(The Turkish Post) – HÜSNÜ YUSUF TURABİÇ
CHP lideri Özgür Özel “Anketlerde öndeyiz” dedi ve Erdoğan’a yaptığı çağrıda erken seçim talebini yeniledi. AK Parti de ise hava parçalı bulutlu. Eğer kulisler doğruysa “Reis bir yolunu bulur seçimi kazanır dönemi bitti” anlayışı partiye egemen. Bunda 31 Mart başarısızlığı etkili olmalı. AK Parti siyasi hayatının en ağır yenilgisini aldı. Demek ki hala bunun şoku atlatılabilmiş değil. Resmen bir seçim sürecinden söz edilmese de sanki siyaset uzun sürecek bir seçim dönemine girdi.
İki bakanlı revizyonu seçim hamlesi olarak yorumlamak abartı olmaz. Devamı gelecek mi? Belirsiz. Erdoğan herhangi bir ipucu vermedi. Tek irade ve inisiyatif onda. Siyasetin mekanlarında çok senaryo var. Bakan toto oynayan oynana… Kültür ve Turizm Bakanı en çok konuşulan isimlerin başında geliyor. AK Parti döneminde söylentinin, senaryonun bir önemi yok. Çünkü gerçekleşmesi tamamen şansa bağlı. Erdoğan, elini göstermeyen, ne yapacağı öngörülemeyen bir lider…
Onun için son sözü söyleyecek olan Erdoğan’ın ne düşündüğüne bakmak lazım. O da kamuoyu için meçhul. İçişleri ve adalet bakanları ansızın, kimsenin beklemediği anda değişti. Herkes için büyük sürprizdi. Hatta bakanların kendileri için bile… Ne Akın Gürlek ne Mustafa Çiftçi bakanlık için favori isimlerdi. Değişimin iki bakanla sınırlı kalması da tahminlerin ötesindeydi. Daha fazla isim bekleniyordu.
Nefes’te yeni bir ‘kulis haberi’ gördüm. Yazıyı kaleme alan Ankara kulislerinin deneyimli muhabirlerinden Nuray Babacan… Gün boyu siyasetin mekanlarında dolaşın ve siyasi havayı koklayan gazetecilerden biri. Onun için önemsedim. Dile getirdiği haber çok iddialı… Öteden beri bana da en makul çıkış yollarından biri gibi görünüyor. Şu an için dışa yansıyan hiçbir emare söz konusu değil. Ama eğer doğruysa kaydını düşerek söyleyecek olursak konuşulması, zihin eksersizi yapılması bile önemli…
Babacan’ın yazısındaki ilgili bölüm şöyle: “… Ancak, yaptırdığı anketler ve kendi analizleri seçimi kaybedeceğini işaret ediyorsa, o zaman 2027 yılının ekim ayında Meclis’in önüne anayasa değişikliği getirecek ve parlamenter sisteme dönmeyi önerecek. İddia sahiplerine göre, Erdoğan, bu sistemde şansının daha fazla olacağı hesabı yapıyor. AKP’lilere göre, CHP’nin son kurultayında parlamenter sistemi dönme vaadi önemli. Buna göre, CHP, Mansur Yavaş’ı cumhurbaşkanı adayı yapacak. Kazanırlarsa Ekrem İmamoğlu’na başbakanlık önerilecek. Aksi durumda, Erdoğan’ın yetkilerine sahip CHP’li bir cumhurbaşkanı da önlenmiş olacak…”
AK Parti gerçekten ‘parlamenter sisteme’ dönüşü önerir mi? Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi bizzat Erdoğan’ın projesiydi. MHP kayıtsız şartsız destek verdi. Sistemin aksayan yönü çok. Fakat şu ana kadar revize edilmedi. Bu kadar radikal bir değişime Erdoğan ‘evet’ der mi? Bir ara yüzde 50 artı 1 şartının yüzde 40’lara çekilmesi tartışıldı. AK Parti içinde bunu seslendirenler çıktı. Fakat MHP lideri Bahçeli, ‘Hayır, asla ve kat’a olmaz’ diyerek kapıyı kapattı.
Mevcut yapıdan memnuniyetini sık sık dile getiren MHP parlamenter sisteme dönüşe ‘evet’ der mi? Kestirmez zor. Bahçeli liderliğindeki parti bugüne kadar öylesine keskin dönüşler yaptı ki ‘olmaz olmaz’ denemez. Bahçeli nice olmazı olur hale getirdi. Öcalan sürecini başlattı. Öcalan’a hem ismiyle hitap etti hem de ‘kurucu önder’ dedi. Milliyetçi muhalefetten gelen tepkilere de aldırmadı. Duruşunu ve üslubunu aynen sürdürdü. CHP ve diğer muhalefet partilerinin ‘parlamenter sisteme’ hayır diyeceğini sanmıyorum. Mayıs seçimlerinde Kemal Kılıçdaroğlu’nun en büyük vaatlerinden biriydi. Altında ‘Altılı Masa’nın da imzası vardı.
Bütün bu senaryoların tek odak noktası var… Erdoğan’ın tekrar adaylığı ve kazanma şansının yüksekliği… Normal şartlarda ne AK Parti mevcut sistemi değiştirmeye yanaşır ne de MHP’nin direnci kırılabilir. Parlamenter sistem Erdoğan ve Cumhur İttifakı’nı kazandıracaksa işin rengi değişebilir. O günün şartları içinde, siyasi yapılar kökünden sarsılır ve yeni ittifaklar bile gündeme gelebilir. Şu an ‘olacak’ gözüyle bakmak yanlış fakat anladığım kadarıyla ‘seçeneklerden biri’ bu. Ve hiç mantıksız da değil. Yani niye olmasın…
Babacan’ın yazısında ilginç ve renkli bir paragraf daha var. Bir AK Partili aynen şöyle demiş; “Seçmen kadına benzer, sabreder, bekler ama bir gün gitmeye karar verdiğinde ne yaparsanız yapın kararından geri dönmez. O kadar hızlı yapar ki bunu şaşırırsınız. Siyaset, seçmenle duygusal bağ kurmak demektir. Bu koptuğunda kimseyi bulamazsanız, arkanızda. Bizdeki siyasetçilerin çoğu bunu görmezden geliyor. Normal matematik hesaplarıyla bu ilişkiyi anlamazsınız…”
Yerinde ve isabetli tespit… AK Parti’ye egemen olan ‘Kesenin ağzını açarız, emekli ve dar gelirliyi memnun eder seçimi kazanırız’ anlayışına ciddi bir itiraz. Kurt sıcak güne uyansa da gecenin ayazını unutmaz. Seçmenin blok halinde yer değiştirdiği 31 Mart’ta açıkça görüldü. Görünen o ki Ankara büyük ve çarpıcı siyasi gelişmelere gebe…
























