(The Turkish Post) – HÜSNÜ YUSUF TURABİÇ
Siyasi gündem o kadar yoğun ki… Üç güne o kadar çok gelişme sığdı ki… Konuyu belirlemekte zorlanıyorum. AK Parti’nin 24. kuruluş yıldönümü, çok ‘ses getiren’ CHP Aydın Belediye Başkanı Özlem Çerçioğlu’nun transferi üzerinden değerlendirilebilir. Çerçioğlu veya transfer politikası ‘31 Mart yarasını’ sarmaya yeter mi? AK Parti’yi düştüğü yerden kaldırır mı? 24 yıl içinde ilk kez AK Parti ikinci sıraya geriledi. Hala da toparlayabilmiş değil, anketler 31 Mart tablosunun korunduğunu gösteriyor. Kamuoyu yoklamaları da pekala yazı konusu olabilir. Gün geçmiyor ki medyaya yeni bir anket sonucu düşmesin…
Çerçioğlu’nun gelişiyle birlikte Mücahit Binici’nin gidişini yazmaktan yanayım. CHP Lideri Özgür Özel, bir gün öncesinden ‘büyük bomba’ diye duyurduğu haberi AK Parti’nin kuruluş yıldönümünde ‘patlattı’. ‘Hediyem olsun…’ dedi. AK Parti’nin hiç hoşlanmayacağı bir üslup. Mücahit Birinci’nin, Murat Kapki’yi itirafçı olmaya zorladığı ve 2 milyon karşılığında ‘tahliye’ teklifi yaptığını söyledi. Yargı benzer iddialarla yıpranmıştı. ‘FETÖ borsasından’ sonra ‘İBB borsası’ iddiaları ortalığı kapladı. Özel’in iddiası ‘ses getirdi’ ve kamuoyunda yankılandı. AK Parti Birinci’nin arkasında durmadı. Yalnız bıraktı.
AK Parti’nin önemli isimlerinden genel başkan yardımcısı Hayati Yazıcı iddiaları değerlendirirken “Bunlar alçaktır, şerefsizdir. Bunlar her mesleğin çakallığını yapan tiplerdir” dedi. İşaret fişeğiydi bu. Bu çıkış beni şaşırttı. Özel’in iddialarının doğruluğu anlamına geliyordu. AK Parti kadrolarını ‘koruma politikalarını’ önemser. Sıcağı sıcağına keskin tavır almaz. Olayın soğumasını bekler. Sonra kararını verir. ‘Surda gedik açtırmaz’. Açılan gedik, suru tehdit eder. Zayıflatır ve bütünlüğünü bozar. Hepsinden önemlisi Özel’e ‘kelle vermiş’ olur.
AK Parti eski ezberini bozdu. Politikasını değiştirdi. Özel’in iddialarını ciddiye aldı. Mücahit Birinci’yi ihraç istemiyle ‘disiplin kuruluna’ sevketti. Hem de olayın veya iddiaların dumanı üzerinde tüterken… Zamanı yaymaydı, soğumasını bile beklemedi. Birinci de beklemediği bu tavır karşısında AK Parti’den ayrıldı, istifa dilekçesini kamuoyuyla da paylaştı. Sıra dışı ve AK Parti’nin klasik, geleneksel politikalarıyla örtüşmeyen bir gelişme… Surda gedik açıldı. Bir tuğra düştü. Özgür Özel’in hamlesi sonuç verdi. CHP kazandı, AK Parti kaybetti.
Mücahit Birinci parti için ‘vazgeçilmez bir isim’ olmayabilir. Ve fakat basit birisi de değil. Ekranlarda partiyi temsil etmiş biri… Yüzü ve ismi kamuoyu tarafından tanınan biri. Babasını muhafazakar sağ kitleler yakından tanır. Yavuz Bahadıroğlu mahlasıyla kitaplar yazan Niyazi Birinci’nin oğlu. AK Parti yönetimi böyle bir ismi çabuk gözden çıkardı ve kapının önüne koydu. İddialar ciddi elbette… Fakat AK Parti ne kadar ciddi ve gerçek olursa olsun muhalefetin dile getirdiği ‘iddialar’ üzerinden politika belirlemez. Görmezden gelir, kulaklarını tıkar.
24. yılında önemli bir değişim bu… Özlem Çerçioğlu transferine yüklediği anlam da aynı şekilde… Bu kadar ‘sevindirik’ olması AK Parti’de bugüne kadar yaşanmadı. Çerçioğlu’nun transferi ne CHP’yi çökertir, rüzgarını keser ne de AK Parti’ye hava getirir, oylarını arttırır. Tabanda bir karşılığı olacağını sanmıyorum. Çerçioğlu’nun gelişi ve Binici’nin gidişi AK Parti’de ‘paradigma değişikliğinin’ göstergesi… Bu bilinçli bir politika mı yoksa 31 Mart hezimetinin savrulması mı? Her ikisi de olabilir. AK Parti’de değişen bir şeyler olduğu muhakkak.
Mücahit Birinci olayı sadece siyasi değil yargı boyutuyla da önemliydi. Birinci’nin ‘ahlaksız teklifi’ ne ilk ne son, hemen herkesin bildiği olaylardan… Birinci’ye kapının gösterilmesi ‘yargıya da neşter’ anlamına gelir mi? Medyatik avukat Rezan Epözdemir’in tutuklanmasıyla birlikte değerlendirildiğinde bir şeylerin döndüğünü söylemek mümkün. Epözdemir, telefonun şifresini vermedi, soruşturmanın boyutu meçhul. Yargı camiasıyla kurduğu ilişki iddiaları ve ‘tutuklu’ olarak yargılanması önemli. AK Partili Şamil Tayyar olayın takipçilerinden… İlk çıkışı da o yapmıştı. Mehmet Uçum’un ismini ortaya atmıştı.
Tayyar bir mesaj daha paylaştı. Çarpıcı iddialarla bulundu. Söyledikleri kaydadeğer; “Avukat Rezan Epözdemir’in yargıdaki ilişki ağı çözülebilirse taş üstünde taş kalmaz. Çok iddialı söylüyorum. Yargıda FETÖ yapılanmasından sonraki en büyük çıkar çetesi deşifre olur. Hadise bir rüşvet iddiasından çok daha fazladır…”. Bu kadar iddialı cümleler kurabilmek için bazı bilgilere vakıf olmak lazım. Tayyar ne biliyor acaba? Keşke kamuoyuyla paylaşsa… ‘En büyük çıkar çetesi’ çok ağır ve vahim bir iddia. Laf olsun diye söylenemez. Altının dolu olması gerekir.
Galiba sadece AK Parti’de değil, yargının işleyişinde de bazı şeyler değişiyor. Mücahit Binici’nin gözden çıkarılması ve Şamil Tayyar’ın iddiaları Rezan Epözdemir’in tutuklu yargılanması ‘kamuoyuna bir şeyler’ anlatıyor. Statükonun değişimi kolay olmaz elbette. Direnç gösteren kişi ve odak çok olur. Eğer AK Parti bu yönde irade ortaya koymuşsa hiç kimse önünde durmaya cesaret edemez. ‘Ne oluyor?’ sorusuna tatmin edici cevap vermek kolay değil. Ve fakat havada kesif bir koku var. ‘Bir şeylerin döndüğünü’ siz de hissetmiyor musunuz?
























