(The Turkish Post) – HALİS GÜL

“Polis muhabiri, polisleşmemeli.” (Hasan Pulur)

“Yalan haber, günlük hayatta da, medyada da her zaman vardı. Bugün haberi üretme, yayma vasıtaları hem çoğaldı, hem çeşitlendi… Yalan haber teşvik ediliyor. Yalan haber üretimi finanse ediliyor. Bu iş için korsan haber portalları, web siteleri kuruluyor, troller besleniyor. İlkelerin, hakikatin, değerlerin, değerler adına çiğnendiği bir ahlâkî çöküşün içindeyiz. Bu çöküş de toplumu çok etkiledi. Kimi zeminlerde yalan haber üretmek fazilet sayılıyor. Eğer yalan benim işime yarıyorsa güzel. Eğer doğru bana, benim içinde bulunduğum takıma faydalı değilse kötü. Böyle bir anlayış gelişti ve zemin buldu.” (Yusuf Ziya Cömert)

“Yalan ve tabii yanlış haberle ilgili denetim, geleneksel olarak editoryal zincir içerisinde gerçekleşir. Muhabirden yazı işlerine kadar yükselen editoryal halkalar haberi denetler, yalanı yanlışı eler. Ama son dönemde burada aksamalar var; gazetecilik refleksleri zayıfladı çünkü. Bir de ombudsman (okur temsilcisi) görevlendirmek ve yayın ilkeleri ilan etmek gibi medyanın kendini denetleme mekanizmaları vardır. Ama maalesef Türkiye’de yeni başlayan ombudsmanlık müessesesi artık hemen hiçbir gazetede kalmadı. Meslek örgütlerinin denetimi de ne yazık ki etkili değil. Çünkü gazetecilik örgütleri ile çalışanlar arasındaki bağ çok zayıfladı.” (Faruk Bildirici)
(https://journo.com.tr/cevap-ve-duzeltme-hakki)
Yanlış haber girmek, basın kuruluşlarında her dönem olabilecek bir durum. Ancak habere konu insanlara büyük mağduriyet yaşatan yanlışı düzeltmemek için ‘ayıp’ kelimesi yetersiz kalıyor. Yanlışlık, kendilerine haberi veren kamu görevlilerinden kaynaklansa da gazetecinin düzeltme girmesi, mesleğin gereğidir.
***

29 TEMMUZ 2024 – ‘DİLENCİ BİR GÜNDE 10 BİN TL TOPLAMIŞ’
Elazığ’da belediye ekipleri tarafından yakalanan ve ‘dilenerek günde 10 bin 780 TL para topladığı’ iddia edilen yaşlı adamın aslında engelli bir birey olduğu ve köy halkının yardımlarıyla geçimini sağladığı ortaya çıktı. AK Partili Elazığ Belediyesi zabıta ekipleri, konuşamayan yaşlı adamı dilenci zannederek yakalamış, üstündeki paraları da ‘bir günlük kazanç’ diyerek kamuoyuna duyurmuştu.
Zabıta Müdürlüğü’nün duyurduğu, İHA’nın servis ettiği haberi küçük-büyük yüzlerce haber kuruluşu kullandı, binlerce tık aldı. Sosyal medyada linç edilen adamın acı gerçeği ve yanlış haberin düzeltilmesi ise çok az haber kuruluşuna nasip oldu.
AK Parti Elazığ Milletvekili Mahmut Rıdvan Nazırlı, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamayla olayın perde arkasını anlattı. Nazırlı, köy muhtarının kendisini arayarak yaşlı adamın zihinsel engelli ve gariban biri olduğunu ve elindeki parayı köylülerin yardımıyla topladığını söylediğini ifade etti.
Milletvekili Nazırlı, yaşlı adamın hem dilenci olarak lanse edildiğini hem de parasının alındığını belirterek, valiye durumu ilettiğini ve konunun takipçisi olacaklarını söyledi.
Gazeteci Esra Elönü de attığı tweetle, yaşlı adamın dilenci olmadığını ve paralarının da iade edildiğini duyurdu.
https://www.turkishpost.net/gunde-10-bin-lira-kazaniyor-denilen-adamin-aci-gercegi-ortaya-cikti/
***

6 OCAK 2024- ‘MOSSAD AJANI VAAZ VERMİŞ’
Yeni Şafak gazetesinin manşetinden verilen habere göre, Mossad ajanları operasyonunda sakallı adam ve başörtülü kadınlar yakalanmıştı. Haberde şöyle denildi: “MİT ve Emniyet’in deşifre ettiği Mossad casuslarının önceki gün yayınlanan görüntüleri ‘ajanlık’la ilgili birçok ezberi bozdu. Kadın casuslar başörtülüyken aksakallı bir adam dikkat çekmişti. Yeni Şafak’ın edindiği bilgilere göre Suriye uyruklu S.T. (sakallı kişi) geçen yıl Hatay Kırıkhan’da camide namaz sonrası vaaz bile vermiş.”
https://www.yenisafak.com/infografik/gundem/mossad-ajani-vaaz-vermis-4592519/1
Ancak 2 gün sonra Mossad ajanı diye fotoğrafları servis edilen sakallı adamın ve başörtülü kadının, yalnızca ikamet sorunu olduğu ve serbest bırakıldığı anlaşılıyordu. Gözaltına alındıktan sonra sağlık kontrolüne götürülürken medyaya servis edilen şahısların görüntüsü ve kıyafetleri üzerinden algı oluşturulmuştu. Yeni Şafak da kendisine verileni aynen doğru kabul edip “Mossad Ajanı Vaaz Vermiş” manşeti ile haberi servis etmişti.

SERBEST BIRAKILMALARI AZ SAYIDA MEDYADA YER ALDI
Suriye ve Filistin asıllı bu insanlar hakkında kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilip serbest bırakılması ise çok az sayıdaki medyada yer aldı. Mahkeme sanık Ahmet Koray Özgürün ile Alperen Erkut’un tutukluluğuna devam kararı verirken, diğer şahısların tahliyesine karar verdi. Medyadaki ‘yargısız infaz’a tepki gösteren Gazeteci Yazar Kenan Alpay, paylaşımında şu ifadelere yer verdi: “MOSSAD Ajanı olarak dört gündür teşhir edilen ‘sakallı-cübbeli adam ve tesettürlü kadın’ dahil 19 kişi ilk mahkemede serbest bırakıldı, Göç İdaresi tarafından deport edildi. İddianameyi ve savunmayı görmeden, yargı sürecini izlemeden hüküm kurmak büyük bir yanlıştır, bühtandır.”
https://www.yeniakit.com.tr/haber/mitin-yakaladigi-mossad-ajanlari-serbest-birakildi-1866590.html
***

‘MOSSAD AJANI SAĞLIK MÜDÜRLÜĞÜNDE ÇALIŞMIŞ!’
Öte yandan aynı operasyonla ilgili olarak İYİ Parti Balıkesir Milletvekili Turhan Çömez, gözaltına alınan şüphelilerden birinin fotoğrafını paylaşarak, “Güvenlik soruşturması yapılmadı. Diplomasına bakılmadı. Sınavlara sokulmadı. Önce vatandaşlık, sonra da Sağlık Bakanlığı’nda iş verildi. Meğer Mossad ajanıymış. Hay Allah, biz de onu muhacir kardeşimiz sanıyorduk!” ifadelerini kullandı.
Dönemin Sağlık Bakanı Fahrettin Koca ise operasyonda şüpheliler arasında ‘doktor’ da olduğu iddialarına ilişkin açıklamalarda bulundu. Koca, “Operasyon kapsamındaki şahıslar arasında iddia edildiği gibi yabancı uyruklu doktor yoktur. Eğer olsaydı, iddia sahipleri kendilerince sonuçlar çıkaracaklardı. Gerçek, olmasını istedikleri gibi değil” ifadelerini kullandı.
“DOKTOR DEĞİL, TEMİZLİK GÖREVLİSİ”
Doktor olduğu iddia edilen yabancı uyruklu şahsın temizlik görevlisi olduğunu kaydeden Koca, “Operasyon sonucu çıkarıldığı adli mercilerce adli kontrol ve yurt dışına çıkma yasağı ile serbest bırakılmıştır. Mısır uyrukludur. Avrupa Birliği ile ortak yürütülen Göçmen Sağlığı Merkezleri Projesi kapsamında 2019’da işe alınmıştır. İşe alımı öncesinde Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı tarafından yapılan güvenlik soruşturmasında olumsuz bulgu tespit edilmemiştir. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığınca kendisine 31 Ocak’a kadar çalışma izni verilmiştir. Temizlik görevlisi şahıs bugüne dek hiçbir sağlık hizmetine dahil olmamıştır” dedi.
https://www.milliyet.com.tr/gundem/mossad-ajani-saglik-mudurlugunde-calismis-7060799
***

MOSSAD PARA İLE HAMAS’I TAKİP EDİYOR
Gazeteci Barış Terkoğlu da Mossad operasyonları sonucunda, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nda tam 57 kişi hakkında bir iddianame düzenlendiğini yazdı. Sanıklara “Devletin Gizli Kalması Gereken Bilgilerini Siyasal veya Askeri Casusluk Amacıyla Temin Etme” suçlaması yöneltildi. Sanıkların bir kısmı Suriyeli, Filistinli, Afgan ve Lübnanlı’ydı. İddianame İstanbul 28. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından iki kez reddedildi, sonra kabul edildi.
Terkoğlu şunları yazdı: “İddianameye göre MOSSAD, İsrail’de bir operasyon ekibi kurmuş. Türkiye’ye gelmeden ancak Türkiye’de bazı isimler aracılığıyla ülke içinden bilgi toplamaya başlamış. Söz konusu sanıklar da işte bu ağa takılmışlar.
Kimler hakkında bilgi toplanmış?
İddianame yanıt veriyor: ‘İsrail’in Filistin politikasına muhalif Filistinli aktivistler başta olmak üzere ülkemizdeki Ortadoğulu şahıslara ve anılanlarla bağlantılı vatandaşlarımıza yönelik…’
Bu bilgilerin Türkiye’ye maliyeti ne olabilir? İddianamede şöyle yorumlanıyor:
‘(MOSSAD’ın) ülkemizde cinayet, adam kaçırma, tehdit/şantaj gibi suçları işlemeyi tasarladıkları değerlendirilmektedir…
Kısacası savcılığa göre Haniye suikastının benzerleri Türkiye’de de gerçekleştirilecekti. Bunun için HAMAS yanlısı kişiler hakkında bilgi toplanıyordu.
DEDEKTİFLİK FİRMALARINI KULLANMIŞLAR
Eminim merak ettiniz. İsrail’e MOSSAD ajanı olmadığı halde bilgi verenler kimler?
Gelelim duruşmalarda bu isimlerin anlattığına…
Örneğin A.Y.’nin avukatı şunu anlattı: “Benim müvekkilim emekli polis memuru, malum emeklilik şartlarından dolayı dedektiflik işi ve şirketi kurmuştur. Yabancı bir kişi müvekkil ile iletişime geçerek Türkiye’de bulunan yabancı bir kişinin ikamet bilgilerini vererek o kişinin orada oturup oturmadığına dair müvekkilim ile iş birliği kurmuştur, müvekkil yabancı kişinin orada oturduğunu kendisi ile iletişime geçen kişiye bilgi vermiştir…”
C.C.P.’nin avukatı: “Müvekkilimin dedektiflik şirketi vardır…”
A.G.’nin avukatı: “Müvekkil Google reklamlar kısmında gözükecek üzere dedektiflik faaliyeti gerçekleştiriyor…”
M.S.’nin avukatı: “Müvekkilimin dedektiflik şirketi vardır, bunlar yasal şirketlerdir, Ticaret Sicil Gazetesi’nde yetkileri yer almaktadır…”
İ.Y.’nin avukatı: “Türkiye’de dedektif tutmak yasak değil ama yasal olması zorundadır, müvekkilimin şirketi vergiye tabiidir…”
H.G.’nin avukatı: “Müvekkilimin dedektiflik firması var…”
Uzatmayayım…
Haberlerde “eski polis MOSSAD ajanı çıktı” başlıklarının nedeni zaman geçtikçe anlaşıldı. Türk sanıklar, polislikten sonra dedektiflik bürosu kurmuştu. Yurtdışından MOSSAD bağlantılı kişiler; elbette ajan olduğunu söylemeden, masum görünen taleplerde bulunmuşlardı. Kimi zaman bir İngiliz bankasının avukatı olarak Türkiye’de bulunan bir kişi için icra takibi yapacaklarını bu kişinin adresinin doğru olup olmadığını bu firmalara sordular. Kimi zaman ise bir müvekkilinin Türkiye’de yaşayan birisiyle evleneceğini, ancak Türkiye’de de evli olduğunu duyduklarını bunun doğru olup olmadığını araştırmalarını istediler. Bazen de kendilerini emlakçı olarak tanıtarak, Türkiye’de gayrimenkul almak istedikleri için bazı gayrimenkuller ile bilgi talep ettiler. Sanıklar ise temas kurdukları isimlere bu bilgileri para karşılığı verdi.
Nitekim sanıklar MOSSAD ajanlığıyla değil, bu kişilere bilgi vermekle suçlanıyordu. Üstelik sanıklar arasında tek bir İsrailli yoktu. Asıl bilgi toplayanlar kurtulurken, yemledikleri sanık olmuştu.
57 SANIKTAN İKİSİ TUTUKLU
Üstelik yabancıların da çok azı ne olduğunun farkındaydı. Çoğunluğu para kazanmak için kendileriyle temas kuranlara adres, fotoğraf vs göndererek sanık olmuştu. Bazıları kafalarına çuval geçirilerek siyah bir minibüse bindirildiklerini, aylarca tutuldukları merkezde ajan olmadıklarını anlatmaya çalıştıklarını söylüyordu. Hatta bazı sanıklar bilgi bile göndermeden banka hesabını kullandırdığı için ajanlık dosyasının içine düşmüştü.
Son bir detay…
Bir sorun da hukukilikten yaşandı. Zira verilen bilgiler Türk devletiyle ilgili değildi. Çoğunluğu HAMAS bağlantılı kişilerin Türkiye’deki bilgileriydi. Ceza kanununda buna yönelik bir suç yoktu. Haliyle değerlendirme, bu kişilere yönelik MOSSAD suikastlerinin Türkiye’yi zor durumda bırakabilmesi ihtimali üzerinden yapılıyordu.
Dosyada son olarak iki tutuklu kaldı. Yabancı sanıkların yurtdışı yasağı bile kaldırıldı.
Bu ve benzeri dosyaların çoğunda hikaye benzer durumda. MOSSAD, çoğunlukla ajan yakalatmadan Türkiye’de HAMAS’ı takip ediyor. Sonunda mağdur olanlar ise üç kuruş kazanma umudundaki sıradan insanlar oluyor. Elbette derdin kaynağı, Ortadoğu’dan Afganistan’a Mısır’dan Afrika’ya bütün krizlerin parçası olan dış politikanın, sonunda ülkeyi uluslararası hesaplaşmaların parçası haline getirmesi. Ülkenin ekonomisinin iki paraya istihbarat toplamaya imkan vermesi…”
***
***
***























