(The Turkish Post) – HÜSNÜ YUSUF TURABİÇ
Pazartesi günü başlayan Sinan Ateş duruşmasında sanıklar konuştu, tanıklar söz aldı, son noktayı aile yakınları koydu. Sinan Ateş’in annesi ‘Bunlar maşa… Oğlumun katilleri çıkacak ve burada hesap verecek. Ocakta Devlet Bahçeli’den habersiz çay içilmiyordu’ dedi. Anne Ateş’in yüreği dayanamadı, konuşurken fenalaştı ve ambülansla hastaneye kaldırdı.
Ablası Selma Ateş ‘Sinan katilleri ne Eray ne de Doğukan’dır. Sinan’ın öldüren MHP’nin içindeki bu insanlardır’ dedi. Ve eşi Ayşe Ateş sahneye çıktı: ‘Sinan başkanlıktan ayrılınca bana ‘Ayşe, İzzet Ulvi Yönter ve Semih Yalçın beni öldürtmek için Olcay Kılavuz’a ve Ahmet Yiğit Yıldırım’a talimat vermiş. Onlar da beni öldürmesi için kiralık katil arıyorlarmış’ dedi’. Ve açıkça adres gösterdi.
Sanıkların ifadesi ise cinayeti basit bir alacak verecek meselesine indirgemek ve MHP’ye doğru gitmesini engellemekten ibaret. Eğer dava mahkeme salonuyla sınırlı kalsaydı, amaçlarına da ulaşabilirlerdi. Bir, mahkeme salonundan canlı yayın yapılmadığı kaldı. Olup bitenler Türkiye’ye be an medyaya yansıdı. Kimin ne söylediğinden ya da söylemediğinden herkes haberdar.
AYŞE ATEŞ’İN ESERİ
Acılı eş Ayşe Ateş’i siyasi liderler de yalnız bırakmadı. CHP’nin yeni ve eski genel başkanları Özgür Özel ve Kemal Kılıçdaroğlu hemen yanıbaşındaydı. İYİ Parti’den Müsavat Dervişoğlu da ön sırada yerini aldı. Üçüncü gün kurmaylarıyla birlikte Ali Babacan katıldı duruşmaya.
Muhalefet partilerinin hemen tamamı temsilci gönderdi. İktidar cephesi başta AK Parti ve MHP olmak üzere BBP gibi partiler duruşmayı uzaktan takip etti.
Siyasetin davaya ilgisi ve katılımı Ayşe Ateş’in eseri. Hepsini tek tek ziyaret ederek duruşmaya katılmalarını istedi. Talebi karşılıksız kalmadı. Ve siyasetçiler Ayşe Ateş’i yalnız bırakmadı. İlk gün duruşmaya Ayşe Ateş’in ‘çelik yelekle’ katıldığı görüldü. Mahkeme salonuna bir kadının çelik yelek giyerek gelmesi olayın vehametini göstermesi açısından her şeyi anlatıyor zaten.
Böyle bir davaya belki de Türkiye ilk kez şahit oluyor.
Dördücü gün bir gelişme daha yaşandı. Soruşturmada görev alan dönemin Asayiş Şube Müdür Yardımcısı Kerem Gökay Özay, ‘Sinan Ateş’i azmettiren olarak davada yargılanan Tolgahan Demirbaş’ın sokakta gözaltına alındığına’ yönelik haberlerde hakkında suç duyurusunda bulundu. Özay dilekçesinde ‘Tolgahan Demirbaş’ı biz dönemin MHP milletvekili Olcay Kılavuz’un evinde yakaladık’ dedi. Böylece dosyada sokakta yakalandığına ilişkin tutanağın sahte olduğu ortaya çıktı.
İŞARETLER, MHP GENEL MERKEZİNİ GÖSTERİYOR
Bütün bu beyanlar ve gelişmeler MHP’yi fena halde zan altında bırakmıyor mu? Semih Yalçın ve İzzet Ulvi Yönter MHP’de sıradan isimler değil, Genel Başkan Yardımcısı. Devlet Bahçeli’nin kurmayları. Semih Yalçın, Bahçeli’nin konuşmalarını kaleme alan isimlerden biri. ‘Vur emrinin’ nereden ve kimden çıktığının izi sürülürken bütün işaretler MHP Genel Merkezi’ni gösteriyor. İddianame her ne kadar olayı daraltmaya çalışsa da daha ilk duruşmada şapka düştü kel göründü.
Sinan Ateş’in eşi, ablası ve annesinin yalan söylediğini kim iddia edebilir? Niye yalan söylesinler? Onların derdi gerçek katillerin ortaya çıkması… Tetiğe basanı yakalamak ve yargılamakla iş bitmiyor. Arkasındaki isimlere ulaşmak önemli. Vur emrini kim verdi? Ve de neden verdi? Ayşe Ateş’in de etkisiyle kamuoyu bu soruların peşinde. Yoksa kimsenin MHP ile bir derdi yok. Ayşe Ateş’in kişisel olarak ne sorunu olabilir ki MHP ile.
Bahçeli Salı günü grup toplantısı yapmadı. Rahatsızlığı geçmemiş olmalı. Ya da Pazartesi başlayan duruşmanın sonunu beklemeyi tercih etti. MHP liderinin bütün bu iddialar karşısında sessiz kalması mümkün değil. Çıkıp cevap vermesi lazım. Ve söylediklerinin de insaflı ve ikna edici olması gerekir. Yoksa atarlanarak, sesini yükselterek, birilerini suçlayarak iddiaları savuşturamaz. Hala Yalçın ve Yönter o koltukta oturmaya devam edecek mi?
Bu Ateş MHP’yi yakar.
























