(The Turkish Post) – HÜSNÜ YUSUF TURABİÇ
Komisyonun adı nihayet kondu. Hiçbir partinin dediği olmadı. Meclis Başkanı Numan Kurtulmuş önerilerden bir sentez çıkardı; ‘Milli Dayanışma Kardeşlik ve Demokrasi’. Bütün partiler uzlaştı. Muhalefetin özellikle ‘demokrasi’ talebi vardı. Kardeşlik zaten sürecin ruhunda mevcut. Dayanışma da öyle… Üç kelimenin de siyasi anlam ve ağırlığı olduğu muhakkak. Erdoğan’ın ‘Terörsüz Türkiye’ vurgulu isminden ise herhangi bir kelime yok. İlginç…
Peki sürecin adı ne? Barış mı, açılım mı, çözüm mü? Hepsi de yakışır. MHP Lideri Bahçeli’nin başlattığı ‘Öcalan açılımıydı’. İlk tuğla böyle kondu. Devamı geldi. Ve bugün bir sürece dönüştü. Somut adımlar atıldı. Öcalan çağrı yaptı, PKK kendisini feshetti, sembolik de olsa silahları yaktı. Ankara hareketlendi. Komisyon ete kemiğe büründü. CHP biraz ağırdan alsa, bazı şartlar öne sürse de sonunda üye verdi. Ağırlığını da koydu.
Kurtulmuş, komisyonun ilk toplantısına başlarken ‘kapsayıcı’ bir konuşma yaptı. Şu cümleler ‘umut’ vadetti; “Çalışmalarımıza sadece siyaset kurumu değil toplumun bütün kesimleri de dahil edilecektir. Hiç kimse dışarıda bırakılmamalıdır, hiçbir fikir kenara itilmemelidir. Çünkü biz bu milletin tamamını kapsayan birliği ve kardeşliği kurmak istiyoruz. Sonuç olarak bu masa milletin vicdanıyla, aklıyla, irfanıyla ve inancıyla kurulmuştur. Burada konuşulacak her söz kardeşliğin diliyle ve vicdanın sesiyle şekillenecektir. Her kimlik milletimizin asli rengidir. Hiçbir vatandaşımız kimliğinden, dilinden ve inancından dolayı ötekileştirilemez”.
Eğer söz olarak kalmazsa güzel ifadeler… Komisyonun nasıl çalışacağı da az çok belli oldu. Kararlar nitelikli çoğunlukla alınacak. CHP’nin şartlarındandı bu. İktidar bloku muhalefetle uzlaşmadan komisyonu sağlıklı ve verimli çalıştırabilmesi zor. Beşte üç oranı siyasette yeni bir denge arayışını da beraberinde getirecek. Tabii DEM’i nereye yazmak lazım? O ayrı bir konu. Erdoğan ‘AK Parti, MHP ve DEM’ üçlemesi yapsa da DEM çantada keklik değil. Beklentileri ve talepleri var. Bunların bir kısmı muhalefetin politikalarıyla örtüşüyor. DEM’in pozisyona ortada gibi…
Komisyonun gündeminde ‘yeni anayasa’ veya ‘anayasa paketi’ yok. CHP’nin olmazsa olmaz koşullarından biriydi. Kurtulmuş’un ifadesi çok açık; “Biz bu komisyonda anayasa yazmıyoruz…”. MHP zaten ilk dört maddenin konuşulmasına, tartışılmasına kapalı… Komisyonun toplandığı gün Feti Yıldız tekrar altını çizdi. Ana dilde eğitim gibi konular komisyona gelmeyecek. ‘Zor konuların’ çözüm yeri komisyon değil. İlke kararının benimsenmesi DEM’in ana dilde eğitimden vazgeçeceği anlamına gelmiyor. AK Parti de ‘yeni anayasa’ çalışmalarını askıya almış değil.
Bu kadar kalabalık üyesi olan komisyondan bilgi sızıntısı olmaması mümkün değil. O yüzden basına açık çalışacak. Milli güvenlik ve sırların konuşulacağı toplantılarsa medyaya ‘kapatılacak’.Şeffaflık en doğrusu… Basına kapalı da olsa içeride konuşulanlar, eksik, tek yönle veya maksatlı olarak dışarıya çıkacak. Çünkü çok renkli ve rakam olarak büyük bir kütleden söz ediyoruz. Medyanın konuşulanlara ulaşamaması mümkün değil. En doğrusu başkanlığın kamuoyunu sağlıklı bilgilendirmesi…
Komisyon da çalışmalarına başladığına göre artık somut adımların atılma vakti geldi… Komisyonun da bir süresi var, yıl sonuna kadar çalışacak. Uzatmak mümkün… Çok fazla zamana yaymanın da anlamı yok. Herkesin gözü demokrasi ve hukuk alanında atılacak adımlarda… Kayyım sorunun çözümünde… AYM ve AİHM kararlarının uygulanmasında… Terörün yeniden tanımlanmasında… Genel affa kadar gidecek infaz düzenlemesinin gündeme alınmasında… Ve Kurtulmuş’un dediği gibi ‘hiçbir ayrım yapılmamasında…’. “Hiç kimse dışarıda bırakılmayacak” cümlesi bu düzenlemeler düşünülerek söylenmiş olmalı. Yoksa sadece retorik değil. Zaten vatandaşlar arasında ayrım anayasaya da aykırı, sürecin ruhuna da ters.
Adıyaman Belediye Başkanı Abdurrahman Tutdere’nin göreve iade edilmesi ilk somut adım olabilir mi? Kayyım politikasından dönüşün işareti olarak yorumlanabilir mi? Tutdere önce ev hapsine alındı sonra başkanlıktan alındı. Komisyonun toplandığı gün de İçişleri Bakanlığı’nın kararıyla makamına geri döndü. Bu olumlu bir gelişme… Dosyası en zayıf isimlerden biriydi Tutdere. Tutuksuz yargılanması olması gerekendi. Yeterli değil. İktidar bloku için ‘büyük’ olabilir ama Türkiye için ‘çok küçük’ bir adım. Kayyım konusuna kökten çözüm gerekir. Evrensel veya AB standartlarında demokrasi ve hukuka dönüş sürecin olmazsa olmazı…
Ben başından beri ‘ihtiyatlı iyimser’ olmak modundayım. Umutlu olmak için de sebepler var, karamsar olmak için de… Kurtulmuş’un sözleri, Tutdere beni umutlu tarafa yöneltti. Devamının gelmesini arzu ederim. Demokrasi ve hukukla herkes kazanır… AK Parti ve MHP de… Barışa giden yol hapishanelerden değil, demokrasi ve hukuktan geçiyor. “Hiç kimsenin dışarıda bırakılmayacağı” herkese demokrasi ve hukuk zamanı…
























