(The Turkish Post) – HALİS GÜL
Diyanet İşleri Başkanlığı ve Türkiye Diyanet Vakfı tarafından düzenlenen ve Türkiye’nin 11 farklı ilinden 500 gencin ağırlandığı ‘2024 Yazımda Kardeşlik Var’ temalı yaz kampı kapanış programı Ankara’da yapıldı.
21 Temmuz 2024’te Türkiye Diyanet Vakfı Konferans Salonu’ndaki programda Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş kapanış konuşması yaptı. Sosyal medyada yayılan görüntülere göre, Başkan Erbaş, konuşmasının bir bölümünde Hazreti İsa’nın da öldüğünü ifade etti. “Allah’tan başka herkes ölücüdür. Hazreti İsa da öldü.” diyen Erbaş’a salondan birinin ‘göğe yükseltilmedi mi?’ şeklinde itiraz ettiği görülüyor.
Diyalog şöyle gelişiyor: “Allah’tan başka herkes ölücüdür. Hazreti İsa da öldü. Kur’an-ı Kerim’de onun öldüğüyle ilgili .. efendim?.. öldü… artık ondan sonrasını, göğe.. Allahu Teala onu ruhen yükseltmiş olabilir ama onun da öldüğünü bilmemiz lazım.”

ALİ ERBAŞ’IN KONUŞMASINDAN O BÖLÜM
https://twitter.com/i/status/1815780355204358294

NİSA SURESİ 157-159 AYETLERİ
Hazreti İsa’nın, Erbaş’ın dediği gibi ‘ölerek mi göğe yükseldiği’ yoksa ölmeden mi gök katına çıktığı sosyal medyada gündem oldu. Birçok kullanıcı Diyanet İşleri Başkanlığı’nın resmi hesabının uzantısı olan Kur’an tefsirindeki Nisa suresi 157 ile 159. ayetlerini hatırlattı:
https://kuran.diyanet.gov.tr/tefsir/Nis%C3%A2-suresi/648/155-161-ayet-tefsiri
﴾157﴿
“Allah elçisi Meryem oğlu Îsâ Mesîh’i öldürdük” demeleri yüzünden… Hâlbuki onu ne öldürdüler ne de çarmıha gerdiler; (başkası ona benzer kılındığı için) şüphe içine düşürüldüler. Onun hakkında ihtilâfa düşenler bu konuda tam bir kararsızlık içindedirler. Bu hususta zanna uyma dışında hiçbir bilgileri yoktur ve kesin olarak onu öldürmemişlerdir.
﴾158﴿
Bilâkis Allah onu kendine kaldırmıştır. Allah izzet ve hikmet sahibidir.
﴾159﴿
Ehl-i kitap’tan her biri ölümünden önce ona mutlaka iman edecektir; o da kıyamet gününde onlara şahit olacaktır.

ŞENOCAK: ÖLDÜYSE, KİM ÖLDÜRDÜ, MEZARI NEREDE?
https://twitter.com/i/status/1815857626783064479
Konuyla ilgili değerlendirmesi bulunan İlahiyatçı İhsan Şenocak, Allah’ın ‘intikam almada aziz’ olduğunu ifade ederek “Onu şikayet etti ya bir adam, İsa budur diye.. Allah onu İsa Aleyhisselama benzetti, o kişiyi öldürdüler.” dedi.
“Cenabı Hak, eğer murad ettiyse, İsa Aleyhisselamı bedeniyle göklere çıkarmaya kadirdir.” diyen Şenocak şunları kaydediyor: “Miraca Resulullah’ı çıkarmadı mı? Peygamberi göklere çıkaran, melekleri göklerden yere indiren, sema için, gökler için yarattığı o melekleri dünyaya indiren Allahu Teala, dünyadan bir peygamberi göklere çıkarmaya elbette kadirdir. Ne yiyormuş ne içiyormuş, böyle saçma sorular soruyorlar. Hz. İsa anne karnında ne yiyor? Dünyaya gelince ne yiyor? Bir çocuğu doğduktan sonra anne karnına soksalar ne olur, boğulur gider, nefes alamaz. Orada ayrı bir yaşam, doğunca ayrı bir yaşam.. Göklerde de Hazreti İsa ayrı bir hayatta. Anne karnında seni 9 ay saklayan Allah Teala elbette kadirdir. Şimdi göklere çıktı deyince o zaman alıyorlar Al-i İmran suresinin 55. ayetini okuyorlar, diyorlar ki, burada Allah Teala ‘seni tevaffi edeceğim, seni bana yükselteceğim’ diyor, dolayısıyla burada onu öldürdüğünü haber veriyor.”
‘CENAB-I HAK, KESİN BİR ŞEKİLDE ‘ÖLDÜREMEDİLER’ BUYURUYOR’
Kur’an-ı Kerim’de tenakuz olmadığını vurgulayan Şenocak şöyle devam ediyor: “”Ayetler birbiriyle çatışmaz. Kesin bir şekilde onu öldüremediler buyuruyor Cenab-ı Hak.. Onu göğe yükseltti. Peki eğer öldüyse nerede İsa Aleyhisselamın cesedi? Kim öldürdü? Nerde öldü? Hani peygamber ya, onun ümmeti olacaktı, onlar haber verecekti, var mı böyle bir haber, bir yerde mezarı var mı? Yok. Kim öldürdüğüne dair bir haber, bir kayıt var mı? Yok. O zaman Allah Teala onu kesin bir şekilde göklere yükseltti. Buradaki tevaffa hangi anlamdadır. Tevaffanın birinci anlamı bir şeyi maddesiyle kabzetmektir. İkinci anlamı ruhu kabzetmektir. Yani ne zaman mecaza gideriz. Eğer hakikat anlamını veremiyorsa o zaman mecaza gideriz. Adam kirazı yedim diyor, ağaç yenebilir mi? Yenmez. O zaman meyvasını yedi. Adam mecazi manada ben ağacı yedim diyor, burada mecazi mi, hayır, hakiki mana. Bakıyoruz, kesin, öldüremediler, cenabı hak, göklere yükselttiyse o zaman burada hakiki anlamı alıyoruz. Eğer hakiki anlamı almak mümkün olmasaydı, o zaman mecaza giderdi. Yine burada da kesin bir delil var, ehli kitaptan hiç kimse yok ki ölümünden önce ona iman etmiş olmaz. Demek ki İsa Aleyhisselam, göklerde ve inecek. Kıyametin alameti olarak gelecek İsa Aleyhisselam ve inince ehli kitap tamamı ona o zaman inanmış olacak. Kıyamet günü de kendi dönemindeki ve o inişine kadar olan zamanda onu tekzip eden, yalanlayanlar aleyhinde şehadette bulunacak.”

BEDİÜZZAMAN’A GÖRE DE HZ. İSA HAYATTA
Sorularla İslamiyet sitesinde de konuyla ilgili soruya verilen cevap şöyle:
https://sorularlaislamiyet.com/hz-isa-oldu-mu-carmiha-mi-gerildi-yoksa-hayatta-midir
Hz. İsa (as) hayattadır. Asrımızın büyük âlimlerinden Bediüzzaman Said Nursi, (Allah rahmet etsin) “Mektubat” adlı eserinde, hayat mertebelerini beşe ayırarak Hz. İsa (as)’ın üçüncü hayat mertebesinde olduğunu ifade etmektedir. Bunu söylerken de bazı hadislere dayanmaktadır. Fakat bazı alimlerin hayatlarını kabul etmemelerini ise, Hz. İsa (as)’ın bizim gibi aynı hayat şartları içerisinde olmadığına dayandırır.
Yani hayat mertebeleri beştir, Hz. İsa (as) ise üçüncü mertebededir. Bu mertebeler ise şunlardır:
1. Bizim hayatımızdır. Bizim hayatımızın devam edebilmesi için, yemek, içmek ve hava almak gibi zaruri ihtiyaçları görmek zorundayız.
2. Hz. Hızır ve İlyas (as) hayatlarıdır ki, bir anda birkaç yerde bulunabilirler. Yemek içmek zorunda olmamakla beraber, istedikleri zaman yerler, içerler ve beşeri duruma girerler.
3. Hz. İdris ve İsa (as) hayatlarıdır. Bu zatlar beşeriyet ihtiyaçlarından uzaklaşmışlardır. Melek hayatına benzer bir mertebeye çıktıklarından, bizimle hiç münasebetleri olmaz.
4. Şehitlerin hayatıdır. Kur’an’ın ifade ettiği gibi, şehitleri ölü olarak bilmemek gerekir. Çünkü onlar kendilerini ölü bilmedikleri için, kendilerini hayatta bilmektedirler. Ve kabir ehlinden farklı bir mertebede yaşamaktadırlar.
5. Kabir ehlinin hayat mertebeleridir. Ölülerin bile kendilerine münasip bir hayat mertebesinde oldukları imanın ve Kur’an’ın ifadeleriyle sabittir.
İşte bu ifadelerden anlaşıldığı gibi, Hz. İsa (as) hayattadır; fakat bizim hayat mertebesinde olmadığı için hayatında ihtilaflar olmuştur.
KONUYLA İLGİLİ SONRAKİ HABER:
Halis Gül yazdı l Tepkiler artınca Ali Erbaş, ‘Hazreti İsa öldü’ sözünü düzeltti – Turkish Post
























