(The Turkish Post) – HÜSNÜ YUSUF TURABİÇ
Eskiden Kurban bayramı olumsuz haberlerle gündeme gelirdi. Bir gazete ‘Boğaz kırmızıya boyandı’ haberini her yıl tekrarlardı. Sonradan ortaya çıktı ki fotoğraf ve görüntünün çekildiği sular kurban kanıyla değil kırmızı boyayla renk değiştirmiş. Boş alanlarda, cadde kenarlarında, sokaklarda kesilen kurbanlar ‘çirkin görüntüler’ olarak servis edilirdi.
Gaziantep’ten hoş olmayan görüntülere rastladım. Yüzlerce kurbanlığın derisi ve artıkları yol kenarına atılmış. Vatandaşın sorumsuzluğunu anladık da… Onlara engel olacak hiç mi kamu görevlisi yok? Ben anlayamadım doğrusu.
Medyanın bu yaklaşımı insana hiç mi kurban bayramının iyi tarafı yok dedirtirdi. Bu tür haberler artık azaldı. Medya da toplumun kurban hassasiyetini kabullendi. Olumsuz haberlerin yerini ‘bayram geyiklerine’ bıraktı. Hakikaten her kurbanda yaşanan tuhaflıklar sürekli tekrarlanmakta.
Sahiplerinin elinden kurtulan büyük baş kurbanlıklar son dönemde en çok rağbet gören haberlerden. Ülkenin dört bir yanından yakalamak için boğaların peşinden koşan birbirinden ilginç ve renkli görüntüler bir bayram hoşluğuna dönüştü. Sosyal medyada çatıya çıkan bir boğa gördüm. Sahipleri pes edecek gibi değil. Çatıda peşindeler… Boğaya tek çıkış kendini aşağıya atmak kalıyor. Atladı. Düştüğü yerden kalktı ve koşmaya başladı.
Bir başka görüntü… Bir vatandaş elinde sopa ve iple boğayı yakalamak için peşinden koşarken sahne bir anda tersine döndü. Boğa adamı kovalamaya başladı. Boğanın önünde durulur mu? Tabanı yağladığı gibi uçuverdi adam.
Ve tabii kurban bayramının ‘acemi kasapları’… Yine acil servisler kendisini yaralayan kasaplarla doldu. Sağlık Bakanı ilk gün için 16 bin rakamını verdi. Yaralanmalarda hayati tehlike yok. Fakat sayı çok yüksek. Acaba bir çaresi var mı? Kasapları uyarı veya el kitabı hazırlanabilir mi? Kurbanda bayram geyiği deyince ilk akla ‘acemi kasaplar’ geliyor. İyi bir görüntü değil elbette ama bu toprakların bir özelliği. Bıçağın kontrolü zor demek ki.
Ben her bayramda siyasetçilerin bayramlaşma muhabbetlerine bayılırım. Renkli ve ilginç anekdotlar çıkar ortaya. Bayrakların ikinci günü partiler heyetler halinde birbirlerine gelir giderler. Toplumda küslükler, uzaklıklar olduğu gibi siyasette de var. Her partiye gidilmez, her partiye kapı açılmaz. MHP ile İYİ Parti aynı yolun yolcusu aynı siyasi iklimin kadroları olmalarına rağmen birbirleriyle bayramlaşmazlar. Küs kardeşler gibi. MHP, DEM’i yok sayar.
AK Parti, kendi içinden çıkan Gelecek ve Deva gibi partilere el uzatmaz. Saadet’i görmezden gelir. Sebebi siyasi mi insani mi karar vermek zor. AK Parti, Doğu Perinçek’in Vatan Partisi ile bayramlaşır da baba ocağı ve kökleri Saadet’le niye bayramlaşmaz? Temel Karamollaoğlu, Doğu Perinçek’ten daha mı çok uzak?
Partiler arası bayramlaşmada benim dikkatimi çeken iki anekdot unutulmayacak. Özellikle CHP tarafından iktidar politikaları bayramlaşma muhabbetlerinin odağı oldu. Sanki bu yıl eskiye göre daha fazla hükümet eleştirisi yapıldı. Hiç değilse bayramda mola verilemez miydi? Yılın geri kalan her günü siyaset iktidar ve muhalefet arasında karşılıklı düello ve salvolarla geçiyor.
İki anekdotten ilki Yeniden Refah Partisi’nde yaşandı. Ülkücü kökenli olduğunu söyleyen YRP yöneticisi Doğan Aydal, Bahçeli ile eski dost ve akran olduğunu belirttikten sonra ‘Devlet Bey evlenseydi hanımı iyi bakardı, bakmamışlar…’ dedi. Sınırları fazlasıyla zorladığını farketmiş olmalı ki ‘Espri yaptım… Hanımı yüzünden çökenler de var’ dedi.
Bahçeli’nin hiç hazzetmeyeceği sözler bunlar. Özel hayatının konuşulmasından hoşnut olmadığını eski arkadaşı bilmeliydi. Resmen pot kırdı, hatasını düzeltirken de çam devirdi. Genç kalmak veya yaşlanmayı kadına bağlaması doğru olmadı. Bayram geyiklerinin unutulmazları arasına girdi. Vesair zamanlarda da hatırlanır bu. Belki Bahçeli’nin bir cevabı bile olur. MHP ile YRP arasında polemiğe bile dönüşebilir.
İkinci anekdotun başrolünde bu kez MHP var. AK Parti heyeti bayramlaşmak için MHP Genel Merkezi’e gitti. Çaylar söylendi, şeker tatlı ikramları geldi. AK Parti heyeti ikramları el sürmeyince MHP’li Mevlüt Karakaya rahatsız oldu. Ve dedi ki; ‘Bizim töremizde misafir ikram edileni yemiyorsa giderken kendisine çıkın yapılır’. AK Partililer istemeye istemeye ikramları atıştırdı. Bir espri tabii bu. Biraz zorlarsan siyasi kriz bile çıkartılabilir. Zaten iki parti arasında son dönemde soğuk rüzgarlar esiyor. Onun bir uzantısı olarak yorumlansa inanan çıkar.
Bayramınızı bu yazıyla kutlamış olayım.






















