse imkansız.
Enflasyon, asgari ücret rakamlarından hayatı kolaylaştıracak ‘umut ve iyimserlik’ beklemek ne yazık ki pek gerçekçi değil.























