(The Turkish Post) – HÜSNÜ YUSUF TURABİÇ
‘Ev kirasının 5800, zeytinyağının 144 Türk Lirası olduğu TÜİK binası tatilcilerin yeni gözdesi oldu; ‘Otel de 150 lira falandır herhalde…’.
Haber değil bu, bir Zaytung esprisi… Boşuna dememişler izahı yapılamayanın mizahı yapılır diye. Doğrusu iyi mizah ama milletin espriye falan gülecek hali yok. Hangi emekli veya asgari ücretle çalışan sabit gelirli işi şakaya vurabilir ki… Mutfaktaki yangın bütün bir haneyi sardı. Keşke mesele sadece tencere olsa… Elini attığı her şey ateş pahası…
TÜİK her ay enfasyon rakamlarını yayınlar. Her zaman sokaktaki vatandaşın enflasyonu ile resmi makamların enflasyon rakamları orasında ciddi farklar ortaya çıkar. Ama buz fark öyle böyle değil. TÜİK’in rakamları yalnızca bir tespit ve kamuoyuna bilgilendirmek için de değil. İktidar zam oranlarını TÜİK’in tespitleine göre yapar. Temmuz zam ayı…
Özellikle toplumun omurgasını oluşturan emekli ve asgari ücretli kesimin gözü alacağı zam oranında… Çünkü artık dayanacak gücü kalmadı. Bıçak kemiğe dayandı. ‘Soğan ekmek yerik Reis’i yedirmeyik’ faslı da çok gerilerde kaldı. Emekli kitlesi 31 Mart’ta Erdoğan’a anlayacağı dilden mesaj da verdi; ‘Geçinemiyorum, yanıyorum…’ dedi. Erdoğan da ‘Derdinizi biliyorum, sizi anlıyorum’ mealinde cevap verdi. Bu cevabın rakama dökülmesi lazımdı. Tamam ekonomi kötü… Ama bütün faturayı neden emekliler ödesin?
“EMEKLİLER YILI” MI?
Hem AK Parti iktidarı 2024 yılını ‘emekliler yılı’ ilan etmedi mi? Bu yılın emeklilere özgü güzelliklere, iyiliklere sahne olması gerekmiyor mu? Önceki veya daha eski yıllara göre bir farkı olmasını beklemek emeklinin hakkı değil mi? Var mı bir fark? Var ama iyi yönde değil, kötü yönde… Emeklinin yaşam şartları eskiye göre daha da ağırlaştı. Hatta emekli AK Parti’nin 2002’de devraldığı hayat şartlarını arar hale geldi. O günkü emekli maaşının alım gücüyle bugün, kıyaslandığında bir uçurum ortaya çıkıyor.
TÜİK’in enflasyon oranını açıkladığı ‘sepet’ deşifre oldu. Hakikaten şaka gibi… Baz aldığı hiçbir rakam gerçeğin yanından bile geçmiyor. Belki ‘köy fiyatlarıdır’ diyeceğim ama artık köyler de eskisi gibi değil, şehir yaşamının bir uzantısı haline geldi. Devletin resmikurumu yalan söyler mi? Muhafazakar AK Parti yalanı bir politika haline getirebilir mi? Tepkiler üzerine TÜİK Başkanı açıklama yaptı. Bu tablo karşısında kem kümden başka ne söyleyebilir ki… Hiç.
Ve bir haber; DİSK, TÜRK-İŞ ve HAK-İŞ Başkanları bir araya geldi, 10 maddelik bir açıklama yaptı. DİSK dışında kalan iki sendika iktidarın arka bahçesi gibi. Açıkça iktidar politikalarına karşı gelmekten imtina ederler. İtiraz ve tepkileri zayıf ve söz düzeyinde kalır. İdi. Ama artık orada da sabırların tükendiği anlaşılıyor. Eee alttan gelen tazyiki görmezden gelemezlerdi. Bu tazyik yıllardır oturdukları koltuklarına bile mal olur.
Üç sendikanın ortak bir metne imza atması bile başlı başına mesaj. TÜRK-İŞ Başkanı Ergün Atalay ‘Bunlar bizi maraba zannediyor. Bizim üzerimizden ekonominin düzelme şansı yok’ dedi. Bunlar dediği AK Parti iktidarı. Erdoğan yani. HAK-İŞ Başkanı Mahmut Arslan ise ‘Türkiye, dünyanın en kötü milli gelir dağılımındaki adaletsiz ülkeler arasında yer alıyor…’ dedi. Atalay ve Arslan’a ‘günaydın’ demek lazım. Bu sonuç… Ve bugünün eseri değil. Perşembenin gelişi çarşambadan belliydi.
DİSK Başkanı Arzu Çerkezoğlu teşhisi doğru koydu ve bam teline bastı; ‘Demokrasinin olmadığı yerde emeğin hakkı olmaz’. Haksız mı? ne kadar demokrasi o kadar refah… Adaletin olmadığı yerde ne refah, ne huzur, ne de istikrardan söz edilebilir. AK Parti iktidarı bugüne kadar bu yönde gelen uyarılara kulaklarını kapadı. Bugün artık çok geç. Hele pansuman tedbirlerle yola devam etmeye kalkmanın faydadan çok zarar getireceği aşikar.
Emeklilere, asgari ücrete verilecek zam oranı önemli kuşkusuz… Ama ondan daha önemli olan enflasyonun frenlenmesi… Enflasyon rakamının TÜİK’in sepetine göre değil, vatandaşın filesine göre baz alınması. Çarşıya, pazara, markete giden vatandaş rakamları gördüğünde olumlu gidişi görebilmeli. Ve Bakan Şimşek ve iktidar sözcülerinrin sık sık tekrarladığı ‘En kötü geride kaldı, enflasyonda düşüş başladı’ sözlerini halkın da onaylaması… Vatandaşa göre ne en kötü geride kaldı, ne de düşüş başladı.
İktidar veya TÜİK sokağın geçim çığlığına kulak vermiyor bari dalga geçmese… Meselenin hiç de şakaya gelir yanı yok çünkü.























