(The Turkish Post) – HÜSNÜ YUSUF TURABİÇ
Cumhur ittifakında işler yolunda mı? AK Parti ile MHP arasında herhangi bir sorun yok mu? Devlet Bahçeli’ye yakın isimlere ‘operasyon’ yapılması MHP’nin canını sıkmadı mı? Feti Yıldız’ın hemen her gün ‘hukuk’ vurgulu mesajlarının adresi AK Parti değil mi? Bahçeli ‘belediye operasyonları’ bir an önce bitsin derken AK Parti politikalarına itiraz etmiyor muydu? Barış veya çözüm sürecini AK Parti’nin ağırdan alması MHP’de hoşnutsuzluk oluşturmadı mı? Ortaklar halinden memnun mu yani?
Bu sorular bir haftadır yoğun şekilde tartışılmakta… Gözler de MHP’deydi. Bahçeli “Hayır” dedi; “Cumhur İttifakı her geçen gün çok daha güçlenmektedir. Cumhur İttifakı camdan vazo değil ki çatlasın, zarar görsün. Hiç kimse Cumhur İttifakı’nın arasına nifak tohumu saçamayacak, buna tevessül ve teşebbüs etse bile sonuç alamayacaktır”. Tabii hiç kimse ‘Evet, AK Parti ile aramızda sorun var’ demesini beklemiyordu. Eğer sorunun varlığı ortaya çıkarsa siyasi olarak gereği de yapılır.
‘Cam vazo’ insan ilişkilerinde sembol olarak kullanılır. Siyasette ‘ortaklık veya işbirliği’ ilişkileri çok hassas bir zeminde yürür. Cam vazodan bile ince bir çizgidir bu. Cam vazonun özelliği ‘çatladıktan’ sonra bir daha eski haline dönememesidir. Yıllar geçse de kırıklar belli olur. AK Parti ile MHP arasındaki ortaklık ilişkisini ‘cam vazoya’ benzetecek olursak vazonun çatlaklarla dolu olduğunu rahatlıkla söyleyebiliriz. Kalbe benzetirsek kırıklarla dolu olduğunu görebiliriz.
İki parti ‘ortaklığa halel gelmemesi’ için azami gayret gösterirdi. AK Parti, MHP veya Bahçeli’nin canını sıktığını düşündüğü için kaç kişiyi görevinden uzaklaştırdı. Bir düşünün… Bülent Arınç, Ahmet Davutoğlu, Mahir Ünal gibi isimler Bahçeli’ye kurban edilmedi mi? Erdoğan ortaklık hukukunu her defasında işletti. Fakat son zamanlarda bu özen ortadan kalktı. MHP, Erdoğan’ın Sinan Ateş’in ailesiyle görüşmesini ‘sorun’ yapmıştı. Şimdi çok daha ötesi yaşanmakta… İlk örnek Selahattin Yılmaz…
Bahçeli “Selahattin Yılmaz ülküdaşım ve dava arkadaşımdır” dedi. Ve ekledi; “İnanıyorum ki, masum ve suçsuz olduğu da süreç içinde anlaşılacak ve açığa çıkacaktır.” İki cümleyi gördükten sonra ortada bir sorunun olduğunu söylemek normal değil mi? Dava arkadaşı tutuklandı. Bahçeli ülküdaşının ‘suçsuz ve masum’ olduğuna inanıyor. MHP’nin suçsuz ve masum olduğuna inandığı birinin önce gözaltına alınması ardından tutuklanması cam vazoda bir çatlak, kalpte kırık değil midir?
Selahattin Yılmaz operasyonunun dumanı üstünde tüterken MKE eski Başkanı İsmet Sayhan ‘suç örgütü üyeliği’ ve ‘casusluk’ suçlarından gözaltına alındı. Evinde ve ofisinde arama yapıldı. Gerek medyada gerekse sosyal mecralarda haberlerin hemen hepsi Sayhan’ı Bahçeli fotoğrafıyla birlikte verdi. Bahçeli’ye yakın bir isme daha operasyon… AK Parti veya Erdoğan ‘sanki eski hassasiyetini yitirdi’ derken kastettiğim buydu. AK Parti ile MHP arasında ‘bir şeyler’ olduğu muhakkak. Fakat bu nedir, vazodaki bir çatlak mıdır, yoksa vazoyu değiştirme girişimi mi?
Sedat Bozkurt başarılı Ankara gazetecilerinden… Tatil için yazılarına ara vermişken kulağına gelen iki kulisi yazmak zorunda kaldı. Kulisin kaynağı Bahçeli’yi ziyarete gelenler… Bozkurt’un yazdığına göre Bahçeli, sohbet ettiği kişilere ‘Terörsüz Türkiye’ sürecine Erdoğan’ın AK Parti’yi uzak tutma çabalarının farkında, bundan rahatsız ve kızgın… Bahçeli çevresine “DEM ile AKP’nin yakınlaşmasına engel olarak hep bizi gösteriyorlardı, işte kapıyı sonuna kadar açtım, artık hiçbir engelleri yok, ne yapacaklarsa yapsınlar…” demiş. İddia bu… Ben Bozkurt’un kulislerine güvenirim. Deneyimli bir gazeteci olarak bilinir.
Bahçeli’nin dilini çözmek kolay değil… Bozkurt “Bahçeli’yi anlayabilene muhtelif Nobel ödülleri verilmelidir” derken haklı… Peki Bahçeli ‘cam vazo’ ve ‘her şey yolunda’ derken ne demek istiyor? Herkesin anladığını mı yoksa sadece muhatabının anladığı dilinin altında başka şeyler mi var? Bana biraz öyle geliyor. Ortaklar arasında sorun yoktur diyemem. Ortaklar arasında her şeyin sütliman olmadığını, aksine dalgalı olduğunu hissediyorum. Fırtına öncesi bir hava sanki… Unutulmamalı ki “Her ceviz yuvarlaktır… Ama her yuvarlak ceviz değildir”. Yani…?
























