(The Turkish Post) – HÜSNÜ YUSUF TURABİÇ
İmamoğlu davasında üçüncü gün… İlk iki günün heyecan ve gerilimi nispeten azaldı. ‘El sallama’ krizi yine çıktı. Tutuklu sanıkların eşine dostuna el sallamasından doğal ne olabilir? Mahkeme biraz esnek davranamaz mıydı?
İddianamenin özeti okundu. Bütünü okunamazdı. Çünkü binlerce sayfaydı. Ve artık söz sanıklarda… İmamoğlu’na en son söz verilecek. Neden geriye bırakıldı? Belli değil. Tamamen mahkemenin inisiyatifi… Konuşma sırasının bir gazete yayınlanmasıyla öğrenilmesi kabul edilemez. Avukatların ve sanıkların bile bilmediği sıralamanın medyada haber olması davaya gölge düşürmez mi? Nitekim duruşma sırasında çok tartışıldı.
Mahkeme Başkanı İmamoğlu’na kısa söz verdi. Bu ‘selamlaşma konuşması’ mıydı? Medyaya öyle yansıdı. Şu sözleri çarpıcıydı: “Bu arkadaşlarımı evlerine yollayın. Bu insanlar tutuksuz yargılansın. Çocuklar evlerine gitsin… İnsanlar hasta…” dedi. İmamoğlu kısa konuşmasında Yassıada yargılamalarını da hatırlattı. Yassıada bir utanç mahkemesiydi. “Sizi buraya tıkan güç böyle istiyor” cümlesi tarihe mal oldu. Bugün o yargılamaları savunanı kalmadı. Tarih Adnan Menderes ve arkadaşlarını akladı. Yargılayanları ise mahkum etti. Silivri aynı şey olur mu? İkinci Yassıada olmaya aday mı? CHP 27 Mayıs ve Yassıada’nın arkasındaydı. Bugün yaşanan ‘tarihin cilvesi’ olsa gerek.
Duruşmalar Nisan’ın sonuna kadar devam edecek. Tutukluluk değerlendirmesi de ancak o zaman yapılabilecek. Yani bayramdan önce ‘tahliye’ mümkün değil. Mahkeme heyeti bir bayram sürprizi yapabilir mi? Kolay değil. İmamoğlu’nun özgürlüğüne kavuşması zor. Davanın tüm ağırlığı onun omuzlarında… Onun dışında bazı isimlerin tahliyesi mümkün. İddia ile yatarı arasında orantısızlık bulunan sanıkların olduğu biliniyor. Eski milletvekili Aykut Aydoğdu onlardan biri…
Mahkeme canlı yayınlanamaz mıydı? Mahkeme salonunda ne olup bittiğini toplumun an be an izlemesi sağlanamaz mıydı? Bir bakıma 80 milyonun ‘halk jürisi olması’ mümkün değil miydi? CHP istedi, MHP ısrarcı oldu. Bahçeli ilk gün yaşananlardan sonra da bu konudaki düşüncesinde ne denli haklı olduğuna dikkat çekti; “Biz duruşmalar canlı yayınlansın derken haksız mıydık? Milletimizin gözü önünde ak koyun kara koyun tefrik edilsin. Her şey bilinsin, görülsün, birebir takip edilsin derken yanlış mı söylüyorduk. Geldiğimiz süreçte haklılığımız netleşmiştir…”
Peki neden canlı yayınlanmadı? Mevzuat değişikliği için gerekli süre vardı. Konunun gündeme gelmesi ve tartışılması aylar önce başladı. AK Parti’den de ciddi itiraz gelmedi. Bahçeli ortağıyla konuşarak meseleyi çözemez miydi? İmralı’ya heyet konusunda olduğu gibi AK Parti Bahçeli’nin ısrarını kabullenirdi. MHP lideri sadece konuştu, sözlerini parti politikasına dönüştürmedi. Belli ki tarihe not düşmek istedi. Yoksa gereğinin yapılmasını sağlayabilirdi. Ve iyi de olurdu.
Canlı yayın konusu Adalet Bakanı Akın Gürlek’e soruldu. Gürlek “Şu an mevzuatımızda canlı yayınlanmasına imkan yok ama kanun değişirse, Meclis bu konuda takdir verirse olabilir” dedi. Bakan mevcut durumu hatırlattı. Olumlu veya olumsuz görüş bildirmedi. Bu da kapının kapanmadığı anlamına geliyor. Meclis’i harekete geçirecek olan da AK Parti’den başkası değil. Parti yönetimi bundan sonra kararını değiştirir mi? MHP’nın ısrarlı yaklaşımına olumlu cevap verir mi? Son söz Erdoğan’ın…
Zaten birçok yönüyle topluma mal olan dava bu… Mahkeme salonunda ne olup bittiğini kamuoyu yakından izleme şansı bulurdu. Yargıçlar kararlarını verirken ‘Türk Milleti’ adına vermiyor mu? Doğrudan milletin kanaatinin oluşmasında ne sakınca olabilirdi? AK Parti de CHP de salondan çok İmamoğlu davasının kamuoyunda yankısıyla ilgili… İmamoğlu seçimlerin en iddialı isimlerinden biriydi. Yargı süreci halktaki karşılığını ne derece etkiledi veya etkileyecek? O daha net görülürdü.
CHP grup toplantısını Silivri’de yaptı. Meclis’te çok önemli oturum vardı. Genel Kurul İran savaşının gizli görüşmesine sahne oldu. Ana muhalefet partisinin yokluğu büyük eksiklikti. CHP’siz bir savaş oturumu siyasi açıdan da bekleneni vermeyeceği ortada. CHP’nin bütün ilgi ve mesaisi İmamoğlu davasındaydı. Özel “Ekrem İmamoğlu buradan çıkacak bu ülkeye cumhurbaşkanı olacak” dedi. Mümkün mü? Halkın benimsediği bir siyaset adamının önünü yargı yoluyla kesmek kolay değil.
Bunun en iyi örneği Cumhurbaşkanı Erdoğan… Karşısına her türlü engel çıkarıldı. Fakat hepsini aşmasını bildi. Şimdi o yoldan, Erdoğan’ın ayak izinden İmamoğlu yürüyor. O yol her zaman zirveye de çıkmaz. Tahta giden biraz da bahttan geçer. İmamoğlu’nun halkta bir karşılığı olduğu muhakkak. Yoksa İstanbul’da iki kez kazanabilir miydi? Ki karşısında Erdoğan gibi güçlü bir siyasi kişilik vardı. Yargı süreci bir atlama tahtası olabileceği gibi, ağır yara alır, itibarına ve kariyerine ölümcül darbe de indirebilir. Dedim ya bu biraz da baht işi…
İlkinde olmadı acaba bundan sonra ‘canlı yayın’ mümkün mü? AK Parti isterse niye olmasın… Bahçeli ısrarlı… CHP dünden razı… Gereğini yapmak da AK Parti’ye düşer. Mevzuat değişikliği hiç de zor değil. Millet kendi adına kararların verildiği mahkeme salonunda ne olup bittiğini yakından izlesin… Ve toplum bir halk jürisi olsun… Siyaset ve hukuk tarihine de geçer. Bir örnek bile oluşturabilir.























